Zalimler devrilir. Zalimlerin yegâne varlık sebebi devrilmektir. Bazı insanlar kötülükleri ile aslında insanlara iyilik yaparlar. Yaptıkları zulümler sonucunda, Rabbimizin gazabını somut bir şekilde görmemizi sağlarlar. Allah’ı öfkelendirenlerin ibretlik sonlarını kendi üzerlerinde sergilerler.
Bakın kibirlenenin sonu budur. Bakın halkına zulmedenin sonu budur. Bakın binlerce insanı yer altında yıllarca esaret altında tutanın sonu budur. Bakın binlerce Müslüman kadına tecavüz edilmesine sebep olanın sonu budur. Bakın binlerce canın yitmesine sebep olanın sonu budur. Bakın sözde hamiliğini yaptığı milyonlarca insanı, dünyanın farklı yerlerinde mülteci konumuna düşürenin sonu budur. Bakın kâfirlerle iş tutanların sonu budur. Bakın faizci kapitalist nizama ram olanın sonu budur. Bakın Siyonizm’in ekmeğine yağ sürenin sonu budur. Bakın kimliğini kaybedenin sonu budur. Bakınız batıla meyleden tüm taklitçi zihniyetlerin akıbeti berbat olur. Mazlumun refiki Cenab-ı Hak’tır. Mazlumun hamisi Cenab-ı Hak’tır. Mazlumun müdafisi Cenab-ı Hak’tır. İlahi adalet dünyada da, ahirette de tecelli eder. Edecektir. “Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor.” İbrahim-42 / Rabbim Biladü’ş-Şam’ın mücahit erlerini, yiğit hanımlarını, masum sabilerini Siyonizm üretimi diğer zalimlerin şerrinden muhafaza buyursun.
ZULÜMLERİN YEGÂNE SEBEBİ: SİYONİZM
Günümüz literatüründe Yahudilerin radikal bir inanış biçimi olarak bilinen Siyonizm, kurulu bir düzen/örgüt değil, tahrifat kaynaklı bir ruh hastalığıdır. Ülkemizde bu sapkınlığın en teferruatlı izahını yapan ve Türkiye’ye Siyonizm’i tanıtan kişi Prof. Dr. Necmettin Erbakan’dır. 1969 yılına kadar; Nihal Atsız, Cevat Rıfat Atilhan gibi farklı kişiler tarafından izah edilmeye çalışılsa da en gür ve istikrarlı seda Erbakan Hocamızdan çıkmıştır. Bu şekilde tüm Türkiye’ye yıllarca Siyonizm’i anlatmıştır, tanıtmıştır, öğretmiştir. O kadar ki; yanına selam vermeye, hal hatır sormaya gelen insanlara dahi saatlerce Siyonizm’i anlatırmış. Dedesi II. Abdülhamid Han’ın yakın bürokratlarından, babası Abdülhamid Han’ın bursuyla okumuş yüksek hâkim olan Erbakan Hocamızın çekirdekten Siyonizm düşmanı olduğunu söyleyebiliriz Elhamdülillah.
NEDİR BU SİYONİZM?
Necmettin Erbakan Hocamız, Siyonizm’i itikadi yani İslami bir düzlemde ele almaktadır. Kur’an-ı Kerim ve hadislerle birebir bağdaştırarak bir temellendirme yapmaktadır. Hocamıza göre, en temelde ilk insandan itibaren süregelen bir hak ve batıl mücadelesi vardır.
Tarih boyunca batılın tarafında Firavun, Nemrut, Karun, Haman, Netanyahu, Trump, Beşşar gibi türlü türlü zalimler yer almıştır. Hakkın tarafında ise peygamberler, enbiyalar, evliyalar, âlimler yer almıştır. Bu mücadele Hz. Adem ile başlamış ve kıyamete kadar sürecektir. Hocamıza göre batılın dönemlik en büyük temsilcisi Siyonizm’dir. Millî Görüş hareketini bu minvalde hakkın tarafında yer alacak, Siyonizm ile mücadele edecek Müslümanlar yetiştirmek maksadıyla kurmuştur.
Erbakan Hocamız, klasik anlatımın aksine Siyonizm’in tarihçesini 1897’den başlatmaz. 5767 yıllık 9 devirden oluşan bir dönemlendirme yapar. Siyonizm’in temelini Yahudilerin Tevrat’ı tahrif etmesine dayandırır. Yahudilerin bu tahrifatı, Kabbala isimli sapık bir kitap aracılığı ile yaptığını belirtir. Bu şekilde; üstün ırk inancının, insanlığa hakimiyet inancının, Arz-ı Mev’ud inancının, Büyük İsrail inancının, Süleyman Mabedi’nin inşası ve Mesih inancının tahrifat ile Tevrat’a eklendiğini ifade etmektedir. Bu minvalde Erbakan’ın nedenselliğe verdiği önem göz önünde bulundurulduğunda, asıl problemin Tevrat’ın tahrifatı olduğunu düşündüğü görülmektedir. Yani Siyonizm, kurulu bir düzen/örgüt değil, tahrifat kaynaklı bir ruh hastalığıdır. O yüzden yıllarca Erbakan Hocamıza, komplo teorisyeni demişler, dediler, diyorlar ve demeye devam edecekler. Çünkü bağlantılı bir örgüt, nesilden nesile aktarılan altı bin yıllık bir oluşumdan bahsettiğini zannediyorlar. Bizim mahalleden aynı duruma basit bir örnek verelim. Aynı Kur’an-ı Kerim’e inandıkları için Hz. Ömer ile Selahaddin Eyyubi’nin farklı dönemlerde farklı diyarlarda, farklı devletlerde yaşamış olmalarına rağmen aynı duygu ve düşüncelerle Kudüs’ü fethettikleri gerçeği gibi bir fikirsel bağdan bahsedildiğini anlamıyorlar. Aslına bakılırsa bu tahrifat teorisi, Erbakan Hoca’nın Siyonizm ve Yahudilik ayrımı yapmadığına, Kur’an-ı Kerim’deki gibi Yahudilerin hepsini aynı kabul ettiğine, dönemsel olarak içerisinde bulunduğu şartlarından dolayı böyle bir anlatıma girdiğine delil kabul edilebilir.
İŞİN ASLI ORTAYA KONDU MU ÇÖZÜM BASİT OLUR!
Erbakan Hocamıza göre, M.Ö 3760-2000 arası Tevrat tahrifatının yapılarak, batılın yani Siyonizm’in fikri zemininin oluşturulduğu birinci devri kapsamaktadır. M.Ö 2000-M.S 1683 arası, Yahudilerin sapkınlıklarından dolayı tarih boyunca dünyanın her yerinden kovulması ve Yıldırım Beyazıt’ın onlara acıması sonucu İspanya’dan Osmanlı’ya yerleştirilmesi hadisesinin izah edildiği ikinci devri kapsamaktadır. Erbakan Hoca, ikinci devir anlatısında Sabatay Sevi ve Sabatayizm’i teferruatlı anlatmaktadır.
1683-1790 arası üçüncü devri, 1790-1897 arası dördüncü devri izah etmektedir. 3 ve 4. devirleri Osmanlı’yı içten içe nasıl zayıflattıklarını ve yıktıklarını izaha ayırmaktadır. Çünkü dönemsel olarak bakıldığında, Osmanlı, Siyonizm sapkınlığının önündeki en büyük engel konumundadır. 1897-1923 arası; Basel Konferansı’nı, Dünya Siyonist Örgütü’nün kurulmasını, Osmanlı’nın yıkılması, İsrail’in kurulması ve İslam’ın 100 yıl içerisinde yok edilmesi şeklinde alınan kararları, Emmanuel Karasu’yu, İttihat Terakki’nin Siyonizm’e hizmetlerini, II. Abdülhamid’in tahttan indirilmesini, Balkan Harbi’ni, I. Cihan Harbi’ni, Haim Nahum’u, Lozan’ı, Sevr’i, Evanjelizmi detaylı açıkladığı beşinci devri kapsamaktadır.
1923-1945 arası; diktatörlerin, II. Cihan Harbi’nin, Yalta Konferansı’nın izah edildiği altıncı devri kapsamaktadır. 1945-1990 arası, Yeni Dünya Düzeni anlatısını ve Türkiye’de Demokrat Parti sonrası gelişmelerin izah edildiği yedinci devri kapsamaktadır. 1990-2007 arası, NATO’nun Müslümanları düşman belirlemesi, ikiz kuleler tertibi, Afganistan-Irak işgalleri, Türkiye’deki gelişmeleri izah eden sekizinci devri kapsamaktadır. Ve son olarak dokuzuncu devirde, bu konferansın yapıldığı 2007 yılından sonraki süreçte; Haim Nahum, Ilıman İslam ve Polis Devleti konularının izahı yapılmaktadır. Erbakan Hocamızın, Siyonist girişimlerin kurumsallaşması ve düzenli örgütsel atılan adımlar noktasında 1897’yi miat kabul ettiği söylenebilir.
Sonuç itibarıyla Erbakan Hocamız, bu felsefe ve kronoloji doğrultusunda Millî Görüş müfredatını geliştirmiştir. Anadolu Gençlik Derneği, ortaokuldan itibaren çocuklara hak ve batıl mücadelesini, Siyonizm’i, cihadı, şehadeti, dünya düzenini anlatacak. Teşkilatlı bir yapı ile envaiçeşit eğitimden geçirecek. Aslan gibi mücahit kadrolar yetiştirecek… Cansuyu Derneğimiz o aslanları; Siyonizm’in mağdur ettiği coğrafyalarda yardım çalışmalarında koşturacak… Medya ağlarımız, Millî Gazetemiz, dergilerimiz, akademik kuruluşlarımız o aslanları Siyonizm’e karşı nakış nakış işleyecek… Tüm kuruluşlarımızın süzgecinden geçen canlar, cihadın zirvesine gelecek.
O kadrolar gece gündüz çalışacak, iktidara gelecek, o kadrolar şehir şehir, belde belde Müslümanca hizmetler yapacak, faizsiz helal ekonomiyi tesis edecek, ahlak ve maneviyat öncelikli eğitim müfredatını tesis edecek, ilkeli dış ilişkiler kuracak, silah, savunma, sağlık, teknoloji her alanda kalkınarak İslam Birliği’ni kuracaklar. İnanıyoruz ki ancak İslam Birliği kurulduğunda Allah nurunu tamamlayacak! İslam Birliği kurulduğunda; Biladü’ş-Şam tamamen kurtulacak!
“Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah, nurunu tamamlayacaktır.” (Saff-8)
İşte beyler, hanımlar… Saadetçilerin yaşadığı kafa budur. Böylesine derinlikli duygusal bir yapıyı anlamadan, dinlemeden “safi akılcılık” ile itham ederken iki kere düşüneceksin Allah’ın izniyle…