“…19.Yaşında bir öğrenciyim… Çeşitli kitaplar okuyor, hocalarımızın sohbetlerini takip etmeye çalışıyorum.
Fakat namaz konusunda kendimi bir türlü disipline edemiyorum. Günde bir vakit
geçirdiğim oluyor. Ya da huşu ile kılamıyorum. Sabah namazlarına kalkmak çok
zor geliyor. Bunu arkadaşlarla da konuşuyorum ama onlar gibi bende çözüm
bulmada işin içinden çıkamıyorum….” (Nadire K,)
Aslında kardeşimiz toplumumuzda ibadetlerle ilgili yaygın ve
ortak bir soruna değinmemize vesile oldu. Zira ancak duyarlı bir hissiyata ve
Allah’a c.c. karşı sorumluluk bilinci taşıyan birisi böylesi bir sorunu dile
getirebilir. Bu nedenle genç kardeşimizin sorumluluk bilinciyle sıkıntısını
dile getirmesi takdir edilecek bir davranıştır. Çünkü bu sorun sadece gençlerin
değil hepimizin müşterek bir sorunudur.
Sorumlulukların ertelenmesi vicdani bir rahatsızlık ve
pişmanlık ile kişiye geri döner. Çünkü insan, ancak sorumluluklarını yerine
getirdiği sürece vicdanen olgunlaşır ve olgunlaştıkça da değerli olan her şeye
karşı bir hassasiyet geliştirir. Bu hassasiyet ise insanı insan yapan değerli
bir unsurdur.
Sorumluluklarımızın yelpazesi geniştir, kendimize, ailemize,
topluma ve bütün bunların da üstünde Allaha karşı sorumluluğumuz vardır. Namaz
ve dua da bu kapsamda yer almakta ve kulluk bilincimizi ortaya koymaktadır.
Nasıl ki, okula gitmek istemesek de bunu bir sorumluluk olarak kabul edip
gidiyorsak; yâda bize verilen bir görevi
istemesek ise de yerine getiriyorsak; yine namazı da her türlü zorluk, vesvese
ve yorgunluğa karşı kılmak ve bu sorumluluğu yerine getirmek zorundayız. Çünkü
Müslüman olmanın ve Müslüman kalmanın ilk şartlarından biridir namaz. Elbette
namazlarımızı huşu ile kılmayı arzu ederiz ama birinci hedefimiz bu sorumluluğu
yerine getirmek olmalıdır.
Sanırım bunda biraz da bilinç-şuur noktasında
eksikliklerimizin yanında bireysel hayatımızı düzenlemede gösterdiğimiz
gevşeklik ve disipline olamamanın etkisi, de var.
Mesela, biri size: _Bir yıl boyunca beş vakit namazı hiç geçirmeden kıl, sana şu kadar para
veya benzeri bir şey vereceğiz, dese. O vakit namazını geçirir misiniz Hiç
sanmam, alacağınız ödüle odaklanır ve gereğini yaparsınız.
Oysa İslami sorumluluklarımızı yerine getirdiğimizde dünyevi
ödüller ile mukayese edilemeyecek kadar büyük bir mükâfat söz konusudur. Namaz,
Müslümanlığımızın bir göstergesi, ancak Allah c.c. vereceği ecirle bizi
mükâfatlandıracağını da haber veriyor. Ne yazık ki, görünen ve peşin olan
şeylere itibar ederken, manevi değerlere, mutlak gerçeğe ve hakikatin kendisine
zaman ve ayırılacak mesai yönünden uzak
kalıyoruz.
Unutmayın, gençlik geçer, okul iş, hayat biter. Fakat
yapılan her iyi amel, güzel bir eylem dünyadan ahirete intikal eden ebedi yol
arkadaşlarımız, gerçek dostlarımızdır. İşte namaz bu bağlamda dinimizin ve
hayatımızın ikmalinde temel dayanak noktasını temsil etmektedir. Bu nedenle
karşımıza çıkan engel ne olursa olsun namazlarımızı geçirmemeli, disiplinli
olmalı, namazımıza göre hayatımızı planlamalı ve bir rekât namazın yerini
hiçbir şeyin tutamayacağını aklımızdan çıkarmamalıyız.