Başlık Latince “kaostan gelen düzen” anlamına gelen bir cümle. Aslında bir anlayışın zihinsel iz düşümü. Normalde kaos düzensizliği, kozmos düzeni ifade eder. Farklı paradigmaların “kaos mu önce gelir, yoksa düzen mi” sorusuna farklı cevapları olmuştur. Kâinatın bir intizam içinde yaratıldığını ifade edenler olduğu gibi düzenin kaostan geldiğini öne sürenler de vardır.

Kaostan gelen düzen fikrini savunanların âlemin kaostan sonra düzene kavuştuğunu savunurlar. Yani kâinatın düzeni için bir yaratıcı fikrine gerek duymazlar. Biz Müslümanlar olarak kâinatın düzen içinde yaratıldığına inandığımızdan düzen için kaosa ihtiyaç olmadığını düşünürüz.

Batman filmindeki joker karakterinin ifade ettiği bir replik var. Joker: “Kurulu düzeni alt üst ettiğinde, her şey bir anda kaosa sürüklenir. Ben kaosun elçisiyim. Kaos, adildir” diyerek yeni bir düzen tesis edilecekse önce kaosun egemen olması gerektiği fikrini öne sürer.

Kaostan gelen düzen teorisinin birçok yansıması vardır. Örneğin Hıristiyanlar doğan çocuğun günahkâr olduğuna vaftizle bu günahtan arındığına inanırlar. Müslümanlar ise her doğan çocuğun fıtratı üzerine doğduğunu söyler. İlkinde olumsuzluktan olumluya bir yöneliş varken, ikincisinde olumlu bir başlangıç vardır. Birincisi kaostan gelen düzen iddiası gibi aynı mantıktan beslenirken, ikincisi her şeyin bir düzen içerisinde yaratıldığını kabul eder.

Bu teoriyi sahiplenen batılılar, Avrupa’da düzeni tesis edebilmek için asırlarca süren kaos ortamından geçmiştir. Toprak sahipleriyle burjuvazinin güç çatışması, kiliseyle devletin çatışması, mezhep savaşları, sömürgelerdeki paylaşım savaşları, ulus devlet olma sürecinde yaşanan krizler, Fransız ihtilali hep bir kaos ortamını gösterir. Bu kaosların neticesinde bugün karşımıza mevcut batının kapitalist düzeni ortaya çıkmıştır.

Günümüzde de ırkçı emperyalizm dünyayı sömürmek ve dizayn etmek için bu teorinin fikirlerinden yararlanır. Mevcut düzenin korunması için diğer bölgelerdeki sistemlerin bu düzene karşı duramayacak bir yapıda olması küresel düzen sahipleri için önemlidir. Bunun için kapitalist düzenin işleyişine müdahale edecek, bu işleyişi bozacak her toplumsal yapıya müdahale etme gayreti içindedirler. Bunun için sistem açısından arıza olarak görülen toplumları kendi sistemlerine uygun olacak şekilde dizayn etmek arzusundadırlar. 

Dünyanın birçok bölgesinde savaşların ve çatışmaların olduğunu görüyoruz. Ne yazık ki, bu bölgelerde kaos ortamı hâkim. Bu kaos ortamı bazen devletler arasındaki savaşla, bazen ülkelerin iç çatışması şeklinde, bazen de terör gruplarının faaliyetleri sonucunda ortaya çıkıyor. Kaos ortamlarının coğrafi ve siyasi haritasına baktığımızda mevcut düzeni tehdit edebilecek bölgelerin bu haritada yer edindiğini görürüz.

Özellikle İslam coğrafyası kaos ortamından olabildiğince etkilenmektedir. Afganistan, Irak, Libya işgal edilerek; Suriye ve Yemen’de iç çatışmalar körüklenerek, Sudan bölünerek, İran ve Türkiye’nin farklı kimlikleri kaşınarak kaos ortamı oluşturuluyor. Nihai hedef burada bir düzen kurmaktır. Bu kaos ortamından gelecek düzen büyük İsrail’in kurulmasıdır. İşte bütün bu kaosun sorumlusu Siyonizm’in bu sapkın inancıdır.