İki yüz yıla yakın bir zamandır Haçlı zihniyeti, savaşta yöntem değiştirmiştir. Tarihin her döneminden beri savaşın taktiklerinden biri tarafları birbirine düşürmek. Bu, bilinen bir yöntem. Müslümanlar tarih ve siyasal bilinçleriyle bunu çok rahatlıkla atlatabilmişlerdir. Bu tip tuzaklara pek düşmemişlerdir. Şehzade Cem, Macaristan da Sultan Fatih e karşı kullanılmak istendi, Cem bu tuzağa düşmedi.
Peygamber Efendimiz Mekke den Medine ye hicret ettiklerinde, bir şehir devleti olan bir İslâm devleti kurmuşlardır. Medine Şehir devleti kurulduğu andan itibaren, mücadele ve ayakta kalma tamamen bir taktik hale dönüşüyor. Müslümanların gücü belli. Ama Cenabı Hak onlara öyle bir devlet nasip ediyor ki, o şehir devleti tarihin seyrini değiştirecektir. Mekkeli müşriklerin elleri kolları bağlanır hale geliyor. Müslümanların burada bir tek hedefi var, insanları incitmeden ve bir sıkıntıya sokmadan. Ve hatta Efendimiz, Medine devletini kurduktan sonra Mekke nin ticaret yolları kapanmış oluyor. Mekke deki mazlum ve fakir insanlar zor durumda kalmasınlar diye onlara 500 altın gönderiyor. Bununla yetinmiyor, Mekkelilerin başkanı Ebu Süfyân a hurma yardımında bulunuyor. Onun depolarında kalan derileri satın aldırarak onlara nefes aldırıyor. Bu durum insani açıdan da çok önemli bir olaydır.
Aslında Medine şehir devleti devletler tarihi açısından önemli bir örnek teşkil eder. Bir çok açıdan üzerinde durulmayı gerektiriyor.
Efendimiz, Uhud harbi sırasında, askeri güç olarak Müşriklerden üç dört kat kadar daha zayıfken Medine de oturan Yahudilerden 800 kadar askerin kendilerine katılması için öneri yapıldığında, bunu reddediyor. "Biz müşriklerle ve gayri müslimlerle savaşırken gayri müslimlerden destek almayız" buyuruyorlar. Aslında bunun, gelecek açısından ne kadar önemli olduğu zaman içinde anlaşılacaktır. Bugünün Müslümanları ise bırakın müşrikleri, Müslümanlara karşı yapılan savaşta gayri Müslimlerle ve müşriklerle birlikte hareket ediyorlar. Bununla yetinilmiyor, Müslümanların iç savaşı daha tehlikeli olabiliyor.
Afganistan ın Rusya nın egemenliğinden kurtulması olayı sonrasında bu durum daha belirginleşiyor. Bu geçen yüzyılın başından beri süregelen, ama çok etkili olamayan bir yöntemdi. Afganistanlı grupların birbirlerine düşmesiyle, bağımsızlıkları gitti. Şimdi Amerika nın işgali altında bulunuyorlar. Bu Irak işgalinde iyice doruğa çıkmış bulunuyor. Egemen güçler bu taktiklerinde oldukça başarılıdırlar. Irak ta zalim bir Saddam zulümde sadece Kürtlere değil kendi halkının geneline yapıyordu. Esat Suriye de Hama yı yerle bir etti. Ölenlerin sayısı bilinmiyor. Bir şehir insanı yok edildi. Bugün Kürtler kendilerine yapılmış soykırımı salt kendi bakış açılarıyla ele alıyorlar. Doğrudur, Erbil de beş bin insan zehirli gazlarla öldürülmüştür. Ama bugün Irak ta Müslüman kardeşleri öldürülüyor. Gerektiğinde Müslüman Türk kardeşleriyle de savaşacaklar. Bugün de kardeş kavgası varsa ve birbirlerini öldürüyorlarsa bunun temelinde ve arka plânında bir oyuna gelmiş olmalarıdır. Bugün Kürtler kısmen de olsa Irak ta nefes alıyor olabilirler. Onlar köle olmaya razı bir hayat süreceklerse bu tarz bir nefes almayı bir süre daha sürdürebilirler. Ama öyle bir noktaya gelinecek ki, geçmişteki kuklaların konumuna düşmüş olacaklardır. Bugün abedenin bir kuklası olan Zalim Saddam ın yaptıkları unutulamaz. Aynı abede bugün başkalarını kullanıyor. Müslümanları kendi içinde birbirine karşı kullanıyor. Her gün yüzlerce insan ölüyor. Salt kavimlerin birbiriyle çatışma yöntemi denenmiyor. Mezheplerin çatışması, tasavvuf gruplarının çatışması, partilerin aralarında çatışması tam bir kaosa dönüşmüş bulunuyor. Batılıların bu savaşta en başarılı olduğu bir yöntem.
Düşünün ki Filistin de taraflardan biri İsrail desteğinde erken seçim isteyebiliyor. Blair ve Abede yöneticileri Devlet Başkanı Abbas ın seçim isteğini kabullenebiliyor. Abbas ın seçim çağrısını sevinçle karşılamış bulunuyorlar. İktidardaki Heniye Hükümetinin başarısızlığa uğraması için büyük bir çaba harcanıyor. Tıpkı 28 Şubat sürecinde, öncesinde ve sonrasında Türkiye de olanlar ve yaşananlarda olduğu gibi.
Bu yeni yöntemde Haçlı güçleri aradan çekilerek tarafları birbirlerine düşürdükleri gibi.
Bunu bir atasözümüzde sık vurguladığımız gibi: "Derenin kuşunu derenin taşıyla vurma" yöntemi. Bugün gelinen noktada durup baktığımızda, Uhud örneğinin tam tersini Müslümanlar yaşamaktadırlar. Oysa dünyalıklar ve iktidarlar, mal ve makamlar gelip geçicidir. İsrail in vasallığındaki [köleliğindeki] bir iktidar onları nereye kadar götürecektir. Bu Türkiye dekilerle de ilgilidir. Egemen güçler kuklalarını belli bir yere kadar oynatırlar. Onlar için her zaman bir kukla bulunur. Geçmişin kuklaları bugün hiçbiri ortalıkta yoklar. Kuklalar geçmişte de yoktular yarın da olmayacaklar.