Türkiye çok büyük bir imtihandan geçiyor. Kurdun puslu havayı sevdiğini söyleyip, Allah’ın tez zamanda memleketi selamete çıkarmasını niyaz edelim.
Sayın Cumhurbaşkanı da El Cezire’ye verdiği röportajda söyledi. Cuma günü yaşanan musibeti “asker içinde azınlık bir grubun kalkışması” olarak niteledi. Asker içinde darbe için aradıkları desteği bulamamaları ve halkın reaksiyonu gibi amiller bu kalkışmayı başarısız kıldı. Allah beterinden korusun.
Buradaki önemli noktalardan birisi, bunun asker içindeki küçük bir cuntanın kalkışması olduğudur. Bu neden önemli? Bunu aklımızda tutup meseleyi bütün bir kuruma mal etmeden durumu değerlendirmek açısından mühim. Türkiye’nin içinde bulunduğu iç ve dış koşulları (terör, Ortadoğu’daki karışıklık vs) hesaba katınca buna dikkat etmek daha da önem kazanıyor.
Askeri darbe girişimi ile ilgili hemen her şey konuşuldu, tartışıldı, hala da konuşuluyor, tartışılıyor. Siyasi analistler, askeri uzmanlar, güvenlikçiler, siyasetçiler, gazeteciler ve elbette ki halk, bu darbe girişiminin hemen her detayını günlerdir konuşuyor zaten. Tekrara düşmek beyhude bu aşamada. Biz biraz daha kıyıda köşede kalmış noktalara değinmeye çalışalım.
Muhafazakar kesimin yaşadığı dönüşümü sloganlarda ve kullanılan ifadelerde müşahede etmek hayli ilginç. Yakın zamanlara kadar “demokrasi bir puttur” türünden bir anlayışın hakim olduğu mütedeyyin kesimin, artık “demokrasi” için mücadele ettiklerini söylemesi, herhalde bir “sekülerleşme” belirtisi olarak okunabilecektir.
Burada “demokrasi şehitleri” ifadesinin içerdiği tuhaflığa da değinmek gerekir. “Demokrasi” kavramına bir kutsiyet atfetmeye gidecektir bu “şehitlik” ile beraber kullanılması. “Demokrasi”, Batı’dan devşirilmiş, tartışmalı ve İslami anlayışa ne kadar uygun olduğu meçhul bir kavramdır. Bunu, şehitlik kavramını tanımlayıcı br sıfata dönüştürmek doğru olmasa gerek. Neticede, “şehit” ifadesini herhangi bir sıfatla tamamlamaya ihtiyaç da yoktur.
Bir zamanlar arabalarının arkasına “Hakimiyet Allah’ındır” yazan insanların, “Hakimiyet milletindir” deme noktasına gelmesi de ilginç bir dönüşümü yansıtıyor gibi. Mütedeyyin insanların dünyevi bir yönelişe evrildiğini net olarak gösteren bir tablo mudur gerçekten? Tam sosyolojik bir araştırma konusu…
Şunu da özellikle belirtmek gerek. Darbeciler tarafından bombalanan Meclis’te, darbe girişiminin sıcaklığında toplumun farklı kesimlerini temsil eden tarafların verdiği birlik resmi, herkesin takdirini kazandı. İktidarla muhalefetin yan yana gelebilmesi, ortak bir dil kullanabilmesi, kavga etmeden, birbirini suçlamadan ortak bir tavır göstermesi önemli bir tabloydu.
Türkiye, iktidarla muhalefet arasındaki saygı ve hoşgörü ortamını yeniden tesis edebilmeli, ortak bir uzlaşı zeminini yeniden kurabilmeli bu vesileyle. Türkiye, gereksiz polemiklerle ve tartışmalarla enerjisini heba etmekten vazgeçmelidir artık.
Siyasetin verdiği uzlaşı mesajı toplum tarafından da doğru okunabilirse, birbirine mesafeli duran toplumun farklı kesimleri bu vesileyle birbirine yaklaşabilirse ve aklıselim yönünde adımlar atılabilirse iyi olacaktır.
Musibetten muhabbet ve bereket çıkartılabilirse ne ala..