Piyasalarda tansiyon bir anda tavan yaptı. Yabancı yatırımcının radarındaki en önemli göstergelerden biri olan MSCI, Türk hisselerinde koordineli işlem şüpheleri ve halka açıklık oranlarındaki soru işaretleri nedeniyle frene bastı. Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi üst üste beşinci haftayı da kayıpla kapatmaya hazırlanırken ve mayıs ayındaki tarihi zirvesinin yüzde 20 gerisine düşmüşken gelen bu karar, piyasada adeta soğuk duş etkisi yaptı.
Hangi Değişiklikler Masadan Kaldırıldı?
Alınan kararın doğrudan hisse alım satımını durdurmadığına, kısıtlamanın endeks hesaplamalarını kapsadığına dikkat çekildi.
15 Ekim Perşembe gününden itibaren geçerli sayılan yeni takvimde, Türk şirketlerinin ağırlığını artıracak mekanizmaların rafa kaldırıldığı aktarıldı. Şirketlerin halka açık pay oranları ve pay sayılarındaki artışlar artık MSCI tarafından dikkate alınmayacak. MSCI Turkey Investable Market Index'e (IMI) yeni hiçbir hisse senedi dahil edilmeyecek ve şirketlerin piyasa değerine göre bir üst endekse tırmanışına izin verilmeyecek.

Yabancı Yatırımcının Kafası Neden Karışık?
Kurumsal yatırımcıların dile getirdiği endişelerin perde arkası da netleşti.
Özellikle küçük ölçekli bazı şirketlerde, şirketle bağlantılı fonların koordineli alımlarla piyasayı yönlendirdiğine dair şüphelerin güveni sarstığı kaydedildi. Bu tip işlemlerin, şirketlerin gerçek halka açıklık oranlarını kağıt üzerinde yapay biçimde şişirdiği vurgulandı.
Resmi mercilerin fonların elindeki bazı hisseleri hesaplama dışı bırakan adımları not edilse de, MSCI cephesinden sürecin henüz başlangıç aşamasında olduğu ifade edildi. Kurumun açıklamasında, "Kurumsal yatırımcıların, koordineli işlemlere karşı güvenilir ve sürdürülebilir yaptırımların uygulandığını ve Türk hisselerinin halka açıklık oranlarının bağımsız olarak doğrulanmasını sağlayacak şeffaflık standartlarının oluşturulduğunu görmesi gerekiyor" değerlendirmesine yer verildi.
Küme Düşme Riski: Haziran 2027 Uyarısı
Türkiye'nin "gelişmekte olan piyasa" statüsünün şimdilik korunduğu ama sarı kartın gösterildiği bildirildi.
Haziran 2027 tarihine kadar beklenen şeffaflık adımlarının atılmaması halinde, Türkiye'nin "sınır piyasa" ya da "bağımsız piyasa" kümesine düşürülmesi için istişare sürecinin başlatılacağı duyuruldu. Olası bir statü kaybı durumunda, küresel fonların Türk hisselerinden mecburen çıkış yapacağı ve piyasada büyük bir yabancı satış dalgasının tetiklenebileceği uyarısı yapıldı.
Benzer bir uyarının temmuz ayında S&P Dow Jones Indices tarafından da yapıldığı hatırlatılırken, uluslararası piyasalarda gözlerin Türkiye'deki denetim mekanizmalarına çevrildiği kaydedildi.



