Siyasal gerilimler, yaşananlar asıl yapacaklarımızı engelliyor. Bizi uğraştırıyor. Olanlara sessiz ve duyarsız kalmak bir sorumsuzluk. Çünkü bu yangın bizi kuşatıyor. Yapacak çok çok işimiz var. Gidecek yolumuz var. Uygarlığımızı inşa etmek için yeni bir çaba gerekiyor. Kültürümüzü zenginleştirmemiz gerekiyor.
Biz bu çağdan, bu dönemden bu insanlardan sorumluyuz. Sorumluluktan kaçamayız. Çünkü bu bir vebal. Hakkını yerine getirmez isek bunun hesabı bizden sorulur. Biz, olanlardan ötürü bize ne diyemeyiz. Yangın önünde sonunda bizim haneye de yanaşır. Yanaşmasa bile gene sorumluluğumuz var. İnsanlık adına, Müslümanlar adına var.
Yaşadığımız dönem içinde çok vahim olaylar yaşandı. Bugünden dönüp geriye baktığımızda son kırk yıl içinde yaşanan darbeler, işgaller, kardeşlerin birbirine kırdırılması. Şu son kırk yıl içinde birbirimizi ne kadar da çok kırdık, ne kadar da çok kan akıttık. Ne kadar çok işgallere, zulme göz yumduk. Ne kadar da haksızlıklar karşısında içimize kapandık.
Asıl ilginç olanı birbirimizi vurduk her vuruşumu için nedenler ürettik. Sağ dedik vatan kurtarma adına insan öldürdük. Öldürdüklerimizin canı cehenneme dedik öldürüldük vatan şehidi olduk. Sol dedik öldürdük, öldürdüklerimizi faşistlerdi, geberdi dedik. Öldürüldük devrim şehidi olduk. Kürt dedik öldürdük, Türk dedik öldürdük, alevi dedik öldürdük, şeriatçı dedik öldürdük. Ölenlerin hepsi de taraftarlarınca birer şehitti. Ölenlerin hepsi de gencecik insanlardı. Karşı tarafta ölenlerin hiç birine acımadık, hatta sevindik.
İslâmcılar ya da daha açık deyimiyle İslâmî duyarlığı olan kesim bu olayların ve oyunların içinde yer almadı uzun zaman. Öğrencilik yıllarımızda gerilimlerden uzak durduk. Solcuların zayıf olduğu bölgelerde onların koruyucusu ve arkadaşı olduk, sağcıların veya küçük grupların zayıf ve mazlum olduğu yerde onlarla olduk. MTTB ile Akıncılar zamanında bu böyle idi. Sonraki yıllarda da aynı üslup devam etti.
Ne zaman ki iktidar olundu taraf olundu. Emperyalizm iktidarları kullanır. Biz ise alabildiğine kullanıldık. Irak işgallerinde pastadan pay kapma adına, öyle bir rol üstelenerek taraf olduk. Bırakın ranttan payı kendimizden verdik. Milyar dolarlarla yük altına girdik. Irak işgallerinde emperyalizmin tetikçi rolüne büründük. Demokrasi ve özgürlük bahaneleri ürettik. Saddam’ın kimyasalları bahane edildi. Elhak kısmen doğruydu. Ne ki emperyalizm ondan kat kat bombalar yağdırdı, iki milyonu aşkın insanı öldürdü. Atılan bombaların kalıcı etkilerini görmezden geldik. Sustuk. Dilsiz şeytan olduk.
Benzer durum diğer müslüman ülkelere uygulandı, onlarla birlikte olduk. Pakistan’da, Afganistan’da Libya’da vs. Mali işgal edilirken, orada katliam yapılırken sustuk. Yapan batılı efendilerdi oysa.
Şu anda bir gerilim yayı üzerinde bulunuyoruz. Birbirimize korkunç diş biliyoruz. Gözlerimi ateş saçıyor. Birbirimizi boğazlamak için fırsat kolluyoruz. Karşımızdakilerin zaaflarını ve açıklarını yakalamaya çalışıyoruz kendimizin zaaf ve açıklarının farkında olmadan.
Suriye geriliminde gene emperyalizmin tuzağındayız. Bir piyon gibi. Suriye batağına sürüklendik bu hoşumuza gitti. Orada bir şeyler yapabileceğimizi umduk. Batağın içinde çırpındıkça battık. Efendiler bizi yarı yolda bıraktı. Suriye’de özgür bir müslüman yönetimin olmasına izin verilmiyor. Mısır’da verilmediği gibi. İsrail’in güvenliği adına olmadık oyunlara geldik tuzaklara düşürüldük. Sonra da ortada kaldık. Tıpkı Irak’ta bırakıldığımız gibi. PKK öncülüğünde kurulacak bir Kürt devleti endişesiyle Abede’ye teslim olduk. Oyunlar ve roller hiç değişmedi ama biz gene hep aynı tuzağa düştük. Ölen biz, öldüren biz. Oyuna gelen biz kukla olan biz. Hasıl biz, bir türlü biz olamadık. Oyun içinde oyun sarmalında kendimizi yitirdik.
On yıl önceki belgeler açıklansa ne olur açıklanmasa ne olur. Hep aynı tuzak ve sarmallardan kurtulamadıktan ve ders almadıktan sonra ne fark eder ki.