İsrail Temyiz

Mahkemesi eski Başkanı Aharon Barack, 2002 de Kudüs te yapılan Siyonist

Kongresi nde, İsrail Devleti nin normlarını Halakhic (Yahudi dini yasası) ve

Siyonist elementlerin bileşimi olarak betimliyordu.

Yahudi dinî hukuk sistemini oluşturan Halakhah (Halaha)

dünyasını; sonsuz bir okyanus , Siyonizm ülküsünü ise; dil, din, ulusal

semboller, bayrak, millî marş ve kutsal topraklara dönüş ideali şeklinde ifade

ederken, Filistin topraklarında yaşamakta olan Filistinliler için ise eşitlik

vurgusunu yaparken çarpıcı gerçekler ortaya koymaya çalışıyordu.

Aharon Barack, aynı kongredeki konuşmasının devamında;

Yahudi yerleşimciler için Filistin topraklarını özgürleştirme ve yeni

yerleşimciler için işgal toprakları üzerinde iskân yerleri açma amacı güden bir

devlet ortada dururken, böyle bir devlette, farklı etnik kimliğe sahip olan ve

sürekli hakları ihlal edilen Filistinlilere karşı eşitlikten söz etmek mümkün

mü ifadesi Filistinliler için uygulanmakta olan çifte standarda karşı çarpıcı

ve yalın gerçeği dile getiriyordu.

Liberal Aharon Barack a göre; İsrail Devleti, Filistin

Arap çoğunluğun olduğu Tehvid el Celil ( Judaization of the Galilee-Yahud

ha-Galil) bölgesi benzerinde olduğu gibi, 1967 savaşından sonra, birçok bölgede

Yahudi nüfusunu artırmaya yönelik iskân projeleri sayesinde şu anda İsrail in

Yahudi devleti olabildiğini vurgulamaktadır. Daha önce Tel Aviv

Üniversitesi nde hukuk profesörü olarak görev yapan ve Başbakan Ahud Olmert

kabinesinde Adalet Bakanı olan Daniel Friedman bile, Filistinlilerin hukukunu

yok sayan bir anlayışla Başbakan Benjamin Netanyahu ile aynı görüşleri paylaşan

siyasetçilerin başında geliyordu. David Ben-Gurion dan sonra başbakan olarak en

uzun süre hizmet eden Netanyahu, Filistin Arap toprağı olan Doğu Kudüs teki

Cebel Abu Ğanem (Har Homa-Homat Shmuel) üzerinden seçim öncesi verdiği

demeçle Doğu Kudüs ü Yahudi iskânına açma ve burada yeni yerleşim yerleri inşa

etme niyeti ciddi sorunları beraberinde getirecek tehlikeli bir yaklaşımdan

ibarettir. İki devletli çözüm fikrine pek sıcak bakmayan Netanyahu ile Filistin

sorununun bundan sonra nasıl bir aşama kazanacağı doğrusu merak konusudur.

Aslında, çözümsüzlük en iyi çözümdür anlayışıyla

Filistin Devleti nin bağımsızlığını bloke edip, engellemeye çalışan

Netanyahu nun söylemlerine Yahudi seçmenler de sahip çıkarak kendisine %33 lük

destek verdi. Benzer düşüncedeki Yahudi ulusalcı Ortodoks partilerin de

seçmenden %15 oranında destek görmeleri, bu sorunun Netanyahu nun parti

politikasından çıkıp, İsrail politikasına dönüşmesine vesile oldu.

Nitekim İsrail seçimleri öncesi Temsilciler Meclisi

Salonu nda Barack Obama politikalarına karşı duran, ABD dış politikasını ve

İran yaklaşımını eleştiren Netanyahu, NRG de yayınlanan röportajda da,

başbakan olduğu müddetçe, Filistin Devleti nin kurulamayacağını ifade ederek,

daha önce bu konuda alınmış olan tüm kararları hiçe sayan bir anlayışla işi

dünyaya meydan okumaya dönüştürmüştür. Netanyahu, Doğu Kudüs, Filistinlilerin

değil, hepimizin. Filistin toprakları ise sadece İsrail in anlayışıyla

Ortadoğu yu yeni bir kaos ve çözümsüzlüğün içerisine itmeye çalışmaktadır.