Dedesi haham olan 1900 doğumlu Muhammed Esed, 13 yaşında iken İbraniceyi ana dili gibi öğrenmiş, Viyana da Tevrat, Mişna, Gemara ve Talmutu hakkıyla öğrenmiş, 22 yaşında iken Kudüs te oturan küçük dayısı Dorian ın daveti üzerine Kudüs e gelmiş. Frankfurter Allgemeine Zeitung un Yakın Doğu muhabiri olmuş ve böylece Müslümanları yakından görmeye başlamış.

Babası ve kız kardeşi 1942 de Alman Nazi kaplarında ölen Esed, Kudüs, Kahire, Amman, Herat, Semerkant, Buhara, Merv i gördükten, Filozof Rıza Tevfik le de görüştükten sonra Almanya ya döner ve Akademide konferanslara başlar.

Bir gün Kur an ı açıp okur ve eşi Elsa ile birlikte Müslüman olurlar. Hac için Mekke ye gittikten sonra geri dönmez ve Medine ye yerleşir.

Kısaca hayatını verdiğim Esed, şimdi adını hatırlamadığım bir eserinde bu gazetecilik döneminde daha Müslüman olmadığı bir zamanda tren yolculuğunda kompartımanda bir Mısırlı ve bir Yunanlı armatörle yolculuk yaptığını anlatır.

"Yunanlı benim gazeteci ve de Yahudi olduğumu bilince benimle fazla ilgileniyor, Mısır lıyı hafife alıyordu." diyor.

"Dinler arasındaki hoşgörü konuşulurken Yunanlı "Müslümanlıkta hoşgörü olmadığını, Hıristiyan bir kızın Müslüman bir erkekle evlenmesine biz ses çıkarmayız ama Müslümanlar Hıristiyan a kız vermezler" deyince Mısırlı "O bizim hoşgörülü olmamızdandır." dedi ve ekledi "Sizin kızınız, bizim evimizde hor görülmez. Onun İman ettiği İsa aleyhisselama biz peygamber olarak iman ederiz ve ona saygıda kusur etmeyiz. Ama sizin evinizdeki bir Müslüman kızın her gün peygamberine hakaret edilmesi insan haklarına da, hoşgörüye de sığmaz" deyince Yunanlının ağzı kapanıverdi" diye yazmıştı.

10.12.2001 tarihli Millî Gazete de anlattığım bir olayı tekrarlıyorum: "Bir gün CANTAŞ yayınevinde otururken bir kız ve bir erkek birlikte girdiler. Beni sordular. "Buyurun benim" dedim. Erkek söze başladı: "Biz ikimiz bir iş yerinde çalışıyoruz. Çalışma arkadaşlığını evliliğe çevirmeye karar verdik. Benim ailem kızı istemeye gidince kızın Hıristiyan olduğu ortaya çıktı. Benim ailem, Hıristiyan gelin istemiyor. Bunun ailesi, Müslüman damat istemiyor. Şimdi biz ne yapalım " dedi

İkiniz de evlenme ehliyetine sahipsiniz. Nüfus cüzdanlarınızı belediye memuruna verirsiniz ve evlenirsiniz. Benim bu konuda söyleyecek bir şeyim yok ki" dedim

İleride sorun çıkar mı

"Evet, çıkar. İkiniz de ailelerinizi tatlılıkla ikna edin. Siz, ikiniz dinlerinizi birleştirin. Ya sen Hıristiyan ol veya kızımız Müslüman olsun" dedim.

O zamana kadar hiç bir şey konuşmayan kızımız söz aldı ve "İlk defa bu teklifi sen getiriyorsun. Bu güne kadar herkes benim Müslüman olmamı istiyor. Sen ise ikinci alternatifi de söylüyorsun. Çalıştığımız yerdeki kumarbazlar dahi hem kumarlarını oynuyorlar hem de bana Şahadeti öğretmeye çalışıyorlar ve "Oğlum bu kızı Müslüman etmeden alma" diyorlar. Kararı sen ver, hangimiz din değiştirsin "

"Hanginiz din değiştirdiğinde zarar edecekse o değiştirmesin. Bu delikanlının Hıristiyan olması mümkün değil. Çünkü bu delikanlı Hz.İsa yı peygamber olarak kabul eder. İncil in aslını, Allah ın indirdiği kitap olarak kabul eder. Hz. İsa nın havarilerini ashabı sever gibi sever. Hz. Meryem i annesi kabul eder. Şimdi bu nasıl Hıristiyan olsun Ancak Hz. Muhammed i inkâr ederek, Kur an-ı Kerim i reddederek kafir olabilir ve inanç sisteminde zarar eder. Ama sen Müslüman olursan, Hz. İsa ya daha doğru bir şekilde, "Allah ın oğlu olarak değil, Allah ın peygamberi olarak iman edeceksin. İncil i gönderen Allah, Kur an ı göndermiş diyeceksin. Sende zarar yok kâr var" dediğimde, "Çok mantıklı, düşünelim" dedi. İzin isteyip çıkarlarken "İyi haberlerinizi beklerim" dedim. Daha sonra hayatlarını birleştirdiklerini ve dinlerini değiştirdiklerini, İslâm ı birlikte öğrenmeye başladıklarını öğrendim.

Yahudiler hâlâ Hz. İsa hakkında o kötü inançlarını devam ettiriyorlar, Hz. Muhammed i de inkar ediyorlar. Bunların milyarlarca Hıristiyan ve Müslümanın Peygamberine hakarete devam ettikleri sürece dünya barışına katkı yapamayacakları imanlarından ve yaptıklarından görülmekte.

On dil bildiği söylenen, kültürlü papa denilen kişinin, Almanya da Peygamber Efendimize yaptığı hakaretlerle, barışı ve hoşgörüyü yakalaması mümkün değil. Her gün okuduğu Matta İncilinin 23/33-36 da "Siz ey yılanlar, siz ey engerek nesli!" diyerek barışa katkıda bulunma imkanı yoktur.

Türkiye de İmam ve müezzin olarak görev yapan yetmiş binin üzerindeki görevliler her gün yatsı namazının ardından Bakara süresinin son iki ayetini cemaate okuyarak uluslararası siyaset yaparlar.

Ayette "Biz, hepimiz bütün kitaplara iman ederiz. Bütün peygamberlere iman ederiz ve peygamberler arasında ayırım yapmayız" derler.

Şaron, Bush, Papa Benedikt üçlüsü farkına varmadan kötülük yapacağız derken iyilik yapıyorlar ve gözlerin İslâm a kötü bir şekilde çevrilip iyi bir şekilde sonuçlanmasına sebep oluyorlar.

Siz, örnek olmaya, Müslüman ca yaşamaya devam ediniz.

İşin ehli olanlar dinimizin değerini anlayınca içimizdeki din düşmanları "Bu din bizim dinimiz" diyerek çok daha samimi olarak sahip çıkacaklardır.