Türk Medeni Kanunu'nda tedbir, yoksulluk, iştirak ve yardım olmak üzere dört temel nafaka türü bulunuyor. Nafaka yükümlülüğünün kapsamı, çocuğun 18 yaşını doldurması, eğitimin devam etmesi ve tarafların ekonomik durumuna göre değişebiliyor. Nafaka artırım davası, ödeme koşulları ve 2026 yılında uygulanan yasal hükümler farklı başlıklar altında düzenleniyor.
Boşanma, ayrılık ve aile bireylerinin bakım yükümlülükleri kapsamında gündeme gelen nafaka, Türk Medeni Kanunu'nda belirli şartlara bağlanıyor. Eşlerin ekonomik durumları, çocukların eğitim ve bakım ihtiyaçları ile aile üyeleri arasındaki yardım yükümlülükleri, nafaka kararlarında esas alınan konular arasında bulunuyor.
Nafaka türleri, ödeme yapılacak kişinin durumuna ve talebin hukuki dayanağına göre ayrılıyor. Özellikle 18 yaşından sonra nafaka, nafaka artırım davası, nafaka miktarının hesaplanması ve nafaka ödenmemesi konularında farklı hükümler uygulanıyor.
Türk hukukunda dört temel nafaka türü bulunuyor
Türk Medeni Kanunu kapsamında nafaka, tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası ve yardım nafakası olarak dört ana gruba ayrılıyor.
Tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık davası devam ederken eşlerin ve çocukların geçimini sağlamak amacıyla alınan geçici önlemler arasında bulunuyor. Mahkeme, gerekli şartların oluşması durumunda dava süresince nafakaya karar verebiliyor.
Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olan ve kusuru diğer eşten daha ağır bulunmayan tarafın talep edebildiği nafaka türüdür. Ödeme yükümlülüğü, diğer eşin mali gücü dikkate alınarak belirleniyor.
İştirak nafakası, velayet kendisine bırakılmayan anne veya babanın çocuğun bakım, eğitim ve diğer giderlerine katılmasını kapsıyor.
Yardım nafakası ise yardım edilmediğinde yoksulluğa düşecek belirli aile bireylerinin, kanunda öngörülen şartlarla birbirlerinden talep edebileceği ödemeleri ifade ediyor.
Tedbir nafakası boşanma davası süresince uygulanabiliyor
Tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık davası devam ederken eşlerin ve çocukların geçimine yönelik geçici bir mali düzenleme olarak uygulanıyor.
Türk Medeni Kanunu'nun 169. maddesi uyarınca hâkim, dava süresince gerekli geçici önlemleri kendiliğinden alabiliyor. Bu önlemler eşlerin barınması, geçimi, malların yönetimi ve çocukların bakımını kapsayabiliyor.
Tedbir nafakasının miktarı belirlenirken tarafların gelirleri, mevcut giderleri ve ihtiyaçları dikkate alınıyor. Dava süresince koşulların değişmesi durumunda geçici önlemler yeniden değerlendirilebiliyor.
Yoksulluk nafakası alma şartları Türk Medeni Kanunu'nda düzenleniyor
Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek taraf, kusuru diğer eşten daha ağır olmamak şartıyla yoksulluk nafakası talep edebiliyor.
Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde düzenlenen bu nafaka türünde, ödeme yapacak kişinin mali gücü esas alınıyor. Kanun, nafaka yükümlüsünün kusurlu olmasını ayrıca şart koşmuyor.
Yoksulluk nafakası için talepte bulunan kişinin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olması ve kanundaki kusur şartını karşılaması gerekiyor.
Nafakanın sona ermesi, kaldırılması veya azaltılması ise Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesindeki koşullara göre değerlendiriliyor.
İştirak nafakası çocuğun bakım ve eğitim giderlerini kapsıyor
İştirak nafakası, boşanma veya ayrılık sonrasında çocuğun bakım ve eğitim giderlerine anne ve babanın mali güçleri oranında katılmasını sağlayan ödeme türüdür.
Türk Medeni Kanunu'nun 182. ve 330. maddeleri kapsamında çocuğun ihtiyaçları ile ebeveynlerin ödeme gücü dikkate alınıyor.
Çocuğun eğitim, sağlık, barınma ve günlük yaşam giderleri nafaka miktarının belirlenmesinde etkili olabiliyor. İştirak nafakası, kural olarak çocuğun ergin olmasıyla sona eriyor.
18 yaşından sonra nafaka alma şartları
18 yaşını dolduran çocuğun nafaka hakkı, eğitim durumuna ve uygulanacak nafaka türüne göre değerlendiriliyor.
Türk Medeni Kanunu'nun 328. maddesine göre anne ve babanın bakım yükümlülüğü, kural olarak çocuğun ergin olmasına kadar devam ediyor. Ancak çocuk ergin olmasına rağmen eğitimini sürdürüyorsa anne ve baba, durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde eğitim sona erinceye kadar bakım yükümlülüğünü sürdürüyor.
Bu kapsamda ergin çocuk, şartları oluştuğunda kendi adına nafaka talebinde bulunabiliyor. İştirak nafakasının erginlikle sona ermesi, eğitimine devam eden çocuğun yeni bir nafaka talebinde bulunmasına engel oluşturmuyor.
Üniversite öğrencisi 18 yaşından sonra nafaka alabiliyor
Üniversite eğitimi devam eden ergin çocuklar, Türk Medeni Kanunu'nun 328/2. maddesinde düzenlenen bakım yükümlülüğü kapsamında nafaka talep edebiliyor.
Bu tür taleplerde çocuğun eğitimini sürdürmesi, ihtiyaçları ve anne ile babanın ekonomik imkânları birlikte değerlendiriliyor.
Üniversite öğrencisi olmak, tek başına otomatik veya süresiz nafaka hakkı doğurmuyor. Mahkeme, eğitim durumu ve tarafların koşullarına göre karar veriyor.
Nafaka artırım davası açılma şartları
Nafaka artırım davası, daha önce belirlenmiş nafaka miktarının değişen ihtiyaçlar ve ekonomik koşullar nedeniyle yükseltilmesinin talep edildiği davadır.
Nafaka artırımında değerlendirilebilecek başlıca durumlar şunlardır:
Nafaka alan kişinin geçim ihtiyaçlarının artması
Çocuğun eğitim, sağlık ve bakım giderlerinin yükselmesi
Nafaka ödeyen kişinin gelirinde değişiklik olması
Yaşam maliyetleri ve ekonomik koşulların farklılaşması
Mevcut nafaka miktarının yeni koşullar karşısında yetersiz kalması
Mahkeme, nafaka artırım talebini değerlendirirken yalnızca fiyat artışlarını değil, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını da inceliyor.
Nafaka artırımı her yıl otomatik yapılmıyor
Nafaka ödemelerinde her yıl bütün kararlar için geçerli olan tek bir otomatik artış oranı bulunmuyor.
Mahkeme kararında gelecek yıllara ilişkin artış hükmü yer alması durumunda, ödeme miktarı bu hükme göre değişebiliyor.
Kararda böyle bir düzenleme bulunmadığında nafaka miktarının artırılması için ilgili kanuni koşullar çerçevesinde mahkemeden değişiklik talep edilebiliyor.
Nafaka miktarı 2026 yılında nasıl hesaplanıyor?
Türk hukukunda bütün nafaka türlerine uygulanabilecek sabit bir ödeme tutarı veya herkes için geçerli tek bir hesaplama yüzdesi bulunmuyor.
İştirak nafakasında çocuğun yaşı, eğitim ve bakım giderleri ile anne ve babanın mali gücü değerlendiriliyor. Yoksulluk nafakasında ise boşanma nedeniyle oluşan ekonomik durum ve ödeme yükümlüsünün mali imkânları esas alınıyor.
Yardım nafakasında da nafaka talep eden kişinin ihtiyaçları ve yükümlünün ekonomik durumu dikkate alınıyor.
Bu nedenle nafaka miktarı, her davanın kendi koşulları üzerinden belirleniyor.
Nafaka ödenmezse icra takibi ve tazyik hapsi gündeme gelebiliyor
Mahkeme kararına dayanan nafaka borcunun ödenmemesi durumunda, nafaka alacaklısı yasal koşullar çerçevesinde icra takibi başlatabiliyor.
İcra ve İflas Kanunu'nun 344. maddesi, nafakaya ilişkin kararların gereğinin yerine getirilmemesi halinde uygulanabilecek tazyik hapsine ilişkin hükümler içeriyor.
Ancak nafaka borcunun ödenmemesi doğrudan ve kendiliğinden hapis cezası uygulanması anlamına gelmiyor. Kanunda belirtilen başvuru, usul ve diğer şartların gerçekleşmesi gerekiyor.
Nafakanın kaldırılması veya azaltılması koşulları
Mevcut nafakanın artırılmasının yanı sıra azaltılması veya kaldırılması da belirli koşullarda mümkün olabiliyor.
Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesi, irat biçiminde ödenen yoksulluk nafakasının bazı durumlarda kendiliğinden sona ermesini, bazı durumlarda ise mahkeme kararıyla kaldırılmasını veya azaltılmasını düzenliyor.
Tarafların mali durumlarının değişmesi ve hakkaniyetin gerektirdiği durumlar, nafaka miktarının yeniden belirlenmesinde etkili olabiliyor.
Çocuk için ödenen nafakada ise çocuğun ihtiyaçları ve ebeveynlerin ekonomik koşullarındaki değişiklikler ilgili hükümler kapsamında değerlendiriliyor.





