Fransa’da özel bir kreşte çalışan ve başörtülü olması hasebiyle görevden alınan Fatma Afif adlı kadın, hakkında verilen kararı BM İnsan Hakları’na iletti ve şikâyette bulundu. BM İnsan Hakları Komisyonu Fatma Afif’in mağduriyetini değerlendirdi ve mağdureye tazminat ödenmesine karar verdi. İnsan Hakları Komitesi Fatma Afif gibi başörtülü kadınlara inançları dolayısıyla orantısız olarak ayrımcılık yapıldığını kaydetti.
Fatma Afif için verilen karar bizler için memnuniyet verici olabilir fakat bu kuruluşların genel itibariyle hak ihlalleri konusunda kayda değer bir adım attıklarını söyleyemeyiz. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen Mart 1976 itibariyle de yürürlüğe giren kişisel ve siyasi haklar sözleşmesi sözde din özgürlüğünü savunuyor fakat biz bunun tezahürlerine şahit olamıyoruz. Nitekim bu kuruluşlar genel itibariyle ABD ve Siyonist odakların güdümünde hareket ediyor ve onların taleplerine uygun kararlar veriyor.
Fransa’da birçok kuruluş laikliğe aykırı olduğunu gerekçe göstererek insanların inanç ve değerleri ile ilgili sembollere izin vermiyor. Laikliğin babası sayılan Fransa Müslümanların inanç ve değerlerini yerme, aşağılama gibi faaliyetlerde ise hep ön saflarda yer alıyor. Laikliği din haline getiren bu zihniyetler İslami değerlere karşı dogmatik bir yaklaşıma sahipler ve bu tutumları ile sık sık gündeme geliyorlar. Müslümanların, daha yakın zamanlarda yaşanan ChrlieHebdo olayına karşı öfkeleri dinmemişken şu günlerde Hz Peygamberle ilgili bir karikatür yarışmasından bahsediliyor. Küresel Batı ve bu zümrelerin karanlık zihniyeti Müslümanlara sadece fiziki anlamda saldırmıyor, onların manevi değerlerine de saldırarak güçten düşürmeye ve yükselen sesleri susturmaya çalışıyorlar.
İslam’ın değerleriyle dalga geçen ve Hz. Peygamberle ilgili karikatür yarışması düzenleneceğini açıklayan GeerdWilders, Müslümanların tepkileri neticesinde yarışmayı iptal ettiğini belirtmiş. Sabrımızı sonuna kadar kullandık ama onlar hâlâ bizim niyetimizi, tepkilerimizi, algılarımızı test etmeye niyetliler. Fakat inandığımız ve adımız kadar emin olduğumuz iki gerçek var. Birincisi onlar isteseler de istemeseler de Allah nurunu tamamlayacak, ikincisi altın nereye ya da hangi maddenin içine atılırsa atılsın özünden bir şey kaybetmez.