Müslüman bireyler de savrulmakta ve bir dalganın anaforuna kapılmaktadırlar diğerleri gibi. Diğerleri ifadem biraz ağır kaçsa da, insanların sıradanlıkları başını almış gidiyor. Bu insanı asıl olmaktan ve sorumluluktan uzaklaştırıyor. Müslümanlar da bu durumdan kendilerini kurtaramıyorlar. Bu yüzyılda, insanların üzerine düşen en büyük sorumluluk, bilinçle ve kararlılıkla, soğukkanlılıkla olanı biteni değerlendirmek ve üstesinden gelmek olmalıdır. Bir anafor yaşanıyor, herkes buna kapılmış savruluyor.
Keskin bir bilinç gereklidir.
İnsanın ölümü, insanlığın en büyük sorunu.
İnsanlığa zulüm en büyük sorunlardan biri.
İnsanlığın kurtuluşu gene İslâm bilinciyle donanmış insanlar eliyle olabilir. İnsanlık bilinçli ve duyarlı Müslüman insan tipini bekliyor.
Öncelikle kendi aralarındaki sorunları gidermenin yoluna bakmalı. Elbette, her kolun, her mezhep ve tarikat grubunun, her meşrebin kendine özgü, hayata bakışı vardır, olmalıdır. İnsanlık çeşitliliğiyle zengindir. Ama bütün bunların üzerinde insan sorumluluğu ve bilinci, kul olma gerekliliğiyle, bir an önce hayatının tasarımını uygulamaya geçirmeli. Öncelikle, siyasada, düşüncede, idealde, sanatta, edebiyatta, fikirde, eylemde ortak bir düzlemde bulunmak zorunda. Bu zamanda hiç kimse kendi meşrebini, yolunu merkeze almadan, doğrudan istikameti bozulmamış olan bir düzlem oluşturmalıdır. Geçmişten bugüne, doğrultusunu bozmayan bir düzlemde buluşmalı. Siyasada, denenmiş ve yönelimi sağlam olan, hiç bozmayan çizgide olunmalı. Yabancılarla olan birlikteliklerin sonunun olmadığı, olamayacağı görülmüştür. İnsanlara düşen kendi ideal düşüncesine sahip çıkan, medeniyet değerlerini önceleyen, kavgasını veren, karakter ve kişiliğini bozmayan ana doğrultuda buluşmalı.
Yabancıların oluşturduğu kavramlarla bir düzlemde bulunulamaz. Yanlış kavramlarla doğruya erişilemez. Muhafazakârlık, batıcı demokrasiler, sağ ve sol yabancı kavramlardır. Bugün abede demokrasisi ki bu batılıların demokrasi anlayışıdır- anlamını ve değerini yitirmiştir. Başkanlık sistemleri halkın demokratik katılımlarını değil, egemen güçlerin denetimi ellerinden kaçırmama sistemidir. Bu gibi oluşlarda bir milletin yüzde kırkdokuzu dışarıda bırakılmakta. Hatta bu, kimi zaman yüzde altmışları bulmaktadır. Abede nin son seçiminde yaşananlar biliniyor. İki aşamalı yapılan bu seçimlerde ilk etapta, küçük partiler denilen önemli bir yekün devre dışı bırakıldıktan sonra barajı aşan iki partiyle ikinci tur bir seçim yapılmaktadır. Bu da seçmenin büyük bir bölümünün seçimlere katılmaması, katılımın yüzde elli ve altmışlar dolayında olması ile bu sefer daha bir katılımsız seçimler yapılmaktadır. Batı demokrasisi budur. Bir göz boyama taktiğidir. Bir pazarlama stratejisidir. Bu gibi seçimlerde büyük paralar rol oynamaktadır. Kim kendi reklamını daha iyi yaparsa, kendisini daha iyi pazarlarsa o seçimi kazanmaktadır.
Bir diğer yandan Müslüman toplumlar için daha vahim olan bu oyunun çok küçük oyuncuları olmaktan başka bir işe yaramamaktadır. Bugün Türkiye de oynanmakta olan demokrasi oyununda bir tiyatro sahnesini andırır bir tuluat sergilenmektedir. Taraflar gerilim üzere bir hayat anlayışıyla izleyenleri, ya da taraftar toplama adına kimi kavramları istedikleri bir biçimde yönlendirmektedirler. Korkarız ki, değerler üzerinde oynanan bu tehlikeli oyun yeni bir kırılmanın başlangıcı olsun.
Irak a demokrasi değil kaos gelmiştir. Irak ta kan gövdeyi götürmektedir. İnsanlık en büyük zulmü burada yaşamakta ve hatta demokrasi oyununun bir araç olduğunu da burada görmektedir. Batı, çıkarları uğruna insanlığı kanla yıkamaktadır. Böyle bir durumda bir milletin kendi değerleri üzerinden siyaset yapılmasına izin verilmez. Bunun en somut örneği Orta Doğu da yaşanmakta olanlardır. Suriye de bir azınlık iktidardadır. Diğer ülkeler yapay krallıklarla yönetilmektedir. Bu kralların iradeleri ellerinde değildir. Batı, onları bir kukla gibi oynatmaktadır. Bunun adı krallık da olsa, bu Batı nın bir ürünüdür. Bugün Filistin de halkın tercihleri kabul görmemektedir. Filistin in Mücahit insanlarının seçim hakları gasp edilmekte. İsrail güdümlü bir iktidar önerilmekte ve istenmekte. Eğer bunlar iktidarda olursa orada demokrasi olduğu var sayılır. İran ın var olma bilinçli direnişi Batı yı ürkütmektedir.
İnsanlık bu vahşetin elinden kurtarılmalıdır.
Batı, Orta Doğu da demokrasiyi, sürdüreceği vahşeti için bir araç olarak kullanmaktadır.