GÜN geçmiyor ki, eğitim alanında yaşanan bir rezalet veya
olumsuzluğa şahit olmayalım! İnsanımıza örnek olması gereken en hassas bir
kurumdan gelen haberler çok kere tüyler ürpertici! Bu çeşit olaylar eğitimimizin
“millî”lik vasfından ne kadar uzak olduğunu ortaya koyuyor. İsminin başında
“millî” kelimesi olan bir kurumun yabancı kültür taşıyıcılığı yapması ne kadar
acı! Milletimiz, eğitimimizin “millî”lik vasfını kazanacağı günün hasretini
çekiyor.
Eğitimde John Dewey modeli, Lozan Anlaşması’nda
arabuluculuk rolü üstlenen Mısır Başhahamı Siyonist Haim Nahum tarafından
dayatılmıştır. Türkiye’ye davet edilerek eğitime yön vermesi istenen Yahudi
asıllı John Dewey (1859–1952), hazırladığı raporunu şöyle sunar: “Biz bir
program yaptık. Bu program 40 yıl uygulanırsa Türkler kökünü kaybeder. Tıpkı
bir Amerikalı gibi düşünmeye başlar.”
Bu olayı niçin anlattım İnsanı hayrette bırakan olaylar
karşısında, bunca zaman sonra hâlâ aynı program mı uygulanıyor endişesini
taşıdığımdan!
Daha geçtiğimiz günlerde basına yansıyan ilginç bir haber
okuduk (15.1.2013). Buna göre, bir okulda, sınavda soru çıkacak diye
öğrencilere 100 Temel Eser serisi içinde yer alan Şeker Portakalı başlıklı bir
roman tavsiye edilmiş. Kadir Zengin isimli bir öğrenci velisi, söz konusu
romanı okuduktan sonra, kitapta “örf ve adetlerimize aykırı argo ve insanı
utandıran müstehcenliklerin yer aldığı” gerekçesiyle, öğretmen ve tavsiye
ettiği romanı Başbakanlık’a (BİMER) şikâyet etmişti.
Şikâyetçi vatandaşın “utandıran müstehcenlikler” olarak
nitelendirdiği olay münferit değil. Benzer olaylar o kadar çok ki…
EĞİTİM YUVALARINDA YAŞANANLAR
Masum yavrularımızı emanet ettiğimiz zihniyeti ortaya
koyan “kıyamet alâmeti” dedirtecek
olaylardan biri şöyle: “Kocaeli’nin Gölcük ilçesindeki bir okulun aile birliği
üyeleri, çocukların da katıldığı Velilerle Kaynaşma Çayı’nda dansöz eşliğinde
eğlendi. Minik öğrencilerin gözleri önünde yarı çıplak vaziyette oynayan
dansöze okul müdürü ve veliler para takarak birlikte göbek attı” (Millî Gazete,
14.4.2010).
Bu anlayıştaki eğitimciler için insanın aklına Mehmet
Akif’in, “Bırakın oğlumu, onun cahilliğine razıyım ben” mısrasından başka bir
şey gelmiyor.
Bir kepazelik daha: Manisa Valiliği ile İl Millî Eğitim
Müdürlüğü’nün başlattığı “251 Bin Dev Öğrenci Projesi” kapsamında, “Kendi Kutup
Yıldızını Bul” başlıklı bir kitap 5 lira karşılığında öğrencilere satılıyor.
Kitapta aşk, erotik cümlelerle tarif ediliyor: “Aşk, ‘sevişelim’ demeden
sevişmek; yanındakinin ne istediğini bilmektir” (Milli Gazete, 15.12.2011).
Bu çeşit kitaplarla beslenen öğrencilerin, okulları kız
erkek öğrencilerin buluşma mekânı haline getirmesinden daha tabii ne olabilir
Ey yetkililer! Bu nasıl bir eğitim anlayışıdır
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü, “Yazarlar Buluşuyor”
projesi kapsamında, “Kayaşehir Anadolu ve Bahçeşehir Atatürk Anadolu Lisesi’nde
öğrencilere Nilüfer Kuyaş’ın ‘Adadaki Ev’ kitabını dağıtıyor. Kitapta
eşcinsellik övülüyor, nikâh aşağılanıyor, zina teşvik ediliyor. Millî ve manevi
değerler hiçe sayılıyor. Anne babaya saygı hor görülüyor. Müstehcenliğin had
safhada olduğu bu kitaba öğrenci velileri, ‘Millî Eğitim parayla satacak başka
bir kitap bulamamış mı ’ diyerek tepki gösteriyorlar” (Millî Gazete,
13.2.2011).
Bu ve benzeri gelişmeler, “Dindar nesil yetiştireceğiz”
diyen muhafazakâr bir iktidar döneminde yaşanıyor. Her fırsatta güçlü bir
iktidar olduklarını söyleyen Hükümet yetkililerinin gücü bunlara yetmiyor mu
dersiniz Bu uygulamalar İslâm dinine aykırı olduğuna göre, ÖĞDER Genel Başkan
Yardımcısı eğitimci Mustafa Aydın’ın şu sözüyle soralım: “Siz hangi dinin
dindarını yetiştireceksiniz ” (4.2.2012).
MÜSLÜMAN MAHALLESİNDE SALYANGOZ SATANLAR
2012–2013 öğretim yılında okutulmak üzere dağıtılan
İlköğretim Türkçe–8 ders kitabı ve İlköğretim Türkçe–8 çalışma kitabında ilk
ders, “Meraklı Pandora ve Konuşan Sandık” hikâyesi ile başlıyor. Hikâyede
anlatılan olay Yunan mitolojisinden seçilmiş. Güya tanrıların başından geçen
olaylar anlatıldıktan sonra, metnin analizini yapmak üzere öğrencilere sorular
yöneltiliyor. İşte o sorulardan biri: “Hermes’in yerinde olsaydınız Pandora ve
Epimetheus’a karşı tepkiniz ne olurdu ‘Tanrılar Tanrısı Zeus’un yerinde
olsaydınız Pandora’yı sandığı açtığı için cezalandırır mıydınız Nasıl bir ceza
verirdiniz ”
Bu hikâyeyi ders kitabına koyup öğrenciden kendisini
“Haber Tanrısı” yerine koymasını isteyen zihniyet, Müslüman bir ülkede
yaşadığının farkında değil mi Öğrenciyi şirk koşmaya teşvik eden bu uygulama
Müslüman mahallesinde salyangoz satmaktan başka hangi anlama gelir
Yanlış uygulamayı değerlendiren ÖĞDER Kayseri Şubesi
Başkanı Eğitimci Halil İbrahim Kabak şöyle soruyor: “Batı’nın eğitim modelini
taklit etmeye başladığımızdan beri dünya çapında kaç tane ilmi şahsiyet
yetiştirebildik Ders kitaplarımızı ilmi sahadaki öncü rolümüzü dikkate alarak
tanzim etmeliyiz” (Milli Şuur, Sayı, 24).
2011’in 24 Kasım’ında bir ilimizin Milli Eğitim Müdürü’nü
ziyaretimizde, MEB’in düzenlediği Milli Eğitim Müdürleri Toplantısı’nda
kapaklarında korkunç ve karanlık varlıkların resimleri bulunan kitapların
sergilendiğini anlatmıştı.
İlim adamı ve yazar Mahmut Toptaş bir konuşmasında şöyle
demişti: “Derhal bütün okullardaki kitaplar dezenfekte edilmeli ve önümüzdeki
eğitim yılına tertemiz kitaplarla girilmeli.”
Millî Eğitim’in “millî”lik vasfını kazanması, söz konusu
kitapların yeniden gözden geçirilerek dezenfekte edilmesine bağlı.