Olanla yetinme ya da başka bir deyişle mevcutla iktifa elbette güzel bir haslettir! Daha fazlasında gözü olmamak şüphesiz tok gözlülüğün ifadesidir.

Kişiler bazında bu kriterler doğru olabilir ama iş ülke bazına çıktığı zaman yöneticilerin başarıları ya da başarısızlıkları söz konusu olduğunda bu bir tok gözlülük olmaktan çıkar, pişkinliğe doğru gider!

Mevcut olanı çoğaltmak için çalışmadan yani yersiz bir tevekkül ile hareket etmenin ve olanla yetinmenin tasvip edilir yanı yoktur!

AKP iktidarının sözcülerine bakıyoruz, icraatlarını daha doğrusu icraatsızlıklarını savunurken onları hep olanla yetinir yani mevcutla iktifa eder pozisyonda görüyoruz!

Mesela işsiz sayısının azaltılamamasından mı şikayet ediliyor, ilgili bakan hemen lafa balıklama dalıyor ve "Bu dönemde işsiz sayısını arttırmamak bir başarıdır" diye tartışmaya müdahil(!) oluyor! Yani işsiz sayısını azaltamamış olmalarını böylece kamufleye çalışıyor!

Ya da OECD ülkeleri arasında yapılan bir araştırma sonucunda Türk çocuklarının başarısızlığı mı ortaya çıktı, ilgili bakan yine ortaya fırlıyor ve başarısız olduğunu itiraf etme yerine "Yerimizi korumak başarıdır" diye başarısızlığını gizlemeye çalışıyor!

Yahu OECD ülkeleri arasında bizim çocuklar sonuncu olmuşlarsa "Yerimizi korumak" yollu bir savunma neyin nesi oluyor

Sonunculuktan öteye bir yer mi vardı ki "Yerimizi korumuş" olalım!

Evet, AKP liler hep olanla yetinmeye yani mevcutla iktifaya şartlanmış durumdalar! Biz bunu bir tok gözlülük belirtisi olmaktan çok başarısızlıklarını gizleme çabası olarak gördüğümüzü ifade etmek durumundayız!

İnsanların aldıkları ücretler ile ay sonunu getiremedikleri bir ortamda iktidarın bir sözcüsü "Türkiye de ücretler çok yüksek" diyorsa, diyebiliyorsa bunun artık savunulabilir yanı var mıdır

"Asgari ücreti kişi başına düşen milli gelire bölün, gerçeği siz de göreceksiniz" diye ahkam kesen iktidar sözcüsü artık mevcutla yetinmeyi de terk etmiş, mevcudu bile fazla buluyor hale gelmiş demektir!

Ki bu bakış açısı ülkemizin geleceği açısından fevkalade tedirginlik verici bir yaklaşım olarak karşımızdadır!

Sanki iktidarın bir sözcüsü değil de IMF nin temsilcisi konuşuyor gibi açıklamalar yapmak iktidara ne kazandırır

Sanırız iktidarda bulunanlar seçimlerde kazandıkları başarının zafer sarhoşluğu içindeler!

Ve "Biz ne yaparsak yapalım, ne söylersek söyleyelim, nasıl davranırsak davranalım bu halk bize mahkum" gibi bir anlayış içindeler!

Aslında böyle düşünmekte çok haksız da sayılmazlar!

AKP iktidarının nasıl davranacağı üç aşağı beş yukarı belliyken yani Perşembe nin gelişi Çarşamba dan belliyken oylar yine onlara verilirse olacağı budur!

Elbette her şeye ve herkese tepeden bakarlar, olanla yetinirler!

Vatandaşın da buna bir şey demeye hakkı olabilir mi