İnsan bu âlemde ibret almak isterse bunun çeşitli yolları

vardır. Bunun için çevremizdeki insanlara bakmamız bize bir fikir

verebilir.  Çıkarılacak dersler, ibretler

çoktur. Ancak ne oldum değil ne olacağım fikrini düşünmemek için atılan adımlar

ölçülü ve yerinde atılmaya çalışılmalıdır. İnsana en etkili ve gerçek

ibretlikler kabristanda bulunur. Zira orada ne tarihler, ne hayatlar ne büyük

öyküler vardır. İnsan ne kadar yaşarsa yaşasın vakti geldiğinde hayata veda

edecektir. Bazı kabristanlarda mezar taşlarında yazılan yazılar aslında hayatla

ölüm arasındaki gerçeği işaret ediyor. Bu mezar taşlarından bazıları

Dur yolcu

Ölü diriden Fatiha bekler

Şükür gördüm bilemedim

Bülbül gibi ötemedim

Amansız derde düştüm

Çaresini bulamadım

Yolumuz uzun gitti

Ne acı imiş ömür bitti.

Mezar taşlarındaki yazılar hep aynı şeyi işaret eder.

Hayat bir gün sonunda bitecektir. Ancak bu yazılarda teessür vardır:

Ecel erer kuru baş

Tez tükenir uzun yaş

Düpdüz olur dağu taş

Gök dürülür yer gider.

Derviş Yunus Emre de bu faniliğe işaret edenlerden

biridir. O varlık içinde yokluğu görür. Her şeyin bir gün akıp gideceğini

söyler. Faniliği hatırlatan Derviş Yunus insanlara gerçek hayatı göstermek

ister:

Nehirler aktı geçti

Kurudu vakti geçti

Nice han nice sultan

Tahtı bıraktı geçti

Bu dünya bir pencere

Her gelen baktı geçti.

Bir hadis-i şerifte, Kabir ziyaretini size

yasaklamıştım. Şimdiden sonra ziyaret edebilirsiniz. Böylece, ibret alır,

gafletten uyanırsınız. buyruldu. Ancak dünya hayatı insana esas gerçeği zaman

zaman unutturmaktadır. Maişet kaygısıyla alışırsınız kazanmak istersiniz.

Kazanmak istersiniz ancak yapılan hataları bertaraf edemezseniz bazı şeyler

elden avuçtan çıkıp gider. Sonuçta kaybeden olursunuz. Bütün mesele Allah ın

ölçüsüne uymaktır.

Bütün mesele Allah tan korkmaktır. Allah tan

korkmayanlar, kendi yanlışlarını doğru görenler; sebep süreç ve sonuç ne olursa

olsun kendi doğrularını mutlak doğrular karşısında ve üstünde görenler her

halükarda kaybedenlerden olacaklardır.

Şurası da unutulmamalıdır ki dün yapılan hatalar bugün,

bugün yapılan hatalar da zamanında olmasa da yarın hesabı sorulur. Vicdanları

da acıtır ve kanatır. Geçmiş daima yanı başımızdadır ve bizimle ne zaman

yüzleşeceği belli olmaz.

Bazıları hürriyeti sınırsız sanır, bilinmelidir ki

birinin hürriyeti diğerinin hürriyetini sınırlamamalıdır. Yine bilinmelidir ki

insan hayatında hiç bir şey sınır sınırsız değildir. Hayallerin bile bittiği,

sınırlandığı bir an vardır.

Mizaçları, davranışları, tavırları itibariyle bazıları

itici olur, bazıları da bu ahvalde gidici olur, bazıları da sevindirici olur.

İnsan kendisi, ailesi, çevresi ve toplum için ne yaptığına ne yapabileceğine

bakmalıdır. Ona göre yaşamalıdır. Dünyanın aldatıcı hilelerine kanmamalıdır.

Yapılan her fiilin, ağızdan çıkan her sözün bağlayıcı olduğu ve kendisine bunun

döneceğini düşünmelidir. Bunun için bu âlem de hoş bir seda bırakmalıdır.

Kötülük yapanlar kötülükle iyilik yapanlar iyilikle anılır. İyilik yapma fırsatı

olmuş da yapmamış insan kötülük yapmış, demektir. İyilik kötülüklerin defi için

bir fırsattır. Bu manadan olmak üzere yapılmak üzere iyilik aranmalıdır.

İyiliğe de özendirilmelidir. İfritçe düşünce duyguların galebe çaldığı

günümüzde ne çare ki particilik illeti insanları böldükçe bölüyor. Kin ve haset

duygularını körüklüyor. Bütün mesele samimi olmakta bütün insanları

kucaklayabilmektedir.

Bir kabir taşı yazısında hayat çok basit ve sade bir hal

içinde ifade edilmiş:

Dünya bir penceredir

Bakıp bakıp geçilir

İnsan olur içinde

İyi kötü seçilir

İyi olmak ve iyi kalmak temennisiyle.