Geçen gün Pakistan Basın Ataşesi Abdul Akbar’ın evinde öğle yemeğine davetliydik.  Ferhat koç ve eşi, Oya Akgönenç ve eşi, bir de Ramazan Kaya vardı.

İşte notlarım:

1- Dünya da, fiziken birbirine bu kadar uzak olduğu halde, ruhen bu kadar yakın başka hiçbir ülke olamaz. Öyle ki, komşu ziyaretinde gibiydik.

2- Oya Hanım’ın eşi Profesör Muhammed Mugisiddin Bey de Pakistan asıllı. İkisi arasındaki sevgi, saygı, hürmet o kadar yüksek ki, Pakistan - Türkiye sevgisini anlamak için onlara bakmak yeterli.

3- Pakistanlılarla ilk yol kesişmemiz 1001 yılında, Gazneli Mahmut’un düzenlediği seferlerle olmuş. Hindikuş dağı eteklerinde, her yıl ‘Gil-Git’ festivali düzenleniyormuş. Bizim “Gel-Git’ten geliyor.  Çünkü Asyalı Türk Tüccarlar bin yıl önce o yolu kullanıyormuş.

4- Bir tek “Gel-Git” değil; o kadar çok ortak kelimemiz var ki; sebze, meyve, çay, sirke, , söz, saz, vatan, yasa, avrat, tabanca… Tam 5 bin kelime her iki dilde de aynen kullanılıyor. Bu yüzden olsa gerek Abdul Akbar Türkçe’yi çoktan sökmüş. Birkaç yemek sonra biz de Urduca’yı hallederiz gibime geliyor.

5- Milli Yemekleri Hallim! Milli Kıyafetleri Salwar (Şalvar), Milli Sporları Kriket...

6- Ama çok güncel ve çok önemli (!) bir tartışma olduğu için ben hemen milli İçeceklerini sordum. Sıkı durun meğer Pakistan’ın milli içeceği de ayranmış! Tek fark bizdeki tuzlu, onlardaki şekerli ayran.

Türkçeye kıran mı girdi!

Armada, Minasera, Panora, Galleria, Cepa, Vega, Dekocity, Acity, Antares

Karum, Millenium, Optimum, Arcadium…

Bunlar Ankara’daki en büyük ve en ünlü Alışveriş Merkezi isimlerinden bazıları.

4 soru sormak istiyorum:

1- Türkçe’nin köküne kıran mı girdi

2- 1932 yılından beri Türk Dil Kurumu’muz var, ne işe yarar

3- TBMM’de Türkçe’yi Koruma ve Kollama Komisyonu kuruldu Ne oldu

4- Yunan ordusu Afyon’u geçip, Ankara’ya gelseydi, hangi isimleri koyardı

Son bir not: Diyarbakır’ın en ünlü dört AVM’sinin ismi de; Citypark, Megapark, Galeriapark, Ninovapark… Hani Kürtçe hassasiyeti!