Doğu Guta’da Şam yönetimi, insan öldürerek hâkimiyet kurmaya çalışırken her yolu mübah saydı.
Rusya’nın desteğiyle, havadan, karadan insan avına çıktı.
Yetmedi gaz kullandı.
“Kullandı mı kullanmadı mı?” tartışması, emperyalist güçleri karşı karşıya getirdi.
Efelenmeler, dayılanmalar, yola savaş gemileri çıkarmalar!
“Akıllı füzeler, akılsız bombalar!” derken, ortalık yine kızıştı.
İngiltere oradan höykürüyor, Fransa öbür yandan akıl veriyor, ellerini ovuşturuyor.
Rusya mevzileniyor. Kendince tedbir alıyor.
Gemiler, füzeler, bombalar nereye gidiyor? Yolculuk nereye?
Suriye savaş alanı, tatbikat alanı...
Adam binlerce kilometre öteden geliyor.
Rusya ile savaşacak, bizim toprakları kullanıyor.
Savaş sahası olarak bizim toprağı belirliyor.
Şam yönetiminden hesap sorulacakmış.
Tamam, bilek güreşini, dayılanmalarınızı, savaşlarınızı kendi aranızda neden yapmıyorsunuz?
Niye birbirinizle kavga ederken, ülkelerimizi kullanıyorsunuz?
Ülkenizin binlerce kilometre ötesinde, füzelerinizi, bombalarınızı, mermilerinizi kullanırken, Müslümanlar kan ağlayacak, kulakları patlayacak, evsiz yurtsuz kalacaklar.
Sizin insanlarınız, ölümlerimizi televizyonlarda, ayaklarını uzatmış, kahvelerini yudumlarken seyredecekler...
Öyle mi?
Bu nasıl bir düzendir ağalar?
Bu nasıl bir sistemdir?
Sömürge savaşlarını, güç mücadelesini kendi aranızda yürütürken birbirinizin sınırında bunu yapmak varken; Müslüman topraklarında cirit atmanız, orada savaş oyunlarına başvurmanız neden?
Müslümanlar bu kadar mı aptal ve kör sağır?
Trump, alenen Suudlara dönüp, “Suriye’de kalırız. Ama parasını siz ödeyin” dedi mi, demedi mi?
Bu sözün anlamı nedir?
Savaşın, finansörü Suudlar mı?
Amerika ve müttefikleri; savaş tamtamları eşliğinde hazırlık yaparken, Suriye, zalim rejimini kendini korumak adına, başka bir sömürgecinin kanatları altında yaşamayı yeğlemektedir?
Bu Müslüman milletler ne olacak, bu halklar nasıl edecek de kendi durumlarına hükmedecekler?
Bu nasıl bir iştir, ne menem bir haldir söyler misiniz?
Bizim sırtımızdan inmeyecek mi bu sömürgeci güçler?
Kendi kendimize, geleceğimizle ilgili kararları, bu toprakların asil sahipleri vermeyecek mi?
Herkes, Suriye’ ye koşuyor.
Orada savaşacaklar...
Adamların ülkesi, huzur ve mutluluk içinde hiçbir bomba sesi duymayacaklar, acı çekmeyecekler ve vahşete tanıklık edenleri, mağdurların gözyaşlarını, çekirdek çıtlatarak nazar edecekler.
Vay ki ne vay...
Bu düzene, bütün Müslümanlar isyan etmelidir.
Kıyam bunun için farz kılınmıştır.
Artık; bu insanlık dışı sistemlere, vahşi kapitalizmin ve komünizmin oluşturduğu anafora kapılmak zorunda değiliz.
Allah’a iman edenler, birliği Allah’ın birliğinde arayanlar, hür ve müstakil yaşamak isteyenler, insanca bir hayat sürmek isteyenler, sözüm size.
Bu zalim ve sömürgeci güçlere boyun eğerek, onların çizdiği bir yaşam alanında olmak yerine, kendi vicdanlarımızın resmettiği bir dünya inşa etmek zorundayız.
Sözüm Müslümanlara…
Her coğrafyada ki Müslümanlara.
Size, en büyük hakikat işte bu.
Bakın, dünya, savaşını sizin topraklarınızda yapıyor. Ağlayan siz, ölen siz...
Buradan para ve istikbal devşiren onlar.
Daha uyanmayacak mıyız?