BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya (S.A.V.), âline ve sahabelerine olsun.

“Sözü süz de söyle. Sınırını çiz de söyle. İnci gibi diz de söyle. Sözü öyle söyle ki yâr da beğensin ağyar da. Peygamberimiz: “Allah’a ve ahiret gününe inanan bir kimse ya hayır konuşsun veya sussun” buyurmuşlardır. Arif bir insan şöyle der: “Sözü süz de söyle / Manayı inci gibi diz de söyle / Yüzde söyle, gıybet olmasın / Ukdeyi içinden çöz de söyle, yapmasın yara / Öyle bir söyle ki hoş gelsin yâre ağyara / İma ile söyle, ister remizle / İlla haddini hududunu çiz de söyle / Güzde söyleyeceğini güzde söyle, bırakma yaza / Sırlarını candan içe dosta söyle, sızdırma yoza / Düzde söyleyeceğini düzde söyle / Ne yüksekte ne tümsekte / Hem de iyi bir pozda, tam bir dozda söyle / Bir de acele etme kozu gözetle / Hakkı yüzde yüz söyle Cebbara / Dilsiz şeytan olmayasın sonra / Söyle sen hakkı yerli yerince / Artık düşünme pek ince ince / İster gözle söyle, ister yaz da söyle / İster nazla ister niyazla / Söylerken Hakkı biraz da / Nefsine söyle / Değil afaka.”

Söz söylemek, hak söz söylemek arif insan olmanın gereğidir. Bunu başarabilenler yol alırlar, dost olurlar, başarmayanlar ise perişan olurlar. İnsan ülfet eden ve edilendir, ülfet etmeyenden ve ülfet edilmeyenden hayır gelmez. Dost dostuna şefkat edendir, şefkat etmeyenin dostluğuna güvenilmez. Kur’an, bize hayvanların da ümmet olduğunu, onların hayatında da hiyerarşik bir yapının olduğunu haber verir. Bu durum, cemiyette bireylerin birbirlerine ihtiyacının olduğunu, aralarında sevgi ve saygıya dayalı bir dayanışma ve iş bölümünün gerekli olduğunu anlatması bakımından önemlidir. Zira toplumda hiyerarşi yoksa anarşi var dektir. En büyük anarşi de söz ile yapılan anarşidir.

İnsan, birlikte yaşamaya muhtaç olan sosyal bir varlıktır. Bu birlikteliğin huzurlu bir şekilde devam edebilmesi, herkesin sorumluluk ve haklarını bilmesi, bunların gereklerini yerine getirmesi ile mümkündür. Bunun için de herkesin haddini hududunu bilip ona göre hareket etmesi şarttır. HUCURAT 11: “Ey müminler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir! Kim de tevbe etmezse işte onlar zalimlerdir.”

Güzel söz söylemeye layık insanların başında anneler ve babalar gelir. İSRA 23: “Rabbin, O’ndan başkasına kulluk etmemenizi ve anne ve babaya iyilikle davranmayı emretti. Şayet onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa, onlara: “Öf” bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz söyle.” Bu emri hangimiz yerine getirebiliyoruz Olmak isteyen varsa olsun ama ne olsun Gayenin unutulduğu, arzuların toplumu esir aldığı, kulluğun askıya alındığı dönemlerde bencillikler, hasetler, kibirler kalabalıklar içinde yalnız kalan insanlar topluluğu üretiyor.

Samimiyet ah samimiyet… Mevta olmuş, Fatiha okuyanı bile kalmamış…

Allah’a kul olmak, peygamberimize ümmet olmak, inananlar olarak kardeşler topluluğu olmak, Allah yolunda malıyla canıyla cihat etmek, insanlığın saadet bulması için mücadele etmek çok mu zor…

Güzel söz Allah ve Resulünün sözüdür. İnsanların büyük bir bölümünü güzel söz söylemekten ve güzel söze uymaktan alıkoyan şeytandır. Allah bize Kuran’da şeytanın insanları güzel söz söylemekten uzaklaştırmaya çalışacağını ve bu yolla aralarına düşmanlık sokmak isteyeceğini şöyle bildirmiştir: İSRA 53: “Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.” Güzel sözün düşmanı çok oluyor…

ÇAĞRILACAĞIMIZ GÜNE HAZIR OLMAK

Dünya hayatımızın hesabını Allah’a vereceğimiz gün, o gün hepimiz çağrılacağız. Hesap vermeye çağrılacağız. İSRA 71:“Her insan topluluğunu önderleri ile birlikte çağıracağımız o günde kimlerin amel defteri sağından verilirse, onlar, en küçük bir haksızlığa uğramamış olarak amel defterlerini okuyacaklar.” İnsan toplulukları o güne nasıl çağrılacak Âlimler bu ayetin tefsirinde bu çağrı hakkında şunları söylemişlerdir.

1. Onları başkanları ile çağrılır. İnsanlar, ey falan salih zatın peşinden gidenler, ey filan zalimin, işbirlikçinin izini sürenler diye çağrılırlar. Yani dünyada kime uymuşsa, kimin izinden gitmişse, kimin güdümüne girmişse onunla birlikte çağrılır. 2. İnsanlar, amelleri ile çağrılır. O gün insanlar, ey şirk koşanlar, ey işbirlikçiler, ey faizciler, kumarcılar, zinacılar, ey içkiciler, hırsızlar, zalimler, haramcılar diye çağrılacaktır. O gün iyilikleriyle gelen, onun karşılığını, kötülükleriyle gelen de onun karşılığını görecektir. 3.İnsanlar peygamberleri ile çağrılır. Her ümmet kendi peygamberi ile birlikte çağrılıp Allah’ın huzuruna çıkacaktır. NİSA 41:“Her ümmete peygamberlerini şahit getirdiğimiz ve ey Muhammed seni de onlara şahit olarak gösterdiğimiz zaman onların halleri nice olacaktır.” O gün, aldanma ve aldatma olmayan bir gündür. 4. İnsanlar kitaplarıyla çağrılır. Her toplum, kendilerine inmiş olan kitaplarıyla çağırılıp o kitabın gereklerini yerine getirip getirmediklerinden sorgulanacaklardır. 5. İnsanlar amel defterleriyle çağrılır. İyi işlerimiz, kötü işlerimiz ile bütün ahvalimizin yazılı bulunduğu amel defterleri ile birlikte çağrılıp hesaba çekileceğiz. Allah’ın insana bildirdiği saadet yolu İSLAM yoludur. İslam’ın düzeni ise ADİL DÜZENDİR. Milli Görüş, ADİL DÜZEN isteyenlerin görüşüdür. Milli Görüş, sözün güzeline uymaktır. Milli Görüş, hesap gününe Kur’an ve sünnet ile hazırlık içinde olmaktır. Selam hidayete tabi olanlar…