Müslümanların bir yönü ve bir istikameti var. Bir başka yöne yüzünü asla çevirmez. İbadette hangi yönü yüzünü çeviriyorsa hayatta da oraya çevirir. Bu, Allah ın insanlığa işaret ettiği yöndür. İbadetlerimizde nasıl Allah ın huzurunda eğiliyor ve secdeye varıyorsak yönümüzdeki duruşumuz da öyledir. Bir insan ancak rızkı kadar çabalar. Dünyalık biriktirmek ve o uğurda didinmek bunu bir hırsa döndürmek sonu felaket olur.  Mal biriktikçe ateş olur yakar. Onu ateş olmaktan çıkaran önemli edimleri ve yaptırımları bulunuyor. Malını, hayatını ve düzenini buna göre kurgulamaz ise kendi uçurumunu büyütür. Her şey ölçüyledir. Aşırılıklar insanı uçlara iter, uçurumlara götürür.

Biz sadece iyiye, doğruya ve güzele yöneliriz. Böyle olmak ile yükümlüyüz. İbadetlerimiz ve hayat tarzımız güzellikler ve iyilikler üzerine kurulu. Böyle olunca mümkün olduğunca olumsuzluklardan kaçınırız. İlkemiz onlardan uzak durmalı, kötülükleri deşmekten sakınmalı, dedikodudan ve her türlü yanlışlıklardan uzak durmalıyız. Bu bizim hayat tarzımız olmalı.

Bugün Müslümanların başlıca sorunlardan biri de olumsuzlukların Müslümanları kuşatması, onların içinde kendine yol bulması. Oysa bu bir çözüm olamaz, onlarla boğuşması zaman içinde boğulmasına neden olur. Bu boğuşma insanları giderek bir bataklığa sürükler. Onlarla boğuşmak ve bulaşmak, bulanmak bir kazanım olmaz hiçbir zaman. Bunlar insanın üzerine sıçradıkça daha tehlikeli sonuçlara gider.

Müslümanlar geçmişe bakmazlar geleceğe yüzlerini çevirirler. Geçmişin iyiliklerinden güzelliklerinden ve doğrularından yararlanırlar. Yanlışlıkları, çirkinlikleri, kabalıkları, olumsuz ne varsa onları hayatından uzak tutar ve yüz çevirirler. Bunu bütün davranışlarımız için bir ölçü olarak kabul edebiliriz.

Yanlışlar içinde debelenmek uçurumlara götürür. Tarihte Müslümanlar arasındaki ayrılıklar büyük felâketler getirdi. Benzer durumu bugün için yaşamak daha büyük felâketlere neden. Müslümanların birbirlerine kara çalması birbirinden uzaklaştırır.

Bir yere gelmek için olumsuzluklardan yararlanılmaz. Olumsuzluklar hayatın merkezini oluşturmaz. Başkalarının yerini kapma hırsı bir tuzak. Bu, zamanı gelir tuzağı kuran kişiyi de avlar.

Aydınlık gibi görünen ama yanılsatıcı olan bir zaman sürecindeyiz. İyiliklerin, güzelliklerin ve doğruların yeterince algılanmadığı bir gerçek. Bunların üzerini örten bir sis perdesi var. Böyle bir durumda ısrar ve azimle biraz da inatla olumlu ne varsa ona ve onda ısrar etmek tek seçenek. Bu, bireyin zararına görünse bile. Çünkü insanlar hırs ile belli yerlere çok hızlı tırmanabilirler ama yeri ve zamanı gelince düşüşleri çok daha büyük olur, altında kalırlar. Yıllarca harcamış oldukları kazanımları yerle bir olur. Bir daha da bellerini doğrultamazlar

Müslümanlar birbirine kara çalıyorlarsa bunda bir sorunlar var demek.

Kötülükler, olumsuzluklar örnek değildir. Yönümüz iyiliklere, güzelliklere, doğrulara olmalı.

Her zaman kesitinin görünmeyen tuzakları var. Çeşitli hâl ve durumlarda belirirler. Şeytan bu, ne yapacağı belli olmaz. Renkten renge hâlden hâle girer. İnsanla oynar âdeta. Onun bir oyuncağı varsa o da insandır. İnsan da bu tuzağa düşer durmadan.

An içinde yaşanan yanlışlıkların bedeli çok ağır olur. Zamanla olan pişmanlıkların hiçbir yararı olmaz. Hatalar anında görülmedikçe ve pişmanlık an içinde duyulmadıkça ve tövbe edilmedikçe hayat boşa gidiyor demektir. Zamanı geçtikten sonra olan yakınmaların, pişmanlıkların hiçbir yararı olmaz. Her şey sıcağı sıcağına olmalı.

Kötülüklerde taraf olunmaz. Kötülükleri kabartmak kimseye yarar sağlamaz.

Güzellikler ve iyilikler ile olan çabalar mutlaka sonuç getirir. Yeter ki niyetler halis olsun. İstikamet sağlam olduktan sonra yürünen yol da sağlıklı olur. Seçeneklerimiz yok. Bir tek yol var o da istikamet üzere olmak.