The Guardian yazarlarından George Monbiot neden IŞİD ile yetindiklerini Batı olarak İslâm dünyasını dümdüz etmediklerini, altını üstüne getirmediklerini soruyor. George Monbiot bu sözleriyle Batılıların İslâm dünyasına yönelik olarak açtıkları savaşın hem hedefini hem de imkânsızlığını, anlamsızlığını ortaya koyuyor  (The Guardian, Tuesday 30 September 2014 19.26 BST ). 2009 yılında Obama, Kahire Üniversitesi’nde İslâm dünyasına zeytin dalı ve barış çubuğu uzatırken şimdi dipçik uzatıyor. Karanlıklar Prensi Richard Perle bazı kafadarlarıyla birlikte “şerrin kaynağı” olarak İran’ı tespit etmişti. Buna dair bir de eser kaleme almıştı. Şimdi ise 11 Eylül’den beri şerrin kaynağı olarak Sünni dünya takdim ediliyor. Netanyahu, Obama’ya IŞİD’in karşıt ağırlığının ve madalyonun öteki yüzünün İran olduğunu onaylatmaya çalışıyor lakin Obama buna niyetli görünmüyor. İran’ı rezerv olarak bir yere koyuyorlar. Ergin Yıldızoğlu gibi Amerikalı Kongre üyesi ve Çay Partisinin kurucularından Michele Marie Bachmann, Obama’nın IŞİD’i hedef alarak sorunun çevresinde dolandığını ve sorunun özüne inemediğini savunmaktadır. Ona göre sorunun özünde İslâm bulunmaktadır. Michele Marie Bachmann da Sarah Palin gibi Çay Partisinin kurucularından bir dişi Rambo veya dişi Mesih! Michele Marie Bachmann “Allahu Ekber” yani tekbirden yola çıkarak İslâm’ın en büyük şer (eş şerru’l ekber) olduğunu ileri sürmektedir. Öyleyse topyekûn harp ilan edilmeli ve Müslümanlar elekten geçirilmeli, dümdüz edilmeli. Böylece neden IŞİD’i önce görmezlikten gelip sonrasında bu kadar büyüttükleri de anlaşılıyor. İslâm’a karşı harbin çapını ve dairesini genişletmek için abartıya ihtiyaçları vardı. Bunu da IŞİD üzerinden sağlamış oldular. 

*

Obama’dan yakınsalar da Obama aslında istediklerini yapıyor. Yoksa Ukrayna dururken ve dünyanın başka meseleleri dururken neden yeniden Suriye ve Irak üzerine odaklansın ve bölgeye çöreklensin   2009 yılında Nobel barış ödülünü kazanan Obama, gazeteci Glenn Greenwald’ın ifade ettiği gibi şimdiye kadar 7 İslâm ülkesine yönelik olarak suikast saldırıları düzenleyerek bir rekora imza attı.  Kanunsuz suikastlar politikası icra etti. İnsansız uçaklarla nice masumlara kıydı. Obama kanunsuz bir biçimde istediği yeri, istediği zamanda bombalıyor. Glenn Greenwald şöyle diyor:  “ABD için savaşa maruz kalmak önemli değil. Önemli olan savaşta kalmaktır.” Dolayısıyla ABD, Mesih’in sözleri ışığında son bulacaktır. Kılıç çeken kılıçla ölür. Bununla birlikte, Amerikan yönetimi seçici davranıyor. George Monbiot, Haziran ayında Bağdat’ta Şii milislerin 40 kadar Sünniyi gözlerini kırpmadan ve ayrım gözetmeden katlettiklerini ve Ağustos ayında da bir camide 68 Sünniyi öldürdüklerini ama Irak’taki ve Suriye’deki Şii milislerin dokunulmaz olduklarını hatırlatıyor. Yemen’de Husiler ise başkenti bastılar ve devlete el koydular. IŞİD karşıtı koalisyonda ABD, Körfez ve İran ekseninin düşman kardeşler olarak bir araya geldiklerini görebiliyoruz.

*

ABD operasyonlarında Sünni-Şii ayrımı yaptığı gibi demokraside de İslâmcı ve liberal ayrımı gözetmektedir. Liberal olmayan demokrasiye demokrasi dememektedir. Demokrasinin şartı, sandıkta İslâmcıların kaybetmesidir. Ancak laikler kazanırsa demokrasi olur. Bu yüzden bizde de yıllar yılı ‘demokrasi, laiklikten bir milim sapmaz’ diye bir ilke vazedilmiştir. Kazara İslâmcılar sandık üzerinden iktidara gelecek olurlarsa dünya kendilerine dar edile ve başlarına yıkıla. Bu durumda İslâmcıları bekleyen iki seçenekten birisi asker dipçiği ikincisi de kaos ortamıdır. Bununla birlikte kalbi selim ve aklıselim olanlar neyin ne olduğunu görüyorlar. Küresel kalleşliğe karşı sinelerdeki vicdanlar intibaha geliyor. Mısırlı Kıptilerden Michael Seydhem, muhariplerine rağmen İslâm’ın yayılacağını müjdelemektedir. Facebook hesabından şunları yazmıştır: “Gidin, İslâm’la harp edin! Kimse sizi yolunuzdan çevirmeyecek. Bununla birlikte bilin ki, yeryüzü ateşinizle dolsa bile hiçbir fikri ve inancı durduramayacaktır. Düşünce ve inanç inadına zulümle birlikte büyüyecektir…”

Obama’nın Haçlı savaşçısı olduğunu görmek isteyenler The Economist’in son sayısında yer alan kapak fotoğrafında savaşçı Obama portresine bakabilirler (25 Eylül 2014 sayısı).