AKP’li dostlarımız 31 Mart hezimetinin ardından büyük bir arayış içine girmiş bulunuyorlar.

Kamplar düzenleyip başlarına gelen bu felaketin(!) nedenlerini tartışıyorlar.

Kabul ve itiraf ettikleri bir gerçek var.

“Seçmen bizden koptu” diyorlar.

Bu gerçeği kabul ve itiraf ettikten sonra da seçmenle yeniden nasıl bağ kurabileceklerini araştırıyorlar.

Bu hususta her kafadan bir ses çıkıyor dense yeridir.

Her kafadan bir ses çıkıyor ama çıkan sesler akıntıya karşı kürek çekmekten başka bir anlam taşımıyor!

Yani seçmenle yeniden bağ kuracak sihirli formülü bulabilmiş gibi gözükmüyorlar.

Sanırız önce şu sorunun yani “seçmen bizden neden koptu” Sorusunun cevabını bulmalılar.

Bu sorunun elbette birden fazla doğru cevabı olabilir.

Ama ana cevap kuşkusuz seçmenin ciddiye alınmamasıdır!

Seçmenin çantadaki keklik gibi görülmesidir.

Yani “biz ne yaparsak yapalım bizden asla vazgeçemezler” diye düşünmektir!

Böyle seçmeni kendilerine mahkûm gibi görünce de onların beklentilerini hiç ciddiye almadılar.

Beklentileri ciddiye alınmayan seçmenler de 31 Mart’ta AKP’li dostlarımıza güzel bir ders verdi.

Tabir caizse “hadi bize eyvallah” dedi.

Kısacası AKP’den koptu!

Ve çeyrek asırdır hep birinci parti olan AKP zar zor ikinci parti olabildi!

Şimdi eski günlere nasıl döneceklerinin hesabı içindeler.

Sahi nasıl yapacaklar bunu?

Kopan bağların yeniden kurulması nasıl başarılacak?

Günümüzde her siyasi partiyi zor günlerin beklediği bir gerçek ama iktidar partisi AKP’yi çok daha zor günler bekliyor.

Parti içi anlaşmazlık konularını bir çözüme kavuşturamamaları halinde bırakın yeniden birinci parti olmalarını ikinci parti konumunu koruyabilmeleri bile çok zor.

Parti içi anlaşmazlık konularının devamı ise akıbetlerinin ANAP gibi olacağının işaretinden başka bir şey değil.

Allah-u âlem seçmenden kopan AKP de ANAP gibi tarihteki yerini alma hazırlığı içine girecek!