Muhterem Müslümanlar!

Bu akşam Miraç Kandili’dir. Bu gecede âlemlere rahmet Hz. Muhammed (S.A.V.) Efendimizin Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya, oradan da Allah (C.C.) huzuruna vardığı mübarek yolcuktur. Bu yolculuk, gönül âleminde olduğu gibi varlık olarak da Allah’a ulaşmak için kat edilmesi gereken yolu göstermek için bir rehberdir.

Peygamberimizin miracından insanlığın yaşadığı ve ürettiği sorunları bırakarak bu yükselişin üzerinde düşünmeliyiz. Geçici hayatın albenisine kapılmadan, kutlu güne hazırlanmamız gerekir. Bu hazırlığı Allah’ın rızasına uygun yaşamaya başlayarak yapmalıyız. Üç ayların manevi iklimi bu açıdan bize fırsatlar sunar. Bu fırsatlar, 3 ayların bitiminden 9 ay sonra yeniden karşımıza çıkıyor. Ve insanlık genellikle yine dersine çalışmamış, son ana bırakan öğrenci gibi ibadetlerini bu aylara sıkıştırıyor.

Allah bize bir ömür bahşetmiş. Ömrümüzü yıllara bölüp, O’na dönmek ve O’nun rızasına sarılmak için fırsatlar yaratmıştır. Yılların içine 12 ayı koymuş, güneş ve ayı da ayrı ayrı yaparak gece ve gündüzü bereketli kılmıştır. Günü 24 saat yaşayıp, bir bölümünü uyku, bir bölümünü ibadet, bir bölümünü iş-güç ve bir bölümünü sosyal hayatı yaşamak üzere kurgulamış ve bu bölümleri de 5 vakit ile anlamlı kılmıştır.

Sabah namazı ile diriltip öğle namazı ile sığınmayı, ikindi namazı ile dinginleşip akşam namazı ile günü anlamayı ve yatsı namazı ile yeniden dirilmek için ölüme hazırlanmayı farz kılmıştır. Kendi yataklarımızda binlerce defa uyuyarak ölüm provasını yapmış, her sabah da dirilterek dirilişteki kudretini göstermektedir. Nefes aldığımızda hidrojen ile oksijeni hayatımızı devam etme yakıtı olarak kullanan vücudumuz, nefes verirken de Var Eden’e şükretmektedir. Hayatta yaşadığımız her şey, vücudumuz dâhil, O’na zikrederken ve görevini yerine getirirken biz sadece görevlerimizi bile yapmamakta ısrar ediyoruz.

Muhterem Müslümanlar!

Miraç da, her vakit Allah’a yöneldiğimizde secdemizi yaptığımız yeryüzünde gerçekleşiyor. O’na döndüğümüz her an bir ufak miraç yaşıyoruz. Yalnız O’ndan yardım diliyor ve yalnız O’ndan istiyoruz. Beş vakit namazın insanlığa hediye edildiği bu kutlu gecede, her an aslında O’nun huzurundayız. Bu bilinci hiç kaybetmeden tüm anlarımızı miracımız yapmak bizim elimizde.

Bu bilinç ile insanlığın hidayetine vesile olmasını, çevremizde yaşanan insanlık dramlarının sona ererek kardeşlerimizin vatanlarına kavuşmalarını, İslam âlemi üzerine oynanan oyunların firaset ile geri çevirmeyi, İslam’ın anlamı da olan barış ve huzurun her yere yayılarak, herkesin üzerine düşeni yapmaya başlamasını ve yeni bir dünya inşa etmek için bir fırsat olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ederim.