Bismillahirrahmanirrahim;

âlemlerin Rabbi,  Rahman ve Rahim olan Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize, âline ve sahabelerine olsun.

Referandumu geride bıraktık. Halkoyuna sunulan Cumhurbaşkanlığı hükümet modeline geçişi öngören 18 maddelik anayasa değişikliği, gerekli oran elde edildiği için kabul edilmiş oldu. Yani Türkiye “tek kişilik cumhurbaşkanlığı hükümet modeline” geçiş yaptı. Yani bu yeni modele göre, halkoyu ile seçilecek olan cumhurbaşkanı hem devlet başkanı, hem de tek başına hükümet olacak ve de tuttuğu partiye üye olabilecek ve hatta üyesi olduğu partinin genel başkanı bile olabilecektir. Bu değişiklik, bu haliyle Türkiye için iyi mi oldu, kötü mü oldu, bunu zaman gösterecektir. Bundan böyle TBMM, hükümetin oluşmasında söz sahibi olmayacaktır. Bunun için TBMM Genel Kurul salonunda bakanların oturacağı bir yer bulunmayacaktır. Bu yeni dönemde TBMM kanun yapabilecek, hükümetin gönderdiği bütçeyi görüşüp süresi içinde onaylayabilecek, gücü yeterse Cumhurbaşkanı’nı, Cumhurbaşkanı yardımcılarını ve bakanları soruşturup yüce divana gönderebilecektir. Anayasa değişikliği ile ilgi olarak daha fazla bilgi edinmek isteyenler, Saadet Partisi’nin hazırladığı kitapçığı okuyabilirler.

MİLLET OLARAK BİLMELİYİZ Kİ 

Kabul edilen cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi “sihirli bir değnek” değildir. Ülke problemlerinin çözümünü sadece yönetim sistemi değişikliğinde aramak büyük bir safdillik olur. Borçlanmaya dayalı açık bütçe yerine, borçlanmayı önleyen denk bütçe yapmadan toplumsal refahı sağlamak mümkün olmaz. Sanayileşmeden, üretim ve ihracat seferberliği başlatmadan ekonomi düzeltilemez. Tarım ve hayvancılığı geliştirmeden, ülkeyi bu alanda kendi kendine yeterli hale getirmeden ülke müreffeh bir ülke olmaz. Faizci kapitalist ekonomik düzen terk edilip yerine adil ekonomik düzen ikame edilmeden değişen hiçbir şey olmayacaktır. ABD ve İsrail stratejik ortaklığına, son verilmeden, AB’yi bir medeniyet projesi olarak görmekten vazgeçmeden Türkiye dış ve iç politikada saadet bulamaz. 

SOKAK ÇÖZÜM OLMAZ

Millet olarak bir kez daha bilmeliyiz ki hiçbir problem sokak ile çözülmez. Bazı kimseler hatalı sözler söyleyebilirler, yine bazı işlemler hatalı ve yanlış olabilir, karşılaşılan bütün olumsuzlukların, haksızlıkların çözümünü hukukun içinde aramak zorunluluğu vardır. Türkiye’yi bir sıkıntının içine sokacak beyanlarda bulunmak yanlış olur. Eden bulur. İnsanlar kazandım dediklerinde kaybedenlerden olabilirler. Bu referandumda yapıcı ve yol gösterici tavrıyla Saadet Partisi ve kadroları her türlü algı operasyonuna, haksız iddia ve ithama maruz kalmasına rağmen bu süreçte hiçbir zaman asaletini bozmamıştır. Bu duruşuyla, referandum sürecinde kutuplaşmayı engellemiş, daha derin kırılmaların yaşanmasına izin vermemiştir. Saadet Partisi mensupları bir kez daha Türkiye’nin en disiplinli, en şuurlu, en sağlam teşkilatı olduğunu ortaya koymuştur. Milletimiz bu referandumda Saadet Partisi’nin bu ilkeli ve yol gösterici tutumu nedeniyle rahat bir nefes almıştır. Bu sürecin tek kazananı Saadet Partisi’dir desek kimseye haksızlık yapmış olmayız. 

KAYBEDENLER 

Bu referandumun sayısal sonucundan çok siyasal ve sosyal mesajlarına bakmak gerekir. Bu seçimde, kutuplaştırıcı ve ötekileştirici üslup kaybetmiştir. Bu seçimde rutin ve normal bir oylamayı, “iman ve küfür” noktasına getiren anlayış kaybetmiştir. Bu seçimde, yasal olan bir tercihi, terörle, ihanetle, Kandil ile eş tutan zihniyet kaybetmiştir. Bu seçimin galipleri ise bu kutuplaştırıcı, ötekileştirici üsluba pirim vermeyen milletimiz, Saadet Partisi ve düşünerek hareket eden kesimler olmuştur. Yeni bir döneme girilmiştir. Bu yeni dönemde, iktidar mensupları tarafından atılacak adımlar çok daha önemli hale gelmiştir. Bundan sonraki süreçte, yüzde 49’un endişeleri hassasiyetle dikkate alınmalıdır. Özellikle Anayasa değişiklikleri çerçevesinde gündeme gelecek, uyum düzenlemeleri, “ben yaptım oldu” mantığıyla değil, bu endişeleri giderecek bir yaklaşımla hazırlanmalı ve yapılmalıdır.

İÇ VE DIŞ SORUNLAR

Bugün ülkemiz hem iç politikada hem de dış politikada çok temel sorunlarla karşı karşıyadır. Başta Suriye olmak üzere Ortadoğu tarihin en büyük kargaşa ve iç çatışmalarını yaşamaktadır. İslam coğrafyası, küresel güçlerin cirit attığı bir satranç tahtasına dönüşmüştür. İslam ülkelerinin haritaları yeniden çizilmektedir. Küresel emperyalizmin en önemli hedeflerinden birinin de ülkemiz olduğu açıktır. Erbakan Hocamızın ifadesiyle, toprak ayağımızın altımızdan kaymaktadır. Bir an evvel gerçek gündeme dönmek, milletçe, devletçe bu devasa problemlerin çözümüne odaklanmak gerekir. Bu devasa sıkıntıların altından kalkmak için D-8 teşkilatı harekete geçirtilmeli ve İslam Birliği’nin kuruluşu ile ilgili çalışmalar bir an evvel başlatılmalıdır.

POLEMİK SİYASETİ

Saadet Partisi; işsizliği, hayat pahalılığını, emeklinin sıkıntısını, dış borcu, terörü konuşalım dedikçe iktidar, yeni referandumları gündeme getirmenin peşindedir. Avrupa Birliği’ni referanduma götürürüz diyorlar. 2011 yılında Avrupa Birliği Bakanlığı’nı kurarken, millete sordular mı? AB istediği için kimliklerden din hanesini çıkarırken millete sordular mı? Bugün dilden düşürülmeyen idamı da Avrupa istedi diye kaldırdılar. O gün idam kaldırılırken millete sordular mı? Avrupa net olarak, “Türkiye ile müzakereleri askıya alırız” diyor. Buna mukabil iktidar mensupları, “Biz de Kıbrıs müzakerelerini askıya aldık” diyebiliyorlar mı? Ne yazık ki diyemiyorlar. Bu siyaset dili de terk edilmeli ve şahsiyetli bir siyaset dili benimsenmelidir. 

MİLLİ İSTİŞARE TOPLANTISI

Saadet Partisi; Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya’nın kurulması için mücadele etmektedir. Yeni bir başlangıcın arifesinde meselelerin çözümü için bütün grupların iştirak edeceği bir “Milli İstişare Toplantısı” önermektedir. Bu toplantı mutlaka yapılmalıdır. Her zamankinden daha fazla birlik ve beraberliğe ihtiyacımız vardır. Bunu yapmak için inançlarımızın esas aldığı kardeşlik bağları kuvvetlendirilmelidir. Milli Görüş görevini yapmaya devam ediyor. Selam hidayete tabi olanlara…