Paris Saint-Germain, Şampiyonlar Ligi'nde üst üste ikinci kez kupayı kaldırarak tarih yazdı. Luis Enrique'nin egolara savaş açıp takım oyununu merkeze aldığı taktiksel devrim, kulüp tarihinin en parlak dönemini yaşatıyor.
Milyar euroluk transferlerin, ışıltılı isimlerin ve bitmek bilmeyen ego savaşlarının gölgesinde geçen yılların ardından Paris sokaklarında bambaşka bir rüzgar esiyor. Şeyhlerin bitmek tükenmek bilmeyen bütçeleriyle kurulan o meşhur "yıldızlar topluluğu" projesi tamamen rafa kalkarken yerine sahada ter döken, birbiri için savaşan gerçek bir takım ruhu geldi. Taraftarın yıllardır özlemini çektiği bu kenetlenme, Avrupa'nın 1 numaralı kupasını iki yıl üst üste Fransa'ya getirerek futbolun temel doğrularına dönüşün en net kanıtı olarak kayıtlara geçti.

SOYUNMA ODASINDAKİ BÜYÜK TEMİZLİK
Yıllardır kulübün kamburu haline gelmiş Neymar, Messi ve nihayetinde Mbappe gibi isimlerin Parc des Princes'e veda etmesiyle birlikte kulübün büyük bir çöküş yaşayacağı senaryoları çiziliyordu. Kırmızı-mavili formayı giyen dokunulmazların gidişi, İspanyol teknik adam Luis Enrique'nin kafasındaki kusursuz planın aslında ilk hamlesiydi. Göreve geldiği ilk günden beri "Bana isimler değil, sisteme sadık kalacak askerler lazım" diyen tecrübeli çalıştırıcı, takımdaki tüm ayrıcalıkları sıfırladı.

İSTATİSTİKLER TAMAMEN TERSİNE DÖNDÜ
Sahadaki sistemsizlikten kurtulan Fransız devi, bireysel yeteneklerin anlık şovlarına bel bağlamayı bir kenara bıraktı. Topun kaybedildiği yerde yapılan güçlü şok presler ve orta sahadaki bitmek bilmeyen dinamizm, üst üste gelen zaferlerin en büyük sırrıydı. UEFA'nın paylaştığı son verilere göre, PSG bu sezon maç başı koşu mesafelerinde rakiplerine açık ara fark attı. Sahada yürüyen süper yıldızların yerini, 90 dakika boyunca taktik disiplinden kopmayan bir makine düzeni aldı.