2024 yılı belli ki özellikle ekonomik açıdan çok çetin geçecek. Bu öngörü için çok fazla alan bilgisine gerek olmadığını düşünüyorum. Yeni yılın daha ilk günlerinde gelen zamlar ve zam duyumları pardon fiyat güncellemeleri hikâyenin nasıl devam edeceğine dair bilgi vermiş olsa gerek. Şöyle düşünün ki daha önümüzde bir seçim daha var. Yani seçime kadar olacaklar seçimden sonra olacakların yanında muhtemelen devede kulak misali falan olabilir.

Ben şimdiden söyleyeyim, 2024 yılı yerel seçimlerinden sonraki süreç asrın en zor üç çeyreği olabilir. Şimdiden herkes hesabını ona göre yapsın. Bu işin gerçekten şakası yok. Hep birlikte yaşayarak göreceğiz. Bu konuda daha fazla yorum yapmaya gerek yok. Lafın tamamını anlatacağımız sizler olmadığınız için konuyu burada kesmek yeterli olacaktır.

Diğer taraftan Gazze’de yaşanan katliamı Gazze’nin aslanlarına bıraktık. Kimseden bir beklentimiz kalmadı. Elimizden geleni yaptığımızı düşünüyoruz. Dua etmek, sosyal medyada gündem oluşturmak, tabi ki aynı zamanda zalim Siyonist İsraillilere beddua etmek. İmkânı olanların mali yardımda bulunması dışında olan biteni izleyerek yürek yangınımızın başında dertli dertli çay içmekten başka yapacağımız çok bir şey kalmadı gibi. Çok acı bir durum. Resmen Gazzeli kardeşlerimiz birer birer şehit olurken bizler, İslâm ülkelerinin bireyleri olarak bütün dünyaya rezil olduk. Evet, kelimenin tam anlamıyla bütün insanlık karşısında rezil kepaze olduk.

Yılbaşında bütün illerde AGD/MGV öncülüğünde Mekke’nin Fethi ve Kudüs gecesi programları düzenlendi. Mekke’den, Kudüs’ten, fetihten, şehadetten bahsettik. Tekbirler getirildi, ilahiler, ezgiler söylendi, şiirler okundu. Hüzünlüyüz, inançlıyız, heyecanımız var ama Gazze’de değişen bir şey yok. Bir şeyler değişecek gibi de durmuyor. Eğer bir şey olacaksa yine Gazze’den, Gazze’nin yiğitlerinden olacak. Bizler elimizden geleni yapıyoruz diye düşünsek de daha fazlası için mücadele etmemiz gerektiğinin de farkına varmamız lazım artık. Afişler asarak, programlar yaparak, şehrin belli yerlerinde dev brandalar sallandırarak bir yere varamayacağımızın da farkına varmamız lazım.

Şöyle bir etrafımıza baktığımızda aslında Mekke, fetih, Gazze gibi konular bizlere çok ağır, bizi çok fazla aşan konular. Bireysel olarak samimi bir iç muhasebe yapıp da kendini yeterli görebilecek kişilerin sayısı herhalde bir elin parmağını geçmez. Bir öze dönüş ihtiyacının mutlak olduğunun sizler de farkında değil misiniz? Kendimizden başlamanın, ailemize çeki düzen vermemizin, Rabbimizin ilk emri olan okumaya sarılmanın, yani kitapla buluşmanın, nitelikli düşünmenin, etkili üretime geçmenin, sığ çalışmaların dışına çıkmanın, duygusal ve romantik olan şeylerin dünyasından uzaklaşmanın zamanı gelmedi mi sizce de?

Toplu bir silkinme, yeniden yapılan tüm çalışmaları gözden geçirme, yanlışları tespit ederek doğru hamleleri planlamaya ihtiyacımız yok mu? Tekrar Kur’an ve sünnete sarılma, çağın ruhuna uygun projeler üretme, yeni nesli ikna edecek metotlar geliştirme gibi eksiklerimiz yok mu, ne dersiniz? Sevgi ve kardeşliği tüm ülke insanımızın anlayacağı dilden gündem yapmamız gerekmiyor mu? İlgi alanlarımızı sadeleştirip, etki alanlarımızı belirleyerek dişe dokunur işler yapmanın zamanı çoktan geldi de geçmek üzere değil mi?

Siyasal alanda büyük bir tıkanma var. Sivil toplum kuruluşlarının tamamı kendi kendini tekrar eden, aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar bekleyen bir girdabın içinde can çekişiyor. Toplum büyük bir arayış içerisinde ama gidecek kapı bulamıyor. Kısacası büyük bir toplumsal uzlaşıya ihtiyacımız var. Çeyrek asra yakındır ülkemizi yöneten iktidarın kendi yorgunluğu ve ülkemize yüklediği yorgunluktan kurtulmak zorundayız. İnşallah 2024 yılı bu beklentilerin büyük oranda karşılandığı bir yıl olur.