İran, en köklü adamlarından birini kaybetti; Hüccetül İslam, eski Meclis Başkanı, eski Cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani geçtiğimiz günlerde vefat etti. Allah rahmet eylesin.

İran İslam inkılabının temel taşlarından biriydi Rafsancani. İnkılabın rehberi Ayetullah Humeyni›nin en yakınında bulunmuş, ona yol arkadaşlığı yapmıştı. Onun, İslâm dünyasında en çok tanınan yönü ise, D-8 oluşumuna imza atması olmuştur.

Haşimi Rafsancani; fıstık üreticisi gariban bir çiftçinin oğlu olmasına rağmen, İran›ın en zengin şahsiyetleri arasına girmiş olması bu ülkedeki insanlar tarafından elbette ki konuşulmaya, tartışılmaya devam edecektir. Devletteki gücünü kullanarak dünyalık elde edenler, bu dünyada olmasa da ilahi adalete hesap verirler. Orası ayrı bir konu...

Mezhepsel yaklaşımla bu meseleyi irdeleyenler olabilir. Dünyalık eğilimi, şahsı ilgilendiren bir mesele olmasına rağmen, bütün bir topluma mal edilmeye çalışılmamalıdır. Ölçü, her konuda, kurucu iradenin yöneldiği kıble/istikamet veya siyasi tutum ve bu gibi hayati konulardaki duruşu olmalıdır. Genelleme, kimseyi doğru sonuca götürmez.

Tarihe baktığımızda; halef-selef olmalarına rağmen Safaviler’le Afşarlar’ın birbirinden oldukça farklı uygulamalara sahip olduklarını görürüz. Ayetullah Humeyni döneminin de Pehlevi yönetiminden son derece ayrı istikamette olduğu herkes tarafından iyi bilinir. Hatta; Safavi Şeyhlerinin bile birbirlerinden çok farklı olduklarını söylemek mümkündür. Şeyh Safiyüddin›le Şeyh Cüneyt, Şeyh Haydar veya Şah İsmail›i bir tutabilir miyiz?

Aramızda farklılıklar var diye, bazı kardeşlerimizi, çerçevesi yaradan tarafından çizilmiş olan uhuvvetin dışında tutma selahiyetini kimseye vermez. (Bu durum her iki taraf için geçerlidir.) Bu tavır ve anlayış faydadan çok zarar getirir. Ayrıca, bu tür ayrımın kimin veya kimlerin işine yaradığını da iyi değerlendirmek gerekir.

Ayetullah Humeyni İslami bir devrim yaptı. Şayet Humeyni, Sosyalizm veya diğer beşeri sistemler adına bir devrim yapmış olsaydı, şüphesiz ki, günümüzde ve gelecekte popülaritesi çok daha yüksek olurdu. Şimdi, o, adeta unutulmaya terkedilmiş biri olmaya devam ediyor.

Bir zamanların en hızlı İslamcıları da Humeyni›yi terk etmiş görünüyorlar. Bu arada en çok kendilerini sorgulaması gerekenlerin bu kesimler olduğunu belirtmeliyiz.

Bazıları ise farklı izahlar getirmekteler: «İran, Humeyni çizgisinden saptı; onlar, ulusalcı bir yöne savruldular.» diye bir gerekçe ifade ederler. Bunlar anlaşılabilir; konuşulup tartışılabilir. Her ne sebeple olursa olsun; bir takım mazeretler üreterek, İsrail›i dünyanın gerçeği kabul eden, ABD›den yana tavır alan anlayışları kabul etmek mümkün değildir.

Hatasıyla sevabıyla; bir döneme damgasını vuran önemli bir şahsiyetti Rafsancani. O da dünyasını değiştirdi. Önemli olan; kıbleyi değiştirmemek, istikametten ayrılmamaktır.