Bir gazetenin dünkü nüshasının manşetinde yer alan "Yolda zorunlu namaz molası" başlıklı haberi okurken yüreğimden vurulduğumu sandım ve kendi kendime "Nerede yaşıyoruz Bu ülkede müslümanlar azınlıkta haberimiz mi yok Kaldı ki azınlık bile olsalar inançlarına saygı duyulması gerekmez mi " diye sormadan edemedim.
Bu arada esas beni üzen namaz molası verilmesi sebebiyle bir yolcunun gazeteyi arayarak şikayette bulunması değil, bazı ilgililerin yaptıkları açıklamalar oldu.
Hakkında namaz molası verildi diye şikayette bulunulan firmanın -Ben de sürekli bu firma ile seyahat ederim- Genel Müdürü, "Bu kurallara aykırı, cezai bir durum. Gereği yapılacak" derken bir başka ilgili ise namaz molası taleplerinin baş ağrısı haline geldiğini belirterek, "Şoför kabul etmezse ciddi tartışmalar çıkıyor. Tartışma nedeniyle şoförlerin kaza riski artıyor." şeklinde açıklamada bulunuyor. Sanki namaz molası istekleri bu ülkede felaket halini almış. Bu zatları insafa davet etmek durumundayım.
Halkının büyük bölümü müslüman bir ülkede otobüs yolcularının namaz kılmak istemelerinden doğal ne olabilir Böyle bir isteğin tartışma konusu yapılması, talepte bulunanların adeta medya yoluyla linç edilmeye kalkışılması utanç verici değil midir Kaldı ki, böyle bir talebin baş ağrısı haline geldiği şeklinde bir nitelendirme hem yolculara hem de bu millete hakaret anlamına gelmez mi Böyle densizlik olur mu
Bu arada İstanbul Müftüsünün yolcuların namazlarını kaza edebilecekleri yolundaki açıklaması ise ayrı garabet. Fetva, namaz kılınmasından rahatsızlık duyanları memnun edecek şekilde verilmiş. Elbette zamanında kılınamayan namaz kaza edilebilir. Bunun için müftü beyin fetvasına hiç gerek yok. Ama yolculuklarda firmalar zaten belli yerlerde mola vermektedirler. Buna ihtiyaç molası denmektedir. İnanan ve namazını zamanında kılmak isteyenler için namaz da bir ihtiyaçtır. Hem de çay içmekten çok daha önemli bir ihtiyaçtır.
Bunun için olayı baş ağrısı gibi takdim etmek, bir takım çevrelere şirin görünme yarışına döndürmeden bu işin orta yolunu bulmak gerekmez mi
Söz gelimi mola yerleri toplumun hassasiyetleri dikkate alınarak belirlenemez mi Bu arada namaz kılmayanlar, kılanlara karşı birlikte yaşamanın bir gereği olarak daha hoş görülü davranamazlar mı Hoşgörülü davranmak durumunda olanlar kimliklerini namazları ile gösterenler mi olacak Hep onlar alttan alacak, hep onlar başkalarının arzularına ve neşelerine uygun mu hareket decekler Bu memlekette azınlıkların haklarına gösterilen saygı kadar bile ülkenin çoğunluğunu oluşturan insanlara saygı gösterilmeyecek mi
Kaldı ki, yolculuk halinde kılınan bir namaz için 10 dakika yeterlidir. Çünkü, seferilik esastır. İnanan bir insana 10 dakikayı çok görmenin mantığı olabilir mi Bu tür taleplere uymanın cezai bir neticesi olduğunu söylemenin izahı olabilir mi
Aslında bu sorun nereden çıkıyor ben size söyleyeyim.
Bazı yurt çapında yaygın firmalar Türkiyenin belli noktalarında ya kendileri tesis kurdular ya da belli tesislerle anlaştılar. Otobüs daha hareket eder etmez mola verilecek yer yolculara ilan ediliyor. Böylece yolcu da şoförler de firmanın kendi tesisine mecbur tutuluyor. Bu da ticaretin bir başka boyutu olarak ortaya çıkıyor. Dolayısıyla otobüs şoförü firmanın belirlediği yerin dışında mola veremiyor, veren şoför ceza görebiliyor. Bu bakımdan sıkıntı aslında yolculardan ve şoförlerden kaynaklanmıyor. Sıkıntı vahşi kapitalizmin kurallarına uyan işletmecilerden kaynaklanıyor. Onlar için önemli olan daha çok kazanmak. Taşıdığı yolcunun namazı niyazı onları hiç mi hiç ilgilendirmiyor.
Kapitalizmi uygulamaya ve uymaya mecbur olsak bile lütfen kendi ülkemizin şartlarını ve insanımızın isteklerini de dikkate alarak uygulayalım. Aksi halde alternatif firmalar oluşur, insanlar buralara kaymaya başlarsa o zaman da başka türlü şarkılar söylemeye kimsenin hakkı olamaz.
Birarada yaşamaya mecbur olduğumuza göre ve farklılıklar zenginliğimiz olacaksa birbirimizin farklılığına saygı göstermek durumundayız. Toplumun bir kesimi, herkesi kendileri gibi davranmaya zorlarsa birlikte huzur içinde yaşamak mümkün olur mu