Bir ilkokul veya ortaokul düşününüz; bayan öğretmenler alta tayt, üste sıfır kol bluz (tişört) giymiş okula öyle geliyorlar. Erkek öğretmenler ise üstte tişört, altta kumaş pantolon ve ayakkabılar spor ayakkabı. Kumaş pantolon ve ceket sadece müdürlerde var. Karman çormanlığı fark ettiniz değil mi! Hani eğitim diyoruz ya, hani öğretim diyoruz ya! Peki, hani eğitim hani öğretim! Bilindiği gibi 19 Eylül’de okullar açıldı. Okullar açıldı açılmasına da okullarla birlikte dertlerimiz de açıldı Türkiye olarak! Dertlerimizle baştan başlayalım dertlenmeye.

Öğretmenlerimiz neden bu kadar laubali kıyafetli ve laubali tavırlı… Bu durum kıyafet serbestliğiyle açıklanamaz. Efendim kıyafet serbestliği var, nasıl istersem öyle giyinirim, kim ne karışıyor, kim karışabilir. Siz benim kıyafetimle mi uğraşıyorsunuz ayol! Şekilciye bak şekilciye! Böyle laflarla geçiştirilecek bir durum değil bu. Daha altlarda çok önemli sorunlar var. Öğretmenlerimizin bu kadar laubali kıyafetli ve laubali tavırlı olmalarının ana nedeni eğitim sistemimizdir. Öğretmenlerimiz öğretmen olmuş ama halen kendini üniversite öğrencisi sanıyor. Nasıl ki üniversitede laubali kıyafetli ve laubali tavırlı olunuyorsa öğretmen olduktan sonra da aynı durum devam ettiriliyor. Üniversitedeki kıyafet ve tavırları -ben bir üniversite mezunu olarak- bir noktaya kadar haklı buluyorum. Canın çıkana kadar test çöz, ölüm kalım savaşıyla sınava gir, sonra da bir üniversiteyi kazan, bittabi serazat kıyafetli ve tavırlı olmayı üniversite öğrencilerine hak olarak görüyorum. Ama öğretmenlik öğrencilik değil, bunu ayırt edelim.

Üniversite öğrencisi (ve bütün öğrenciler) örnek alandır. Oysa öğretmen örnek alınandır. Hiç örnek alınanla örnek alan bir olur mu, olmaz. Olmamalı. Ama oluyor; öğretmenlerimiz üniversite öğrencisiymiş gibi giyiniyorlar ve öyle davranıyorlar. Bu giyim ve davranışta olan öğretmenleri ilkokul ve ortaokul öğrencileri ciddiye almıyor. Veliler ise hiç ciddiye almıyor. Ciddiye almamakta haksızlar mı, değil tabi. Örnek alınacak giyim ve davranışta bulunmayan örnek verecek özne, örnek verilecek özneyle aynı çizgide olduğunda eğitim ve öğretim ortadan kalkıyor. Geriye ne kalıyor; ayın onbeşi gelse de maaşımızı alsak, akşam olsa da eve gidip yatsak, senin arabanın markası şu benimki bu, kız beni takip ediyor musun, beni ekledin mi kız (sosyal medya), o dizi şöyleydi de bu dizi böyle… Öğretmenlerimiz acayip meşgul! Öğrenciler olmasa çok iyi öğretmenlik yapacaklar ama şu öğrenciler yok mu öğrenciler!

Benim ilkokul ve ortaokula gittiğim seksenli ve doksanlı yıllarda öğretmenlerin toplumda bir saygınlığı vardı. Bir kere öğretmenlerin kıyafeti ve davranışları laubali değildi. Saygı uyandıracak bir şekilde giyinirler ve öyle davranırlardı. Bir bayan öğretmen bir sokaktan geçerken “hocahanım geçiyor” olurdu. Bir erkek öğretmen bir caddeden geçerken karşı kaldırımdaki insanlar bile “öğretmen geçtiğini” bilirdi. Bunun kıyafet serbestîsi ya da tek tip kıyafetle alâkası yok. Öğretmen demek ağırbaşlı, bilgili, kültürlü insan demekti. Şimdi ise öğretmenlerimizin kıyafet ve davranışlarıyla sıradan bir insandan farkı yok. Mahalle kadınları gibi dahası mahalle genç kızları gibi giyinen bir bayan öğretmen, o mahalledeki hangi kadın ya da erkekte saygı uyandırır. Uyandırmıyor. Eskiden öğretmenlere gençleri bırakalım yaşlılar bile hürmet ederdi. Şimdi ise öğretmenlerimizin öğretmen olduğu bile anlaşılmıyor ki nasıl hürmet edilsin.

Ben okullarda kıyafet serbestîsini savundum, savunuyorum. Kıyafet laubaliliği ayrı kıyafet serbestliği ayrıdır. Serbestlik laubalilik değildir. Eğitimli insanla eğitimsiz insan arasında fark olmayacaksa çek kuyruğunu gitsin o eğitimin!

Öğretmenlerimizin üniversite öğrencisi değil öğretmen olmasını bekliyoruz!