Cumhurbaşkanı Başdanışmanlığı görevinden 26 Ekim'de ayrıldığını duyuran Oktay Saral, istifasının perde arkasını anlattı. Sözcü gazetesinden Saygı Öztürk'e konuşan Saral, Azerbaycan'daki başörtülü öğrencilerin eğitim hakkına ilişkin paylaşımının iki ülke arasında rahatsızlığa yol açtığını kabul etti. Ancak açıklamasının Azerbaycan'a karşı düşmanca bir amaç taşımadığını savundu.
SARAL: AYRILMAMI CUMHURBAŞKANI İSTEDİ
Oktay Saral, görevinden ayrılma kararının Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın isteği üzerine alındığını açıkladı.
Azerbaycan ile Türkiye arasındaki ilişkilerin zarar görmesini istemediğini belirten Saral, şu ifadeleri kullandı:
"Azerbaycan, Türk devletleri hepimizin canı, kanı, bizim kardeşlerimiz. Devletlerarası münasebetlerde bir takım hassasiyetler olabiliyor. Dolayısıyla tabii böyle bir durum hasıl oldu. Ben hiçbir şekilde Cumhurbaşkanımızın üzülmesini, yani devlet işleyişi noktasında Azerbaycan’la veya diğer Türk Cumhuriyetleri konusunda böyle kırgınlık yaşanmasını asla ve kata istemem. Cumhurbaşkanımız getirdi, Cumhurbaşkanımız istedi, arzu etti ayrılmamı. Başım gözüm üstüne dedim."
Siyasi ve kamu görevlerindeki geçmişini de anlatan Saral, 12 yıl Of Belediye Başkanlığı, 4 yıl milletvekilliği ve 10 yıl Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığı yaptığını belirtti.
59 yaşında olduğunu söyleyen Saral, 26 yıllık kamu hizmetinin ardından ülkesine farklı görevlerde katkı sunmayı istediğini ifade etti.
AZERBAYCAN'DAN ÖZÜR DİLEMEYECEĞİNİ SÖYLEDİ
Saral'ın istifasına giden süreç, Azerbaycan'da başörtülü öğrencilerin eğitim kurumlarına alınmadığı yönündeki haberlerin ardından başladı.
12 Ekim'de sosyal medya hesabından açıklama yapan Saral, şu ifadeleri kullanmıştı:
"Azerbaycan'da başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellenmesi kabul edilemez! İnancı gereği başını örten bir öğrenciyi okul kapısında bırakmak, hangi vicdana, hangi adalete sığar? Başörtüsü engel değil, inancın gereğidir! Eğitim hakkı hiçbir ideolojik dayatmaya kurban edilemez!"
Söz konusu paylaşım Bakü yönetiminin tepkisini çekti. İktidardaki Yeni Azerbaycan Partisi, Türkiye'den gelen eleştirileri ülkenin iç işlerine müdahale olarak değerlendirdi.
Tartışmalar sırasında Azerbaycan yönetiminin, aralarında Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan ve DEM Parti Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun da bulunduğu 31 Türk vatandaşının ülkeye girişini yasakladığı bildirildi.
Bakü yönetiminin Ankara'dan Saral'ın görevden alınmasını istediği de iddia edildi.
Saral ise yaptığı son açıklamada Azerbaycan halkına karşı herhangi bir olumsuz tutumu bulunmadığını vurguladı:
"Azerbaycan benim öz vatanımdır. Azerbaycanlılar benim gardaşımdır. Ben bundan asla zerre kadar imtina etmem. Ben bunu her yerde de söylerim. Söylemeye devam ederim. Ama benim sözlerimde Azerbaycanlıları, Azerbaycan Devleti’ni üzecek bir şey yaptığıma inanmıyorum. Sadece bir insan olarak görüşümü söyledim"
Paylaşımını dostane bir uyarı olarak yaptığını ifade eden Saral, Cumhurbaşkanlığı adına konuşmadığını belirtti.
Özür dilemesi gerekip gerekmediği sorusuna ise şu yanıtı verdi:
"Tabii ki. Ama yani burada özür dilenecek bir şey yok. Saygı Bey, Azerbaycan benim öz vatanımdır. Azerbaycanlılar benim kardeşimdir. Ben bundan asla zerre kadar imtina etmem. Ben bunu her yerde de söylerim. Söylemeye devam ederim. Ama benim sözlerimde Azerbaycanlıları, Azerbaycan Devleti’ni üzecek bir şey yaptığımı inanmıyorum. Sadece bir insan olarak görüşümü söyledim."
Saral, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ben hükümet sözcüsü değilim. Cumhurbaşkanlığı adına hükümet sözcüsü bu duygu ve düşünceleri dile getiren adamım. Cumhurbaşkanlığı adına konuşmuş değilim. Ben her ne kadar baş danışman olsam da ben insanım. Yani insanın duygusu yok mu? Biz makine değiliz ki. Benim duygularım var."
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'e veya Azerbaycan halkına karşı bir sorunu olmadığını belirten Saral, paylaşımında özür gerektirecek bir durum bulunmadığı görüşünü yineledi.
FON VE GÜMRÜK İDDİALARINI REDDETTİ
Oktay Saral'a, görevinden ayrılmasının fon soruşturmasıyla bağlantılı olduğu yönündeki iddialar da soruldu.
Bu iddiaları kesin bir dille reddeden Saral, şunları söyledi:
"Benim fon kepazeliğiyle, borsayla bir ilgim yok. Hatta, fona kim bulaşmışsa bunların üzerine gidilmesi ve isimlerinin açıklanmasını istiyorum. Bu konuda sosyal medya paylaşımım da olmuştu."
Soruşturmanın kimleri kapsadığına bakılmaksızın sürdürülmesi gerektiğini savunan Saral, ekonomik güven açısından şeffaflığın önemine dikkat çekti.
"Süreç mutlaka şeffaf yürütülmelidir. Ekonomik güvenin en temel şartı, belirsizliğin ortadan kaldırılmasıdır. Süreç nereye giderse gitsin, kime uzanırsa uzansın; devletimizin gereğini yapacağından kimsenin şüphesi olmasın."
Saral, meselenin vatandaşların ekonomiye, piyasalara ve adalete duyduğu güvenle ilgili olduğunu belirterek kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Doğubayazıt Cumhuriyet Başsavcılığına gümrüklerle ilgili yapıldığı belirtilen suç duyurusuna ilişkin de açıklamalarda bulunan Saral, herhangi bir usulsüzlüğe karışmadığını savundu.
"Hayatım boyunca gümrüklerle alakalı bir işim olmadı. Sadece bazı atamalarda belki yardımcı olmaya çalışmışımdır. Bakın benim ödül almam lazım. Bana devletin madalya vermesi lazım. Ben gümrüklerde bir sürü hırsızlık, bir sürü yolsuzluk hatta PKK terör örgütünün de içinde olduğu bir sürü olayı meydana çıkarmış bir insanım. Sizlerin beni taltif etmesi lazımdı. Ben ömrü, hayatım boyunca kimsenin hakkını hukukunu Allah göstermesin çiğnemedim, devlet malına el uzatmadım."
Gümrüklerdeki yolsuzluk iddialarına ilişkin belgeleri savcılık ve emniyet yetkililerine ulaştırdığını öne süren Saral, Of'taki Mahmut Efendi Külliyesi için bazı iş insanlarından yardım istendiğini ve bir hesaba para yatırıldığını da anlattı. Bu işlemin dışında herhangi bir bağlantısının bulunmadığını söyledi.
26 Ekim'deki istifa açıklamasında Erdoğan'a desteğini sürdüreceğini belirten Saral, "Dün olduğu gibi bugün de yarın da Sayın Cumhurbaşkanımızın yanında, aynı inanç ve kararlılıkla yol yürümeye devam edeceğim" ifadelerini kullanmıştı.
Saral'ın açıklamalarıyla görevden ayrılma kararının Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın isteği üzerine alındığı netleşirken, fon ve gümrük iddialarına ilişkin değerlendirmeler ise ilgili adli süreçlere bağlı olacak.





