Cumartesi günü Sıhhiye (Adeviye) meydanındaydık. Anadolu

Gençlik Derneği, Hak-İş, Memur-Sen ve Mazlum-Der in düzenlenmiş olduğu Mısır

direnişine destek mitingine katıldık. Baştan sona büyük bir coşku ile

gerçekleşen miting tüm dünyaya birçok konuda açık mesajlar yollamayı başardı.

Örneğin mitingin siyaset ötesi sivil bir zeminde organize edilmesi önümüzdeki

günlerde bizlere yol gösterici bir opsiyon sunabilir. Çünkü Mısır daki zulümler

öylesine vahşice gerçekleştirildi ki, tüm kesimler meselenin basit bir müdahale

olmadığının tam tersine belirli bir kesimin nasıl haksızca etkisiz hale getirilmeye

çalışıldığını anlamış oldu. Bu da meseleyi siyasal mücadelenin ötesine bir

insanlık mücadelesine çevirmiş oldu.

Sivil bir girişimin yanında miting katılımcılarının çok

çeşitli yapısı oldukça dikkat çekiciydi. Mitingle birlikte çok net bir şekilde ortaya

çıktı ki, ülkemizdeki farklı siyasal görüş sahibi olan vatandaşlarımız bile

yavaş yavaş gerçek kurtuluşun nerede olduğunun idrakine varma yolunda emin

adımlarla ilerlemekteler. Eskiden gericilik olarak algılanan mesajlar, bugün

insanlığın kurtuluşu için sunulan reçetenin temeli haline gelmiş görünüyor. Tam

da bu noktada hep bir ağızdan dile getirilen İslam Birliği ihtiyacına olan

haykırış, herhalde mitingin en önemli çıktısını teşkil ediyordu.

İslam Birliği İhtiyacı

Her ne kadar hiçbir yayın organında bahsedilmese de

Türkiye de toplumun genelinde İslam Birliği nin tesis edilmesine dair olan

istek fazlasıyla artmış durumda. Irkçı emperyalizmin İslam ümmetini

kavmiyetçilik fikriyle parçalara bölerek birbirinden koparmasının bir ürünü

olarak, bugün İslam davasını savunma görevi de farklı coğrafyalarda farklı

İslami hareketlerin ortaya çıkmasıyla üstlenilmiştir. Bu parçalanmışlığa rağmen

Batılılar ise küreselleşmenin de etkisiyle yakınlaşan İslami hareketleri

kendilerine daima tehdit olarak gördüler. Nitekim birkaç yıldır İslam

Dünyasında yaşanan katliamların en önemli sebeplerinden birisi budur.

Katliamlar İslam Birliği nin ne kadar gerekli olduğu gerçeğini kanıtlarken,

onun gerçekleşme ihtimalinin hiç de uzak olmadığını da zihinleri kazımaktadır.

İslam Birliği Ama Nasıl

Bugün İslam Birliği daha önce D-8 gibi oluşumlarla temeli

atılmış olmasına rağmen maalesef kamuoyunda genel anlamda bir hayal ürünü

olarak görülüyor. Her şeyden önce İslam Birliği bir hayal ürünü değildir. İslam

Birliği ni kurabilecek İslami Hareketleri ne yapıp edip iktidardan

uzaklaştırıyor olabilirler. Ancak iktidarda olamama hali Müslümanları bu uğurda

ilerlemekten alıkoymamalıdır. Tarih ve dünya siyaseti bu doğrultuda yaşanılan

tecrübelerle doludur. Madem iktidara gelemiyoruz ve madem İslami hareketlerin

yakınlaşmasından bu kadar rahatsız olunuyor, o halde İslam Enternasyonel gibi

tüm İslami hareketlerin bir çatı altında meşru bir şekilde toplanması

düşünülebilir. Bugün Türkiye de yeniden İslam Birliği tartışılıyor; Mısır da

eninde sonunda yapılacak seçimlerde İhvan ipi göğüsleyecek; Bangladeş te

Cemaat-i İslami nin tüm ağır baskılara rağmen yaklaşan seçimlerde %30 oranında

bir oy potansiyelinden bahsediliyor. Yani her ne yapılırsa yapılsın, geleceğin

siyasetinde İslami hareketler büyük roller oynayacağından nasıl bir yol

izlenmesi gerektiği yekvücut olarak saptanmalıdır.

Gündemde Eksen Kayması

Öte yandan bugünlerde Batılılar bir anda Suriye ye

müdahale kartını öne sürerek gündemi tekrardan Suriye üzerine çektiler. Bir ay

önce Mısır darbesiyle Suriye gündemden düşmüştü, şimdi ise hem kimyasal saldırı

hem de müdahale ihtimali ile Mısır gündemden düşürülmek isteniyor. Açıkçası ben

burada bir kasıt olduğunu düşünüyorum. Mısır darbesi Türkiye de sanki kendi

ülkesinde yapılan bir darbeymiş gibi tepkiyle karşılandı ve İhvan hiç kimseden

göremediği desteği Türkiye den gördü. Öyle geliyor ki Türkiye nin odağını

Mısır dan kaydırıp Suriye ye çekerek sanki Mısır da yarım kalan temizliği

bitirmek istiyorlar. Çünkü Batılıların eskiden olduğu gibi bir müdahale ile

Suriye rejimini tamamen ortadan kaldırmak istemedikleri çok açık. Bugünlerde

Türkiye de en tanınmış akademisyenlerin Suriye de Türkiye için reelpolitik

zamanı demeçleriyle nasıl gaz verdiklerini de unutmayalım. Nedense bunu

Türkiye nin değil sadece Batı nın çıkarları gerektirdiğinde dile getiriyorlar.

Türkiye artık kendisinin emperyal politikalar takip ettiğini hissettirecek her

türlü girişimden uzak durmalıdır. Bu doğrultuda Türkiye önümüzdeki günlerde dış

politikada atacağı adımlarda çok dikkatli bir şekilde hareket etmelidir.