İlber Ortaylı nın şiirle ilgili bir sözü tartışma konusu

olmuştu. Bir televizyon programında Ortaylı şöyle bir cümle sarf etti; Türk

edebiyatı romanla Nobel alırsa, hak etmiş sayılmaz. Çünkü Türk edebiyatının

Nobel i hak edişi şiirledir. Bir Türk şairinin Nobel ödülü alıp alamayacağını

zaman gösterir ancak İlber Ortaylı burada şiirin bizdeki geçmişine atıf yapmış

olmalıdır.  Çünkü şiirimiz romana göre

batılı sayılmaz. Esas mesele şiirlerin ödüle layık görülmesi değildir elbette.

Teşvik ve tanıtım açısından bir şairin şiirinin ödüle layık görülmesi de

küçümsenmemelidir. Fakat önemli olan şair ve şiirdir. Bu bakımdan ülkemizde

düzenlenen şiir dinletilerinin önemsenmesi ve işlevidir.

Şiir dinletileri, şiir akşamları, şiir şölenleri bütün bu

etkinliklerin sanatsal açıdan bir şölene dönüşmesi arzulanmakla birlikte bu

kültürel faaliyetlerde birçok ortak amaç bulunmaktadır.

Şiir dinletilerinin yegâne amacı bir grubu veya zümreyi

öne çıkarmak, kazanım sağlamak, reklam yapmak gibi bir düşünceyle yapıldığı

düşünülmemelidir. Ancak böylesi nitelikten uzak organizasyonlar da olabilir.

Şiir dinletileri asli olarak Türk şiirine hizmet etmek,

katkıda bulunmak ve şiir sanatının yapıldığı belde, ilçe, kent her nerede ise o

mekâna o mahale o kente de mutlak surette bir katkı sunmaktır. Buradaki asal

durum bir şehrin kültürel anlamda bir noktaya gelmesi yönünde yapılan

gayretlerdir, çabalardır. Dinletiler sadece sanata değil o şehrin tanınmasına

katkılar sağlar. Mesela Hazar şiir Akşamlarına gelen şairler; şehir merkezini,

Harput Kalesini, Hazar ve Keban Baraj Gölünü, Buzluk Mağarasını, Çaydaçıra

Halkoyununu, Ağın Kaplıcasını, Hazarbaba Kayak Merkezini, Arap Baba Türbesini

ve daha nice güzellikleri görür ve tanır. 

Dinletiye gelen şair ve yazarlar, şair ve şiirin yanı

sıra o kentin turizmini de anlatan yazılar da çıkmaktadır ki bu dinletilerin

yapıldığı kentlerin tanıtımı açısından da son derece faydalı bir harekettir.

Şair, şiir ve kent açısından bu çabalarda kendi rüştünü ispat noktasında

ulusallıktan evrensele bir yol almaktır. Fakat ulusal veya evrensel bir konuma

gelse de gelmese de şiir dinletilerin kentlerde özlenen bir medeniyet ufkuna

ağır da olsa yol alınmasına katkı sağlanıyor olmasıdır. Bu açıdan bakıldığında

Şiir dinletilerinin her defasında da iyi organize edilerek büyük düşünüldüğünde

yansımalarının harika bir düzeye gelmeye başladığında bu etkinlikler amacına

ulaşmış demektir.

Bu anlamda hem şaire hem de şairleri ağırlayan ev

sahiplerine büyük görevler düşüyor. Önümde, katıldığım şöyle bir görüş var:

Şair ve şiirin ben olmaktan, egoistlikten, sadece kendini düşünmecilikten

çıkıp vicdanen, ruhen biz olmak zorundadır. Belki de modernizmin açtığı

yaralara karşı biz olmak bir kalkan oluşturabilir, kelimelerin arkasındaki

manevi güç meydana çıkabilir. Biz olmak için bir araya gelmenin en iyi yolundan

biri olarak şiir şölenleri görülmektedir.

Şiir dinletileri birer şiir şölenlerine dönüşmelidir. Bu

dinletilerde ayrı kalan, uzun süredir görüşmeyen şairlerin ve şiir severlerin

bir bakıma vuslatı oluyor. Bu sayede adını duyan, görmek ve tanışmak fırsatı

bulamayan bazı şairler içinde tanışmak, kaynaşmak ve kavuşmak gibi bir kazanım

ortaya çıkıyor. Şairler arasında da uzun dostlukları kuruluyor. Hatta o hava

ile daha güzel eserler de meydana getirmesine katkı da sağlanmış oluyor. Şiire

ilgi duyan ve şiirini takip eden dinleyiciler de bu sayede göremeyeceği

şairleri de görme fırsatına da sahip olmaktadır.

Kimilerine göre bu şölenlerin tek faydalı yönünün

şairlerin birbirleriyle tanışmaları, birazda kültür alış-verişi yönünden yararlı

olduğu görüşüdür. Ancak bu dinletiler sadece bu haliyle düşünülmemelidir. Kente

kattığı manevi atmosfer ve etkileri de göz ardı edilmemelidir.

Bugüne kadar ülkemizin birçok yerinde şiir dinletileri

gerçekleştirildi.  Güneysu şiir

şölenleri, Suçıktı şiir akşamları, Erciyes ve Kapadokya Şiir Günleri bilinen

bazı şiir dinletilerdir. Bu şiir dinletileri içinde tespit edebildiğim

kadarıyla en uzun soluklusu burada yapılıyor. Bu anlamda Kahramanmaraş Dolunay

Şiir Şölenleri bu yıl 17.si, yanılmıyorsam Suçıktı Şiir Akşamları 19.sunu

gerçekleştirildi.  Hazar Şiir Akşamları

da 22.sini düzenliyor. Ankara, İstanbul, Bursa, İzmir, Eskişehir, Erzurum,

Kayseri, Nevşehir, Niğde, Çorum gibi pek çok ilde şiir dinletileri yapılıyor.

Şiir dinletilerinin düzenlenmesinde bir avuç gönüllü insan gecesini gündüzüne

katarak, çaba sarf ediyor. Bu etkinliklerden bazılarının ne fedakârlıklarla

yapıldığını biliyoruz. Bu faaliyetlerin bir de maddi boyutu vardır. Elazığ gibi

kurumsal hale gelen şiir dinletileri ulusallıktan öte evrensel bir başarı ve

değer taşımaktadır.

DİNLETİLERDE ELEŞTİRLER VE YAPILMASI GEREKEN BAZI HUSULAR

 Şiir

dinletileriyle ilgili tartışabilecek olumlu ve olumsuzlukları kapsayabilecek

hususlar üzerinde de kısaca durmak istiyorum. Şiir dinletilerinin bir edebiyat

dergisi etrafında yapılıp yapılmaması da tartışmaya açık bir durum olmakla

birlikte dergi yöneticilerinin yaptığı bu tür etkinlikler genelde olumlu

bulunmakta ve sonuçlanmaktadır. Şiir şölenleri ile ilgili en çok eleştiri alan

durum ise bazı yerlerde yapılan şiir şölenlerinde her yıl aynı isimleri

çağırmaktadırlar. Bu da sanki şiir bu isimlerin etrafında dönmektedir gibi bir

izlenim vermekten de öte Körler sağırlar birbirini ağırlar gibi bir durum

ortaya çıkmaktadır. Böylesi bir durum ise her şölene çağrılan ve giden kimi

şairler belli etmese de kendilerini elit şair gibi bir ruh haline sokmaktadır.

Ayrıca bazı şairlerce de bazı dengelerin gözetildiği veya gözetilmediği ileri

sürülerek eleştiriler getirildiği de olmaktadır. Ayrıca şiir şölenlerine her

yıl değişik şairler davet edilmesi bir bakıma o kentin daha iyi tanıtılması,

hem de değişik şairlerin ilgi çekebilmesi açısından da çok iyidir. Hazar Şiir

Akşamları bu kapsamda güzel işlere imza atıyor. Burada kültürel etkinlikler

sadece şiir okumakla, dinleti sonrasında yapılan gezilerle sona ermiyor. Daha

önceleri Kahramanmaraş ta, Dursunbey Suçıktı da ve Osmaniye deki tertiplenen

şiir şölenlerinde de gözlemlenen şair ve şiir üzerine sohbetler, radyo ve

televizyon programları yapılıyordu. Eleştirisel yaklaşımlarda bulunuluyordu.

Elazığ bu anlamda uzun yıllardır daha organizeli ve kapsamlı bir şekilde

yolunda ilerlediği görülüyor. Düzenlenen panellerle de şair, şiir ve dergilerin

sorunları gibi birçok meseleye ışık tutulmaya devam ediyor.

Her yıl artan şiir dinletilerinde şiir yarışmaları da bu

etkinliklere ayrı bir canlılık katmaktadır. Bu dinletilerde şiir

etkinliklerinin tarihsel kökleri ve günümüze yansımaları, sonraki yıllarda

yapılabilecekler üzerine fikirler yürütülüyor. Gelecekte şiir etkinliklerinin

daha zengin içerikli programlara dönüştürülerek sanatçı- toplum birlikteliğine

zemin hazırlayan platformlar haline gelmesi Türk edebiyatı ve Türk şiiri

açısından daha da iyi olacaktır. Bu etkinliklerin uluslararası zemine

taşındığında yüreklerdeki heyecan daha da artıyor. Burada bu atmosferi

görebiliyoruz. Yurtdışından gelen uzak yakın kardeşlerimizle kardeşcesine

ilgilenmek, onların sözünü, sesini işiterek mutlu olmak, büyük şahsiyetlerini

tanımak, buraya gelen davetliler için büyük bir kazanım olduğunu düşünüyorum.

Şiir dinletilerinde dikkat edilmesi gereken bazı

hususları da kısaca özetlemek gerekirse

Dinletilere valiliklerin ve belediyelerin destek

vermeleri önemlidir. Bu destekler sürmelidir. Bazı kentlerde bu anlamda bir

sıkıntı yoktur. Düzenlenen paneller şiir dinletisiyle aynı anda olmamalıdır ve

ayrıca panellerin aynı anda birkaç salonda olmasının dinleyici, yemek ve gezi

gibi buluşmalarda aksamalara yol açmaktadır. Bu nedenlerle de etkinliklerin tek

salonda yapılması daha uygun olabilir.

Program saatlerine hassasiyet gösterilmelidir. Ne çok

erken ne de çok geç olmalıdır. Dinletiye davet edilen şairlerin sayısına dikkat

edilmelidir. 40-50 civarında şairin şiir severlere şiirlerini okumaları sayısal

olarak genelde normal görülmekte olduğu anlaşılıyor. Bu sayının üzerinde şairin

dinletilere davet edilmesi ise olumlu karşılanmamaktadır. Ayrıca şairlerin

şiirlerinde süreye riayet etmeleri gerekmektedir.   Programlarda yapılacak konuşmalara da dikkat

edilmeli, bazı kişilerin yaptığı gibi söz fala uzatılmamalıdır. Bazı şölenlerde

plaket töreninde usulsüzlükler göze çarpmaktadır.

Değerli dost Muhsin İlyas Subaşı bir mısraında;

Mısralar şairini yücelten bir kanattır

Şiiri yazmak kadar okumak da sanattır demiş.

Dinletilerde, şiir okunurken susmalı, şaire ve şiir

severlere saygı gösterilmelidir. Bir şair, şiir okunurken susmalı, susmayanı

asmalı demiş. Hem şairi hem de şiiri anlamanın yolu şiiri iyi dinlemekten

geçiyor.

Dinletilerin sulandırılmaması, şairlerin de ses tonu,

vurgu, ahenk, mimik ve jestler gibi özelliklere dikkat etmeleri gerekiyor.

Dinletiler çekici hale getirmelidir. Bunun için de davet edilecek şairler kadar

program ve organizelere büyük emek vermek ve özen göstermek gerekiyor.

Şiir dinletileri için hitap edeceğiniz topluluğun yaşı ve

o anki ruh halleri de çok önemlidir. Programlar öyle güzel ve iyi olmalı ki

öğrencilerden halkın birçok katmanın ilgisini çekebilmelidir. Davetliler icra

edilen sanattan memnun ayrılmalılar. Bu etkinlikler davetlilere, kente ve

sanata mutlak bir katkı sunmalıdır.

Şiir Şölenleri Elazığ da olduğu gibi kurumsallaşmalı;

uluslararası olmalı, geçmiş asırların anıtlaşmış şairlerini hatırlatmak

yanında, yedi iklim dört bucaktan zamanımızın yaşayan dil ve şiir ustalarını

bir araya getirerek yeni bir edebî dirilişin, kardeşliğin, birlikteliğin zemini

hazırlamalıdır.

Bu etkinliklerin, temennimiz; gönüllerin birlikte

sevgiyle coştuğu, sevgi pınarlarından doyasıya içildiği, gül bahçelerinden

güller koklandığı, aynı kültürün nasıl paylaşıldığının bir göstergesi ve

yarınlara bu değerlerimizi taşımak olmalıdır.