Son günlerde gazetelerde yer alan iki haber birlikte düşünüldüğünde "PKK, ABDnin koruması altında" demek bir gerçeğin ifadesidir. Bu haberler gazetelere yansımasa da aslında PKKnın ABDnin koruması altında olduğu biliniyordu. Ancak, son iki haber artık bu işin gizlisinin saklısının olmadığını gösteriyor.
Peki PKK,ABDnin koruması altında ise Türkiyenin ABD ile ilişkilerini tarif ederken "dost ve müttefik" sıfatlarının nasıl kullanılabildiğini düşünmek gerekmez mi
Bu sorunun hemen ardından girişte sözünü ettiğim iki habere geçmek istiyorum.. Haberlerden ilki Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir haftayı aşkın bir süreden beri Güneydoğu Anadolu ve özellikle Irak sınırında terör örgütüne karşı yürüttüğü operasyonlar sırasında önce ABD uçaklarının TSKnın hareketlerini takip ettiği haberlerini izledik. Haberlerin öyle bir üslubu, Türkiye eğer Kuzey Iraktaki PKKkamplarına saldıracak olursa ABDkayıtsız kalmayacak, müdahele edecek şeklindeydi. Haberlerin havası böyleydi.
Daha sonra iki ABDF16 savaş uçağının sınırlarımızı ihlal ederek topraklarımıza girdiği ve buradan askeri birliklerimizin hareketini izlediği haberleri geldi. Ve dün yapılan bir açıklama ile ABDsavaş uçaklarının sınır ihlaline karşı ABDye nota verdiğimiz duyuruluyordu. Aylar öncesinden beri yapılan açıklamalarda Türkiyenin sınır ötesi operasyon yapmaması ABD tarafından sesli olarak dile getiriliyor ve böyle bir müdahale karşısında ABDnin kayıtsız kalmayacağı belirtiliyordu.
Gelelim şimdi ikinci habere. Sanıyorum bu haber olayın üzerine tüy dikmeye yetiyor. 1 Mart tezkeresi öncesi Türkiye adına pazarlıkları yürüten Büyükelçi Deniz Bölükbaşının bir televizyon kanalındaki programda söyledikleri dünkü gazetelerin hemen hepsinde yer aldı. Bölükbaşının açıklamaları özetle şöyle:
"ABD 61 bin 412 askeriyle, biz de 20-30 bin asker ve 2 bin özel kuvvet mensubumuzla Kuzey Iraka girecektik. Müzakereler sürerken ABDheyetinin başkanı Marisa Lino bir belge uzattı. Belgede Türk özel kuvvetleri PKKlı teröristler kendilerine saldırmadıkça çatışmaya giremez diyordu. Bunun üzerine Görüşme bitmiştir" dedik. Birkaç saat sonra gelip bu kağıdı yok farzetmemizi söylediler."
Türk heyeti böyle bir kağıdı yok kabul etmiş olacak ki müzakereler devam etmiş. İyi de bir kağıdın yok farzedilmesi o kağıda yansıyan zihniyetin yok olmasını sağlar mı Söz konusu haberlerde dikkat çeken başka hususlar da var ama son birine daha temas etmekle yetinmek istiyorum.
Buna göre ABD Saddamın komutanlarını işgalden önce İncirlik üzerinden ABDye taşımış. Yani işgal sırasında Irak ordusunun başında komutanları yokmuş. Hatta diyebiliriz ki, başlarında komutanları olmayan bir ordunun varlığından söz etmek yanlış olur.
Kısacası açıkça görünen o ki, ABDbize karşı PKKnın korunmasını üstlenmiş ve bunun için gerekirse Türkiye ile çatışmaya girebileceğini ortaya koyuyor, hatta Türk birliklerinin PKKmensuplarına karşı harhangi bir harekat yapmamasını imza altına almaya kalkışıyor ama, Türkiye Saddamın komutanlarını Türkiye üzerinden ABDye taşıyor ve bu bizim bilgimiz dahilinde yapılıyor. Ve yine bize PKKya vurmayacağımıza dair belge imzalatmaya kalkışanlara Meclisin izin vermediği limanları ve havaalanlarını kullanımı iznini Bakanlar Kurulu Kararı ile veriyoruz. Böyle bir dış politakanın mantığı olabilir mi Aleyhimize faaliyetler yürüten bir ülkeye biz nasıl olur da limanlarımızı ve havaalanlarımızı Meclise rağmen açarız
Tüm bunlara bakarak AKP iktidarının kesinlikle bir dış politikasının olmadığını söyleyebiliriz, bunu söylersek haksızlık da yapmış olmayız.