Rusya, eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) bağlarını kullanarak Kafkasya
üzerinden Orta Doğu ya ve Akdeniz e inmeye hazırlanıyor artık.
Petrolün ve doğalgazın Doğu Akdeniz deki varlığı bölgenin
stratejik önemini bayağı artırdı. ABD nin ve İngiltere nin 1960 yılında Kıbrıs
Cumhuriyeti kurulurken, Kıbrıs adası üzerinde Egemen Üs istemeleri boşuna
değildi. Bölgede hidrokarbon yataklarının varlığını tespit etmişlerdi ve bu
nedenle de kiralanmış toprak değil, tapusu kendilerine ait bir bölgenin var
oluşunu 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası nın içine koydular ve Egemen
olduğunu da BM de tescil ettirdiler.
ABD destekli İngiltere, 1. Dünya Savaşı ndan sonra 1948
yılına kadar Ortadoğu nun petrol alanları ile Lübnan dan Libya ya kadar olan
deniz kıyısının da yönetimini elde tutmuştu. İsteselerdi bu bölgeler içinde
Cebel-i Tarık Devleti gibi Akrotiri Devleti gibi kendilerine bağlı, devlet
statüsünde Egemen Bölgeler kurabilirlerdi. O günkü koşullarda kurmak gereği
duymadılar. 1950 li yılların ortasında Doğu Akdeniz de hidrokarbon yataklarının
farkına varınca elde kalan son kale Kıbrıs adasında, devlet statüsünde bir üs
kurmak zorunda kaldılar. Zaten başka çareleri de kalmamıştı.
Gerçekte Ağrotur (Akrotiri) ve Dikelya üs bölgeleri, Egemen Üs Bölgesi olmaktan öteye resmen
tanınmış Akrotiri Devleti nin topraklarıdır. Kendi yönetimi, polisi ve
mahkemesi vardır. Bu bölge içinde trafik suçu dahi işlerseniz, ne Türk ne de
Rum mahkemelerinde yargılanırsınız. Akrotiri Devleti nin hâkimleri İngiltere den
gönderilmiş mahkemesinde yargılanırsınız ve cezanızı da Akrotiri Devleti ne
ödersiniz.
1945 de başlayıp 1991 yılında SSCB nın dağılımı ile son
bulan Soğuk Savaş döneminde, 1960 yılında ilan edilen bu Anglo Sakson kökenli
Akrotiri Devleti nin varlığı Doğu Akdeniz de dengeleri bozduğundan, SSCB de
alternatif olarak kendisine Suriye nin Tartus Limanı nı üs olarak seçmiş,
ABD nin Akdeniz deki 6. Filo suna karşı da 50 gemilik bir Rus donanmasını
Akdeniz e göndermişti.
SSCB dağıldıktan sonra Akdeniz deki ABD nin 6. Filo sunun
karşıt gücü olan 50 gemilik Sovyetler Birliği Akdeniz Filosu dağılmış olmasına
rağmen Rusya Federasyonu Suriye nin Tartus Limanı ile olan bağlarını koparmadı,
deniz üssünü de küçülttü ama kapatmadı.
21. yüzyılda bölgede ve küresel olarak dünyada, ekonomik
ve politik dengeler değişiklik göstermeye başlayınca, Rusya tekrardan bölgeye
inme girişimlerini başlattı. Suriye de Beşar Esad yönetiminin devrilmemesinin
nedeni de bu. Rusya nın bölgeden kopmak
istememesi. Şimdi bu istek havuzuna İran ve Çin de dâhil oldu.
Rusya bölgede Ermenistan ı ve Esad Suriye sini
karşılıksız desteklerken, İran da Ermenistan a ve Esad Suriye sine uzun vadeli
ve sıfır faizli ödeme koşullarıyla petrol ve gıda satışı yapıyor. Çin ise
kesinlikle bölgede ama şimdilik Esad Suriye sine nasıl ve hangi yolla silah ve
yardım gönderdiği daha resmen açıklamadı.
Rusya, Çin ve İran her ay düzenli olarak Esad yönetimine
toplamı 5 yüz milyon dolar tutan nakit para, silah ve gıda yardımı
yapıyorlar. 2011 yılının Mart ayından beridir
devam eden çarpışmalarda, Suriye nin ticari, sanayi ve endüstri hayatının
bitmesine ve ihracatının da sıfırlanmasına rağmen Esad Suriye sinin ayakta
durabilmesinin tek nedeni bu üç ülkeden gelen düzenli ve aksamasız yardımlar ve
siyasi destek.
Rusya nın ve Çin in BM Güvenlik Konseyi (GK) daimi üyesi
olması nedeni ile de hiçbir koşulda BM GK den Suriye aleyhine bir yaptırım
kararı çıkmıyor. Irak ve Libya da hükümet karşıtı güçlere destek olmak amacı
ile daha ilk haftalarda Uçuşa Yasak bölgeler ilan edilmişken, Suriye de halen
daha böylesi bir girişim yapılamadı ve uçuşa yasak bölgeler ilan edilemedi.
Rusya, Akdeniz e yönelik askeri varlığını artırma
girişiminin ilk adımını Ermenistan da attı... (Devam edecek.)