Özelleştirme kapsamında bulunan şeker fabrikaları ile ilgili olarak geçtiğimiz hafta sessiz sedasız `özel’ bir toplantı yapıldı. Gözlerden uzak yapılan `özel toplantıya’ hükümetin ağır toplarının yanı sıra Özelleştirme İdaresi’nden, Şeker Kurumu’ndan ve Türk Şeker’den önemli isimler katıldı…

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan…

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek…

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık…

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker…

Özelleştirme İdaresi Başkan Vekili Ahmet Aksu…

Şeker Kurumu Başkanı Hüsnü Tekin…

Türk Şeker Genel Müdür Yardımcısı Hasan Alkan…

Öncelikle bu toplantının yapılmış olması önemli…

Çünkü bugüne kadar yapılmayan bir şeydi bu! 

Gazetemizin ısrarla gündemden düşürmediği şeker fabrikalarının; tarım, hayvancılık, istihdam ve ekonomideki öneminin hükümet tarafından da artık fark edilmeye başlandığını gösteriyor. 

Peki, toplantı hangi gündem maddesi ile yapıldı

Bu da önemli…

Aldığımız bilgiye göre, kamu şeker fabrikalarının C şeker kapsamında dünya borsa fiyatı üzerinde ihracatçıya verdiği şekerden dolayı uğradığı zararlar ve NBŞ kotalarında yapılan artışların fabrikaların üretimine nasıl bir zarar verdiği konuşulmuş.

Düşünebiliyor musunuz, yıllardır pancar üreticisi ve şeker işçisi ülkenin ihtiyacı olmadığı halde sırf NBŞ lobisine şirin görünmek için artırılan NBŞ kotalarına karşı; `yapmayın etmeyin!’ diye haykırıyordu ama kimse oralı olmuyordu.

Burada bir rakam verirsek pancar üreticisi ile şeker işçinin yıllardır neden haykırdıkları daha net anlaşılır.

Son 12 yılda NBŞ kotalarının artırılmasından dolayı Türkiye; 2,5 milyon ton kristal şeker üretiminden, 320 bin hektar alanda pancar tarımından vazgeçerek, 4,4 milyar dolar yerli katma değerini kaybetti. Bu katma değer 76 milyonun cebine değil 3-5 tane küresel NBŞ firmasının kar hanesine yazıldı.

Görüleceği üzere vahim bir tablo var karşımızda ancak hükümetin gündemine yeni girebildi!

Görüşülen diğer ikinci konu ise Türk Şeker’in C şeker kapsamında dünya borsa fiyatı üzerinden ihracatçıya verdiği şekerden dolayı uğradığı zararlar…

Bilindiği üzere Türk Şeker, Türkiye’nin şeker ithalatının önüne geçmek ve yerli üretimi desteklemek için Hazine’den tek bir kuruş destek almadan zararına ihracatçıya şeker veriyor. 2003 yılından buyana ihracatçıya bu şekilde 1 milyon 777 bin ton şeker verilirken bunun karşılığında ise 947 milyon lira görev zararı oluştu.

Buradaki görev zararı ise fabrikaların özelleştirilmesinde bir gerekçe gösterilerek birileri tarafından sürekli çarpıtıldı.

Aslında kamu şeker fabrikalarının bu görev zararları ufak bir düzenleme ile özel ve kooperatif fabrikalarına da paylaştırılabilirdi… Ama nedense bugüne kadar bu konuda da duyarsız kalındı!

Burada şu konunun da bilinmesi gerekiyor. Toplantının gündemini oluşturan ve şeker fabrikalarının üretimine zarar veren her iki konuda da şeker piyasasını düzenlemekle görevli olan Şeker Kurumu’nun büyük bir sorumluluğu bulunuyor. Şöyle ki, NBŞ kotaları Bakanlar Kurulu tarafından artırılsa da bu teklifi Şeker Kurumu yapıyor. Diğer yandan ihracatçıya düşük fiyattan şeker verme sorumluluğu da yine Şeker Kurumu tarafından paylaştırılmadı.

Öğrendiğimiz kadarıyla Şeker Kurumu Başkanı Hüsnü Tekin, toplantıda bir sunum yapmış… Tekin’in bu konularda kendisini nasıl savunduğunu bilemiyoruz ancak toplantıda üretici ve işçi ayağının olmaması büyük bir eksiklik.

Anlaşılan şeker fabrikalarının `mahremi’ olan bu iki konunun üretici ve işçinin önünde tartışılması istenilmemiş…

Ama olsun…

Gelinen nokta önemli…

Şeker fabrikaları için en azından kafa yormaya başladılar…

Bu başarı da önce işçi ve üreticiye sonra Milli Gazete’ye ait…