Nihayet beklenen ve arzulanan oluyor. NATO Türkiye’nin

güvenliğini sağlamak adına sınırlarımıza patroit füzelerini konuşlandırıyor.

Bu, Türkiye’nin isteği üzerine gerçekleşiyor…

Tuhaf bir ülkede yaşıyoruz. İnsanlar günlük ve dönemsel

yaşıyorlar. İktidarlarla birlikte tavır değiştirebiliyorlar. Bir iktidar

döneminde yapılanlara belli kesimler keskin tavır takınırlarken, bir başka

iktidar döneminde aynı uygulamalara geçildiğinde kesimler yer değiştiriyorlar.

Bu bizim ülkemize özgü. Sağlıklı bir durum değil.

Bundan bir iki ay önce iktidara mensup bir

milletvekili,“İstersek birkaç saat içinde Şam’a varırız” türü bir demeçte

bulunmuştu. Bu, kimi çevrelerde alaya alındı, tartışma konusu oldu. Bu, içinde

bulunduğumuz sürecin bir başka vahameti. Öyle ise Suriye ve Esad öyle

korkulacak kimseler olmadıklarına göre neden NATO askeri güçleri davet

ediliyor Suriye olayının bu kadar büyümesine zaman tanındı Hıristiyan

topluluklara veya Yahudilere karşı bir şey olduğunda Batı anında karar veriyor

ve müdahalede bulunuyor da Müslümanlar söz konusu olunca neden aylar hatta

yıllarca sessiz kalıyor. Yarım yüzyıldır İsrail’e göz yumuyor ve destek

veriyor

Müslüman ve muhafazakâr çevreler bunu gerçekten içlerine

sindirebiliyorlar mı İktidarlarına zarar gelmesin diye mi, yapılan işlerin hayırlı

olduğuna iman getirdiklerinden mi, yoksa çıkarları zarar görecek diye mi

yutkunuyorlar, içlerine sindirebiliyorlar

Sınırımızda Müslüman bir coğrafya insanının bulunduğu

topraklara karşı NATO füzeleri... Bilindiği gibi NATO geçmişte Komünizm bloğuna

karşı oluşturulmuş bir pakt. Bu bölge dağıldıktan sonra işlevsiz gibi ortada

kalan NATO’ya yeni bir işlev sağlandı. Bu sefer terörizmin ana kaynağı

Müslümanlar(!)…Yeni dönemde baş düşman Müslümanlara karşı kullanılmaya

başlandı. Irak’ta, Afganistan’da, Pakistan’da, Libya’da, Şimdi ise Suriye’de.

Hem de Türkiye sınırlarına konuşlandırılmış olarak.

NATO, yani Batı, yanı AB, Müslümanları çok mu düşünüyor

Müslümanların hayatını çok mu önemsiyor ve değer veriyor Bu gülünç durum tam

bir açmaz. İsrail, Gazze’yi bombardımana tutarken Batı ağız birliğiyle

“İsrail’in savunma hakkı”ndan dem vurdu. Ee, bu Batı neden İsrail söz konusu

olunca susuyor, İsrail’den yana tavır takınıyor

Türkiye niçin NATO’nun İslâm coğrafyasına konuşlanmasına göz

yumuyor. Malatya Kürecik’e radar üssü konuşlandırıldığında bunun Müslümanlara

karşı kullanılmayacağına dair şeyler söylendi. Bu, bir avutma süreciydi. Şimdi

bu üstten güneyimize takviyeler yapılıyor. Şimdilik Suriye’ye karşı.

Suriye sorunu hallolduktan, Beşar Esat iktidardan indirildikten,

kutsal demokrasi hayata geçirildikten sonra NATO’nun işlevi ve görevi bitecek

mi dersiniz

Böyle bir durumda aylar sonra “muhteşem bir taktikle”

“Muhteşem Yüzyıl” safsatası gündeme getiriliyor. Bütün dikkatler şimdilik

oraya. Amerikan askerleri bu arada sessiz sedasız Malatya’dan Kürecik’e, oradan

da Diyarbakır bölgesine gezmiş olacak.

NATO patroit füzeleri, yarın bir gün; İsrail silâhları

İran’a yönelince ne yapacak İran’ı bırakalım Türkiye’ye yönelirse kimden yana

tavır koyar dersiniz Orada görevli Türk askerlerinin bir işlevi olabilecek mi

NATO’ya, Amerika’ya, AB’ye ne kadar da gereksinimimiz

varmış.

CHP gibi bir muhalefet varken, iktidarın aldığı her karar

olumlanır ne yazık ki. Bu da Türkiye’nin bahtsızlığı. Amerika’yı Türkiye

konuşlandıran ilk iktidar CHP’dir, İnönü’dür. Şimdi karşı cenahta ve muhalif.

Bülent Ecevit iktidarı zamanında da en iyi müttefikleriydi Amerika ve

İngiltere.

Türkiye’nin asıl paradoksu bu. Bu, taraflar için bulunmaz

bir nimet. Birbirlerinden nemalanıp duruyorlar. Körün istediği bir göz

Amerikan’ın verdiği iki göz. Herkes halinden memnun.