Pazartesi günü bir gazeteden Müslüman olmayana nefret
arttı başlığı altında bir köşe yazısı dikkatimi çekti. Başlığı görür görmez
kendi kendime köşe yazarı ile bırakın aynı dünyada yaşamadığımızı aynı ülkede yaşamadığımızı
düşünmeye başladım. Elbette herkes konumuna, olaylara baktığı açıya göre farklı
değerlendirmelerde bulunabilir. Bunun yadırganacak yanı da yoktur. Hatta çok
sesliliğin gereği budur. İnsanların değerlendirmelerini sadece bakış açıları
belirlemez. Değerlendirmelerine esas aldıkları kaynak da çok önemlidir etki
yapar. Meseleye bu açıdan bakıldığında yazarı Müslüman olmayana nefret arttı
başlığını atmaya ve bu minval üzere bir değerlendirme yapmaya zorlayan kaynağı
merak ettim. Hrant Dink Vakfı nın dört aylık dönemlerle yaptığı bir araştırma
ve değerlendirmenin kaynağını oluşturduğunu gördüm. Hrant Dink Vakfı nın
değerlendirmesi kendi bakış açılarını ilgilendirir ama bu değerlendirmenin
kesin doğru gibi kabul edilerek yeryüzünde her gün katledilen Müslümanları
görmezden gelinmesini, bu katliamlar karşısında saldırganlara yönelik
eleştirileri nefret söylemi olarak kabul edip, Müslüman olmayanlara nefretin
arttığı şeklinde nitelendirilmesi en hafif ifadeyle yazarın yaşadığı topluma ve
değer yargılarına ne kadar yabancılaştığını göstermez mi
Söz gelimi, Myanmar da Budistlerin yıllardan beri
Müslümanları katletmelerini, evlerini ateşe vererek doğup büyüdükleri yerleri
terke mecbur etmeleri karşısında katillere karşı sevgiyle kucak açılması mı
gerekiyor Yoksa yapılan işin bir katlim ve soykırım olduğunu söylemek nefret
olarak kabul edilip kötülenmesi mi gerekiyor Yine Filistin de öz yurtlarından
küresel güçlerin desteği ile sökülüp atılan, kutsal yerleri koruma mücadelesi
veren Filistinlilere karşı İsrail in her fırsatta saldırıya geçmesi, bununla da
yetinmeyip Filistinlileri ve liderlerini havadan takip ederek nokta atışla
katletmesini eleştirmek Müslüman olmayana duyulan nefretin mi, yoksa zalimlere
karşı tepkinin en hafifi olan buğz etmek anlamına mı gelir Bırakın buğz etmeyi
İslam dünyasını ayağa kalkmaya, yeryüzünde sürekli olarak Müslümanların
katledilmesini engellemeleri gerektiğini söylemek nefret söylemi midir Ota
Afrika da camilere sığınmış Müslümanlar Fransız askerlerinin desteğinde yerli
Hıristiyanlar tarafından katlediliyor, sokak ortasında kolları bacakları
kopartılarak, kafatasları parçalanırken tepkisiz oturmak mı gerekiyor Ya da
nefret söylemi geliştirmemek adına katillere sevgiyle kollarımızı açarak gelin
bizleri katledin mi denmesi gerekiyor.
Irak, ABD tarafından demokrasi ve insan hakları adına
işgal edilerek var olan dengelerin bozulması sonucu her gün yüzlerce insan
saldırılarda hayatını kaybediyorsa, Suriye de 3 yıldan beri yaşanan
çatışmalarda hayatını kaybedenlerin sayısı yüz binlerle ifade ediliyor ve
dünyaya şekil verme iddiasındaki küresel güçler seyrediyor, Esad a daha fazla
katliam yapması için destek veriyorlarsa, Müslüman olarak Esad a ve ona zaman
kazandıranlara alkış mı tutmamız gerekiyor
Bunları söylerken toplumların huzur ve güveni için
sevginin esas olduğunu bilmiyor değilim. Ama, yüz yıllar önce Haçlı
Orduları nın Kudüs ü ele geçirme adına birbirini takip eden seferleri sırasında
nelerin yaşandığını, hatta Haçlı komutanların askerlerine Müslümanların
dirisini yakalayamıyorlarsa ölülerini yemeleri emrini verdiğini bilerek, aynı
zihniyetin Hıristiyan dünyasında devam ettiğini söylemek nefret söylemi
geliştirmek midir
Ve son olarak 1915 olayları Ermeniler tarafından tek
taraflı olarak Türklerin Ermeni katliamı olarak sunuluyor, tüm dünyada ülkemiz
aleyhine kampanya malzemesi yapılırken, Gelin Osmanlı arşivlerini de inceleyin
ona göre değerlendirme yapın denilmesine rağmen bu çağrıyı duymazdan
geliyorlarsa bu tavra karşı nasıl bir tutum takınılmalı. Alkışlamamız mı
bekleniyor
Kısacası, Müslümanlar farklı dinlere mensup olanları sırf
intikam almak uğruna katletmemiştir ama farklı dinlerin mensupları geçmişten
günümüze aynı tavrı sergilemektedirler. Bu yazdıklarımı da Müslüman olmayanlara
nefret söylemi olarak nitelendirecek olanlara, Siz kimden yanasınız diye
sorma hakkım olur diye düşünüyorum.