Ehli Sünnet inancına göre ister fitneye karışsın ister karışmasın; bütün sahabeler adildirler. Allah’ın onlara Peygamberin sahabesi olma şerefini bahşetmesi, dine yardım etmeleri, Allah için hicret etmeleri, Resulullah (s.a.v.) ile birlikte cihad etmeleri, dini hükümleri muhafaza etmeleri ve bizzat kendilerinin bu emirleri yaşamaları gibi nedenler göz önünde bulundurularak haklarında hüsnü zan yapılmak sureti ile adil oldukları sonucuna varılmıştır. Bu itibarla şahitlikleri ve yaptıkları rivayetler normal ravilere uygulanan kıstas ve zorlamalardan istisna edilerek kabul edilmiştir. Bu konuda ilim ehlinden büyük bir kesim icma’ etmiştir.
Hatib el-Bağdadi; kitap ve sünnetten, sahabenin adil olduğuna dair delilleri naklettikten sonra şunları söylemiştir: “Bu, bütün âlimlerin ve ümmet tarafından güvenilir kabul edilmiş fıkıhçıların mezhebidir” (El-Kifaye, 67)
İbni Abdulber; Müslümanların ve hak ehlinin icmaından dolayı sahabenin rivayetini kabul etmek için onları normal kriterlere tabi tutmuyoruz. Evet, Ehli Sünnet sahabenin adil olduğu konusunda icma etmiştir. Öyle ise sahabelerin ismi geçince araştırma yapmadan rivayetlerini kabul etmek vaciptir. (El-İstiab, 1/8)
İmam Cüveyni; sahabenin adaleti konusunda icma’ olduğunu İmam Cüveyni şöyle ifade etmiştir: “Bu konuda icma’ olmasının nedeni sahabenin şeriatı nakleden nesil olmasından dolayıdır. Eğer biz onların rivayetlerini kabul etmemiş olsaydık İslam Resulullah’ın yaşadığı asara hapsolur, diğer nesillere ulaşmazdı” (Fethu’l-Muğis, 3/112)
İbni Salah; Sahabe kitap, sünnet ve icma‘ ile adil sayılmışlardır. Ümmet-i Muhammmed, bütün sahabenin adil olduğuna dair icma’ etmiştir. Bunun içine fitneye karışan sahabeler de girmektedir. Yine şeriatı sonraki nesillere nakletmelerinden ve haklarında oluşmuş hüsnü zandan dolayı ümmetin âlimleri onların adil olduklarına dair icma etmiştir. (El-Mukaddime, 146-147)
İmam Nevevi, sahabe arasında meydana gelen savaş ve fitneleri anlattıktan sonra şunları söylemiştir: “Gerek hak ehli ve gerekse icma’ konusunda sözü dinlenen kimseler; şahitlik ve rivayet konusunda sahabenin tam anlamı ile adil olduğunu söylemişlerdir. (İmam Nevevi, Müslim Şerhi, 15/ 149)
Başka bir eserinde de şunları söylemiştir: “Fitneye karışmış olsun veya olmasın bütün sahabeler (güvenilir âlimlerin icmaı ile) adildirler” (Et-Takrib, 2/214)
İbni Kesir; Allah kitabında, peygamber sünnetinde; ahlakları, mal ve canları konusunda yaptıkları fedakârlıktan dolayı onları övmüştür. Bundan dolayı Ehl-i Sünnet’e göre bütün sahabeler adildirler.
el-Iraki: “Sahabenin adaletine delalet eden bazı ayet ve hadisleri naklettikten sonra şunları söylemiştir: “Fitneye karışmamış olan sahabenin adaletli olduğuna dair ümmetin icmaı vardır. Hz. Osman’ın öldürülmesi ve daha sonraki dönemlerde fitneye bulaşmış sahabenin de adil olduğuna dair güvenilir ilim sahiplerinin icmaı vardır.” (Şerhu Elfiyet’l-Iraki, 3/ 13-14)
İbni Hacer el-Askalani de şöyle demiştir: “Azınlıkta kalan bid’atçiler hariç, Ehli Sünnete göre ittifakla bütün sahabeler adildir.” ( El-İsabe, 1/17)
Bahsini yaptığımız imamlardan gelen icmaya dair bu mübarek nakillerin hepsi net bir şekilde sahabenin adil olduğunu göstermektedir. Allah, Resulü ve ümmetin icmaı sahabeyi adil olarak vasfediyorsa; artık bundan sonra kimse konu ile ilgili şüpheye düşmemeli. (Akidetü Ehli’-s-Sünneti Fi’’s-Sahabe, 2/ 813; Ali Muhammed Sallabi, Doğuşundan Günümüze Şiilik ve Rafızilik)
Bütün sahabelerin adil olduğunu söylemek pek tabii ki onlara “masumiyet/günahsızlık” vasfı kazandırmaz. Zira bu ifade onların günahsızlığını değil, onların Allah Resulünden aldıkları ilmi mirası gelecek kuşaklara en mükemmel şekilde aktarma konusundaki güvenilirliklerini ifade etmektedir. Elbette Sahabe arasında bazı ihtilaflar olmuştur. Çünkü peygamberler dışında günah ve hatadan masun olan hiç kimse yoktur. Zaten Ehl-i Sünnet uleması arasında onlara böyle bir vasıf izafe eden de olmamıştır.