Bismillahirrahmanirrahim;
4NİSAN günü Beşiktaş MKM’de yapılan muhteşem “Erbakan Ödülleri Töreni”ne katıldım. Referandum münasebetiyle biraz gecikse de, vefakârlığın müstesna bir örneği olan programdan söz etmeden geçemeyeceğim.
Camiamızda ödül töreni genelde teşkilat içi çalışmalara münhasır kalırdı. Toplumu kuşatan, genele hitap eden bir törene katılmak beni mutlu etti. Hele törenin dünyaya “Savaş değil, barış; çatışma değil, diyalog” mesajı vermiş dünya lideri Erbakan Hoca adına yapılması konunun önemini daha da artırıyordu.
Milli Görüş tarihinde böyle bir ödül töreni, ilk olmasına rağmen başarılı bir organizasyona şahit olduk. “Gönülleri yeşerten” ilkeli bir programla karşılaştık. Erbakan Hoca’ya yakışan bir program oldu.
Erbakan ödülleri; bilim, sanat, devlet adamlığı gibi alanlarda ülkemizin yetiştirdiği, Türkiye ve insanlığa hizmet edenleri teşvik etmeyi ve dünyaya tanıtmayı amaçlıyor. 6 dalda verilen ödüller için komisyon kurulmuş, önce ödüllerin verilmesinde uyulacak ilkeler belirlenmişti. Tören sonrası ciddi bir eleştirinin olmaması; komisyonun, konuyu her boyutuyla ele alan bir çalışma yaptığının göstergesiydi.
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Erbakan Hoca adına ödüller verilmesinin önemini vurguladı: “O, ufkumuzu açtı; siyasete üslûp getirdi; kucaklayıcı oldu; düştüğü yerden kalkarak koşusuna devam etti.”
Törene ev sahipliği yapan İstanbul İl Başkanı Birol Aydın da; “Türkiye ve dünya Erbakan’dan çok şey öğrendi” diyerek programın ümitlerin yeşermesine vesile olmasını diledi.
ALTI DALDA ÖDÜL
SANAT dalındaki ödül, millî musikimize sahip çıkıp; radyo, TV, öğretim üyeliği gibi her platformda istikrarlı çalışma sürdüren Neyzen Süleyman Ergüder’e verildi. Sayın Ergüder törende, “Sanat hayatımın 40. yılında, bize milliliği öğreten Erbakan adına ödül almak benim için en büyük şereftir” diyerek duygularını paylaştı.
Düşünce - Edebiyat dalındaki ödülü; uzlaşma, birlikte yaşama, barış, farklı görüştekilerin iletişimi, şiddet karşıtlığı gibi düşünceleri işleyen ve 70 kadar eseri bulunan Suriyeli düşünür Cevdet Said’e verildi. Said, törende “Türkiye’nin İslam’ın sancağını taşıdığını” söyledi.
Medya ödülü; medyadaki kariyerini; bilim, teknoloji, eğitim, tarım, hayvancılık gibi alanlarda kendi kaynaklarımızdan faydalanmaya dönük mücadelede kullanan Cem Seymen’e verildi. Sayın Seymen törende, “Erbakan Hoca; kişiliği, duruşu, zarafeti, kullandığı dildeki incelikle her alanda örnek birisi. Onun adına ödül almaktan mutluyum. Ülkeme aşığım; toprağımı anlatmayı başardım” dedi.
Bilim dalında; teknoloji, uzay bilimleri, havacılık, AR-GE konularında öncü çalışmalarıyla tanınmış Yüksek Mühendis Özdemir Bayraktar ödül aldı.
Spor ödülünün sahibi; işitme engelli olmasına rağmen kayak şampiyonasında Türkiye ve dünyada pek çok dereceye imza atmış Ayşe Kader Yavuz oldu. Yavuz, duygu yüklü konuşmasında, “Avrupa’da Türkiye’nin bayrağını dalgalandırdım” dedi.
Özel Onur Ödülü’yse; yarım asrı aşan mücadelesinde duruşunu bozmayan, davasına ve liderine sadık kalan Süleyman Arif Emre’ye verildi. Hastalığından dolayı törene gelemeyen Emre’nin ödülü, Kemalettin Erbakan tarafından oğluna verildi.
ERBAKAN UNUTULMAMALI
ÖDÜL törenine yurt içi ve yurt dışından, çoğu kurumlarını temsilen seçkin bir topluluk katıldı. Bu, dünya huzur ve barışına hizmet etmiş lidere gösterilen sadakat ve vefakârlıktı. Böyle bir liderin heyecanı, azmi ve kazandırdıkları unutulmamalıydı. Gelecek nesillerin onun mücadelesinden alacakları büyük dersler vardı.
Erbakan Hoca’nın örnek ve onurlu duruşu her kesime tanıtılmalıydı. Çeşitli alanlarda bu amaçla verilen ödüllerin insanlığa hizmet edeceğini düşünüyorum.
Erbakan Hoca; küresel sömürgecilerin “üstün ırk” safsatasıyla insanlığı kendilerine köle etmek istediğini anlattı. Onların planlarını bozdu. Dünyanın sevk ve idaresinin bencil ve paylaşmayı bilmeyen Batılılara bırakılamayacağını açıkladı. Sömürüler, savaşlar, iç çatışmalar, ifsatlar yoluyla insanlığa kan kusturanlar onlardı. Sömürgeci Batı’nın insanlığa huzur getiremeyeceği konusunda uyardı. Çözümü İslam ülkelerinin bir araya gelerek şefkat ve merhamet medeniyetinin kurulmasında gördü.
İslam dünyasına ilham kaynağı; mazlum ve mağdurların ümidi olan Erbakan Hoca’nın mücadelesi devam ettirilmeliydi. “Bu mücadele Usta’da kalmamalı”, hedefine ulaştırılmalıydı. Acı, kan ve gözyaşına boğulmuş insanlığın Milli Görüş’e büyük ihtiyacı vardı.
Bu yıl ilki düzenlenen Erbakan Ödülleri, insanlığın huzur ve barışı için büyük ümit oldu. Çünkü Erbakan’ın mücadelesi sürmeliydi. Yalnız Erbakan Hoca ve Milli Görüşçüler değil; tüm insanlık bu sorumluluğu hissetmeliydi. Verilen ödüllerin bu açılımı sağlayacağına inanıyorum. Emeği geçenlere teşekkür ediyor; daha güzel organizasyonlar diliyorum!