Dünyada yaşanan krizleri ümit penceresinden değerlendirmek için tanışmak gerekiyor. Çünkü birbirimizi tanıyalım diye kavimlere ayrıldık. Küresel güç odaklarının ürettiği krizlerin insanlığa ve İslam coğrafyasına etkileri incelendiğinde, konunun temelinde “öteki” yaklaşımının olduğu görülür. Bu yaklaşımın ekonomik, siyasi, sosyal ve dış politika yansımaları ülkeleri olumsuz etkiler. Bu olumsuzluğu sona erdirecek tek şey, baskıcı ve adil olmayan yönetimlere karşı hakkı üstün tutan zihniyetin temsilcisi olmaktır. Bu temsil ise, kendini yeniden tanımayı ve karşıdakini yeniden tanımlanmayı gerektirir.
Müslümanların yapacağı bu yeniden tanımlama sayesinde insanlık, ilkeler üzerinden ve uzlaşmacı bir tutumla yol alınabilir. Aksi takdirde yoksulluk, göç, gençlik, sosyal adaletsizlik, kadın ve aile konularındaki problemler derinleşir. O halde; Batı toplumlarında İslam ve Müslümanlar hakkında yanlış ve çarpık kanaatler ve İslam ülkelerinde Batı hakkındaki aşırı kanaatleri bir kenara bırakacak yeni “t-arif”ler yapmak durumundayız. İslam’a, Müslümanlara ve bütün insanlığa yönelik küresel oyunlar karşısında mesuliyetimizin şuurunda olmak bunu gerektiriyor. Bu şuurla yaşanan sorunların ortadan kalkmasına yönelik ciddi öneriler getirebilir, çözümler üretilebilir ve stratejiler geliştirilebilir.
Bu istikamette hayatımıza anlam katan şeyler; adalet, ahlak, merhamet, barış ve kardeşliktir. Yeni dönemde medeniyetimizin yeniden inşası için; yaşadığımız toplumda uzlaşma, ittifak ve adalete bağlı değerlerimizi yücelterek, haktan yana tavır alarak Müslümanların izzetli ve onurlu yaşaması için topyekûn bir gayret ortaya koymalıyız. Aksi takdirde kavmiyetçilik, İslam aleminin imkân ve kapasitesi her geçen gün daha da zayıflatacak, birlik ve beraberliğimiz ciddi şekilde zedeleyecektir.
İnancımız ve değer ölçülerimiz etrafında ittifak ederek yeniden kardeş olma bilinci, sadece Müslümanlara değil, bütün insanlığa bir kurtuluştur. Bu yolda Müslümanlar, yardımlaşma ve dayanışmayı esas alan “tanışma” yoluyla kavimlerle buluşmalı, İslam Dünyasının kültürel, ekonomik ve siyasal müktesebatını harekete geçirerek işi kolay kılmalıdır. Bu hedef, “Müslümanların, kendi inançları ve dünya görüşleri etrafında toplanarak Hak ve adalet merkezli yeni bir dünya kurma girişimiyle izzete ulaşabileceklerinin” de bir göstergesi olacaktır. Çünkü insan, evrenin nesnesi değil, öznesidir!