Sevgili Peygamberimizin dualarından en çok tekrarladığım

başta Seyyid ül İstiğfar duasıdır, ikinci olarak da Rabbi, lâ tekilnî, ilâ

nefsî, tarfete aynin/Rabbim, bir göz açıp kapayıncaya kadar beni bana bırakma

duasıdır.

Tenimin yönetimini bir anlığına bana bıraksa bütün vücut

darmadağın olur.

Tırnağın gıdasından, saçın gıdasına kadar, beyinden kılcal

damarlara kadar her hücremizin nerede olduğunu, ne kadar ihtiyacı olduğunu

bilmeyiz.

Vücudumuzu Allah tan başka hiçbir hastanenin en değerli

doktorlarının yönetmesine bile bırakmayız.

Tenimizin düşmanları olduğu gibi gönlümüzün düşmanları daha

gizli, daha katı ve tehlikelidir.

Her şeyin haramını isteyen nefsimiz de dıştan gelecek

düşmanlara kapı açıveren işbirlikçidir.

Onun için bir anlığına tenimizi ve canımızı Allah tan

başkasına, hatta kendi nefsimize bile teslim etmeyiz.

Edersek ne olur

Nefsimizin isteklerini tatmin edenlerin yanında oluruz.

Gece namazı kılsak bile gündüz dinimize düşman olanların

yanında yer alarak Müslümanlara karşı tavır alabiliriz.

Nefsimiz de bu yaptığını İslami terimlerle allar pullar ve

yaptığımızın İslam a göre doğru olduğunu bize yutturur.

Hatta bu konuda fetva verebilecek çok fetvatör de bulunur.

Camide imam oluruz ama nefsimizin isteklerini karşılayanların

isteklerini Rabbin emir ve yasaklarının önüne alarak, din adına yapılması

gerekenleri yapmayarak camileri İslam ı engelleme mekânları haline

getirebiliriz.

Müftülük makamını da aynı gayeler için kullanabiliriz.

Hatta İslami ilimler fakültesi dekanı oluruz o fakültede

yetiştirdiğimiz öğrencilerle İslam ın önünü kesecek ve nefsimizin isteklerini

tatmin edenin koltuğunu ayakta tutacak askerler yetiştirebiliriz.

Kur an kursunda Fatiha yı ezberletirsiniz ama

İyyakena büdü/Biz ancak sana kulluk ederiz anlamına geldiğini, kulun kula kul

olmaması gerektiğini, Kur an a aykırı kriterler kimden gelirse gelsin ona

uyanlar, onun kulu olduğunu anlatmamak üzere yetiştiririz.

81 ilin, 957 ilçenin, 35 bin köyün en merkezi yerinde

camiler vardır.

Anahtarı imamlarımızın elindedir.

Hiçbir kurum, kuruluş, şahıs, klik, parti, meşrep böyle bir

imkana sahip değildir.

Ama il ve ilçe merkezlerindeki ulu camiler asli görevini

yapmaktan uzak olduğunu üretiminden anlıyoruz.

Bakınız, İslam âleminin en saygın bilinen âlimlerinden Said

Ramazan el-Buti, Mücahitlerin yanında değil, elli yıldır Müslümanlara kan

kusturanların yanında yer almış, yanında yer aldığı zalimlerin bombasıyla mı

yoksa muhaliflerin bombasıyla mı öldürüldüğü kesinlik kazanmamıştır.

Muhalifler, O bölgenin Esed in bölgesi olduğunu, camileri bombalama işi de

onun işi olduğunu söylediler.

Kimin öldürdüğünü bilemeyebiliriz ama kimin safında olduğunu

kendisi açıklamış, mücahitleri asi olarak ilan etmiş ve Esed in safında iken

öldürülmüş. Beşşar da timsah gözyaşlarıyla adamının ardından ülke genelinde bir

gün yas ilan etmiştir.

Sevgili Peygamberimiz, Bir topluluğun

karaltısını/kalabalığını çoğaltanlar o topluluktan sayılırlar buyurmuş.

(Deylemi, İbni Mesud dan rivayet ediyor. Kenz-ülummal 9/36 hadis no: 24735,İbni

Mübarek ise Zühd ünde Ebu Zerrin-il Ğıfari nin sözü olarak vermiş. Ebu Ya la,

Müsned inde İbni Mesud dan Efendimizin sözü olarak rivayet etmiş. (Bakınız

Nasb-ur Raye 4/403)

Gönlü Sevgili Peygamberimizle olup da parası ve silahıyla

peygamber düşmanlarının yanında olanlar bu hadise dikkat etsinler.