Üniversiteler başta olmak üzere eğitim değerini yitiriyor. Çünkü bir ülkenin en önemli meselesi olan talim ve terbiye konusunu, kendi değerlerimiz doğrultusunda ele alamıyoruz. Neslimizin adalette, iyilikte ve ahlakta yüksek standartlara ulaşması, doğru, nitelikli, kapsayıcı bir kriter belirlemekle mümkündür. İlk kriter şu olabilir: içeriklerin kazanımları yeterince desteklediği okul hangisi? Ya da: öğrencinin ileri düzey düşünme becerilerinin yeteri kadar dikkate alınmayan popüler okulları tercih etmek zorunda mıyız? 

Ölçülenin öğretildiği sistemden, öğretilenin ölçüldüğü sisteme geçiş adına, uzman kişilerden ve tecrübe sahiplerinden istifade edilmelidir. Neslimizi kendi öz benliğinden koparıp kendi değerlerine yabancılaştıran perspektifin değiştirilebilmesi, müfredat değişikliği kadar “veli bilinci”nde yatıyor. Bu bilinç; kaliteli bir eğitim sisteminin “puan”a dayanmadığının farkındadır. Çünkü okul puanları sadece bir göstergedir ve tercihle alakalıdır. O halde; bu tercihi belirleyen kriterler gözden geçirilmelidir. 

Madde ve manevi bütünlüğünü koruyan kriterlerimiz var mı, varsa buna ne kadar sahip çıkıyoruz? Bu sorulara cevap arayan bir veli, akıl ve bilimi kutsayarak her türlü insani değerleri itibarsızlaştıran bir okulu, puanı ne kadar yüksek olursa olsun tercih etmez! O okulun vereceği dil eğitimi ya da sosyal ortamların kurbanı olmaz. Çünkü gerçek bir gelişim ve kalkınma için karnenin sağ tarafında yer alan davranış notları önem arz ediyor. 

Erdemden, ahlaktan ve maneviyattan yoksun bir bilgi insanlığın başına beladır. O halde, bireyi değil toplumu, binayı değil insanı, rekabeti değil fazileti, sömürüyü değil paylaşmayı, menfaati değil fedakârlığı esas alan içeriğe sahip kurumları ya da buna sahip öğretmenlerin bulunduğu kurumları öncelemeliyiz. Çünkü şahsiyet ve karakter eğitimi, rol model öğretmenle şekillenir. Bu açıdan; öğretme yoktur, öğrenme vardır! Eğitim, insanın kendine koşmasını ancak bu bilinçle tetikleyecek.

ÖNCÜLÜK

“Hâdim” olmayı bırakıp, “hâkim” olmaya başladığımızdan beri kaybediyoruz! Hadim olmaya vesile kurumlar olma yolunda ilerleyen İLKE ve İLEM, ilim şehri Üsküdar’da, Hüdâyî hazretlerinin eteğinde yeni hizmet binasını açtı. Kadim istikamet yeni bir heyecana ulaştı, hayırlı olsun.

ÖNCELİK

99. İslam Halifesi ve 34. Osmanlı Padişahı Cennetmekân Sultan II. Abdülhamid Han’ın, hizmet ve projeleri hayata geçirirken, sömürü aracı olan faiz belasına bulaşmamış, borç batağına düşmemiş olması milletini öncelediğinin bir göstergesidir. Yeniden anladık ki; “devleti öne almak, milleti gözden çıkarmaktır”!