Para el kiri olmaktan çıkartılıp kapitalist anlayışın

bir sonucu olarak Her kapıyı açan maymuncuk olarak görülmeye başlanan bir

ülkede gençlerin itibarı parada görmesi, geçinmek için rüşvet almanın ya da

çıkarı için rüşvet vermenin doğal olduğuna inanmasının yadırganacak bir yanı

yoktur. Bu sebeple medyaya da yansıyan bir anketin sonuçlarını

değerlendirirken, gençleri eleştirmenin, ideallerini yitirmişlikle suçlamanın

haksızlık olacağını düşünüyorum. Dilimizde Ne ekersen onu biçersin şeklinde çok

güzel bir atasözü vardır. Her halde arpa ektiğiniz tarlada mısır, buğday

yetişmesini beklemek sadece kendi aptallığımızı gizlemeye yönelik bir beklenti

olur.

İdeallerini kaybetmiş/kaybettirilmiş nesiller arasında

kutsal sıralamasında para baş köşeyi almış ise uygulanan sistemde bir

yanlışlığın olduğunu artık görmek, eleştirilerimizi sisteme yöneltmemiz

gerekiyor. Dünkü yazımda Soma da yaşanan felaketin değerlendirilmesinde birkaç

kişiyi suçlu ilan edip olayın üzerinin kapatılmasının gerçek suçluyu gizlemenin

ötesinde bir işe yaramayacağına dikkat çekmiş, bozuk düzenin tartışılmasının

önemine dikkat çekmiştim. İyi de bu tartışmayı kim ya da kimler yapacak Toplum

büyük ölçüde ideallerini yitirmiş, ebedi hayat anlayışı erozyona uğramış,

hayatı sadece bu dünyadan ibaret gören, ebedi cennete talip olmak yerine bu

dünyada sahte cennetler oluşturma gayretine girilmiş, bunun yolu da hâkim

anlayışa göre sahip olunan paradan geçiyorsa, para putlaştırılmış ise

gençlerimizden ne bekliyoruz

Gençlik yıllarımda toplumda ve gençler arsında manevi

değerler ve idealizm yaygındı. İdealleri uğruna gençler canlarını ortaya

koyabilmekteydiler. Yanlış teklif sunmuş olsalar bile bu düzenin değişmesi

gerektiğini söylüyor, bunun mücadelesini veriyorlardı. Ne var ki, kurulu düzenin

devamından yana olan dış güçler ile bunların içerideki uzantıları, maşaları

bundan rahatsız oldular. Darbelerle gençlerin üzerinden silindir geçirilerek

her kesimdeki idealistleri yusyuvarlak hale getirdiler. Bunun sonucu olarak

toplumda hiçbir kural tanımayan köşe dönücülük geçerli hale geldi. Bu arda

ideallerini ısrarla korumaya çalışanlar ise aptal, çıkarını bilmiyor olarak

nitelendirildi. Hiçbir kural tanımayarak maddi ve sosyal bakımdan bir yerlere

gelenler açıkgöz, akıllı olarak nitelendirildi. Hatta siyasi fırıldaklık bile

yadırganmaz oldu. Bu durum benim insanım işini bilir anlayışı ile birleşince

hayatta manevi değerlerin fazla bir anlamı kalmadı. Çünkü, manevi değerlerin bu

dünyada karın doyurmadığı, insanların toplumsal statülerinde bir iyileşme

sağlamadığı anlayışı hâkim olmaya başladı. Rahmetli dedemin her fırsatta bana

hatırlattığı, En büyük zenginlik itibardır anlayışı yerini paraya bıraktı.

Artık insanlar banka cüzdanlarının kabarıklığı ile itibar kazanmaya başladılar.

Kısacası, ne kadar paran var o kadar saygınsın anlayışı geçerli oldu. Manevi

değerlerinden sıyrılmış bir toplamda satın alınmayacak insan yok, önemli olan

fiyatını tespit edebilmek zihniyeti yaygınlaşmaya başladı. Sahip olunan

servetin bir sorumluluk yüklediği, sahip olunan servette fakirin hakkı olduğu

anlayışının yerini, Benim paramda fakirin ne hakkı olacak Benimle birlikte mi

çalıştı Ben kazandım anlayışı hüküm sürmeye başladı.

Detayına girmek istemediğim ankete gençlerin yüzde

75.7 sinin `Geçinmek için rüşvet almak doğaldır diye cevap vermeleri beni

şaşırtmadı. Ankete katılan gençler hiç olmazsa geçinmek için rüşvet alınabilir

demişler, zengin olmak için alınabilir dememişler.Yani toplum tamamen

çürümemiş.Hiç olmazsa bu noktadan sonra Batılılaşacağız diye çırpınmak yerine

`Biz olacağız diye harekete geçebilelim.