Önemli olan neye sahip olduğunuz değil, sahip olduğunuz şeyi nasıl değerlendirdiğinizdir. İnsanlar birçok şeye sahip olsa da bunu değerlendirme potansiyeli düşük, firmalar big dataya sahip olsa da bunu karar sürecine taşıması yetersizdir. İşin püf noktası; “beyin bir donanımdır, akıl ise bir yazılımdır”! Donanımı değerlendirecek bir akıl, kaçış yolu aramaz, çıkış yolu arar!
Çıkış aramak; “iş”e bakışın değişmesiyle mümkündür. Bu açıdan yöneticileri, uzmanları ve girişimcileri büyük resimde buluşturacak “püf bilgi”ler sayesinde sorunların tespiti ve çözümlerin üretilmesi kolaylaşacaktır. Püf datalar ile yeni değerler oluşturacak iş modellerine öncelik verilecek ve derin kurum bilgisinden istifade ederek sayısız fırsat yakalanacaktır. Bu süreç, “çekirdek iş” için can alıcı sorular ekseninde “yeniden konumlanma”yı tetikleyecektir.
Yeni konum elde edildiğinde, hatanın farkına varılma hızı, hata hızından önde olacak ve yeni bir performans üretecek, performans artışı, yeni stratejiler ve modellerle yönlendirilerek çıkışa ulaşacaktır. Çıkışa olan yakınlık, fayda üretme kapasitesinin artışından anlaşılabilir. Mavi yaka, beyaz yaka, “metal yaka” rekabeti yerine, beşeri sermayenin potansiyeli ve performansını artırma yolunda ilerlemek kaçınılmazdır. Eğitim sistemi, insan kaynağı ve destek mekanizmalarının etkileşim, rehberlik ve teknoloji içerikleriyle desteklenmesi ve yeniden tasarlanması ile önemli sıçramalar bizleri bekliyor.
Bugün sermaye boyut değiştirmiştir. Son on yılda dünyadaki ilk on firma içinde bir teknoloji firması varken günümüzde ilk onun tamamının teknoloji firması olması sermayenin boyut değiştirdiğinin bir göstergesi değil midir? Başarı örnekleri gösteriyor ki; “yetkinlik kullanabilme, örgütsel zekâ, fikir yönetimi ve dijital dönüşüm” gibi dinamik yeteneklere odaklanmak sermaye oluşturan temel etkenler olmaktadır.
Davranış zekadan önemlidir. O halde, verimli olmak yetmez, etkinlik artırılmalıdır. Bu noktada “akla” değer vermeyi özümseyerek, bilgi toplumunun kilit unsurlarından olan “ağ”lar, üniversiteler, yetenekli insanlar, araştırma merkezleri gibi etkili kişi ve kurumlar arası iletişim için müstakil bölgeler oluşturulmalıdır. Temelini koruyan ve duvarlarını yıkan herkese müstakil bölgeye giriş serbesttir ve kalbiyle yaptığı her şey kendisine geri verilecektir.