Bismillâhirrahmânirrahîm;
31 Mart seçimleri geride kaldı. Bildiğiniz sonuçlar üzerinde durmayacağım. Vurgulamak istediğim, Millî Görüşçülerin onurlu bir imtihan verdikleri. Göz gözü görmediği, at izinin it izine karıştığı, nice kaba ve incitici söylemlere şahit olduğumuz bir seçimde Millî Görüşçüler duruşlarını, olgunluklarını, ağır başlılıklarını korudular. Ağızlarını bozmadılar. Örnek ve fedakârane bir çalışma ortaya koydular.
Saadet Partisi turnusol kâğıdı görevi yaptı. Zirve olarak bildiğimiz nicelerinin hastalıklı karakterlerini yakından gördük. Adamın iyisi iş başında belli olurdu. Yük ve sorumluluk altında da istikametini bozmayanlarla; dünya hırsıyla her yola başvurabilenlerin acıklı hallerini kıyaslama imkânı bulduk. Onlar adına üzüldük. Davamız gözümüzde daha da büyüdü.
Millî Görüşçüler ölçüleri korudular; itidalli oldular. Doğru bildiklerini milletimizle paylaştılar. Diğer siyasi partileri “düşman” olarak değil; “rakip” olarak gördüler. Tatlı bir rekabet için çalıştılar. Hep artıları, olumlu ve güzel şeyleri konuştular. Düşen bir yaprağı değil; açan bir çiçeği. Güler yüzlü, pozitif enerji yayan üslûbu seçtiler. Yeryüzünün şahitleri gibiydiler.
Sonucu ne olursa olsun, Saadet Partisi güzel tohumlar ekti. Kimseyi ötekileştirmedi. Birlikte yaşadıkları kişilerin hukukunu korudu. 82 milyonun kardeşliğini anlattı. Onlarla kucaklaştı. Birlikte çözüm yolları aradı. İmkânsızlıklar içinde, kâinat çapında büyük bir davayı temsil etmeye çalıştı.
İhtiyacımız olan bu görüntü; bütün seçim bölgelerinde kazanmaktan daha önemliydi. Amacımız huzur ve barış değil miydi?
İMRENİLEN ÖRNEKLER
MİLLÎ Görüşçüler fedakâr, kararlı, sabırlı insanlar. İzmit Belediye Başkan Adayı Ahmet Özen’in bir kahve programında çekilmiş çalışmasını izledim. Adabilim Okulları Genel Müdürü, fikir ve dava adamı Ahmet Başkan projelerini anlatıyordu. Kahvedekiler, TV’lerdeki troller ağzıyla ona yüklendiler; ithamlarda bulundular.
Ahmet kardeşim Türkiye’deki TV’lerin yapısını anlattı. 17 yıldır evinde TV bulundurmadığını; çocuklarını TV’lerin olumsuz etkilerinden uzak yetiştirdiğini söyledi. Muhatapları trollerin sözlerini nakletmekte kararlıydı. Biri bitiriyor; diğeri başlıyordu. Güler yüz ve kibarlığını korumasına rağmen, 2 m’lik o dev adam bitmeyen ithamları noktaladı: “Böyle düşünüyorsanız, bana oy vermeyin!”
Erzurum B.Ş. Belediye Başkan Adayı Atik Ağdağ, tatlılıkla sonuçlanan göz yaşartıcı sahneler yaşadı. Ahmet Yavuz’dan dinleyelim: “Her girdiği kahvede, dükkânda havuz medyasının etkisindeki vatandaşların tepkisiyle karşılaşıyor. Çıkarken, aynı kişilerce boynuna sarılarak gönülleri kazanmış bir şekilde uğurlanıyor. ‘Hakkını helal et, iftira etmişler size, biz kandık A Haber’e’ diyor dadaşlar. Gönüllere girmeyi başarıyor.” (19.03.2019)
Fethi Yıldız Çanakkaleli… Nazilli’ye yerleşmiş emekli öğretmen. Evli kızlarının biri Aydın’da; diğeri İzmir’de… Evde eşi, oğluyla yaşıyorlar. Nazilli’ye yakın 2 ilçede aday bulunamayınca, “İş başa düştü” diyerek aile boyu seferber olmuşlar. Yenipazar’a Fethi Yıldız; Sultanhisar’a eşi Selma Hanım; Belediye Meclis Üyeliğine de oğlu Eray. Ellerinden geleni yapmışlar.
Yenipazarlılar, Çanakkalelinin İlçelerinden aday oluşunu sormuşlar. Cevap düşündürücü: “Çanakkale’de Yenipazarlı çok şehit var. Onların hakkını ödemeye geldim.”
MANEVÎ KAZANÇ
SAADET Partisi 9 ilçe, 8 beldede seçimi kazandı. Daha fazlası için çalışmışlardı. İsraf ve yolsuzluğu önlemeyi, belediyelerin girişine, “Rüşvet alan da, veren de mel’undur” sözünü yazmayı amaçlıyorlardı. Bunu kazandıkları belediyelerde uygulayacaklar. Kişinin niyeti amelinden hayırlıdır. Niyetlerine uygun manevî kazancı zaten elde ettiler.
Toplumun yükünü üstlenme görevi olduğu için “yöneticilik”in sorumluluğu çok büyük. Hakkı verilirse insana büyük manevî dereceler kazandırıyor. Adaletten uzaklaşılırsa da “ateşten gömlek” durumunda… Âhirette pişmanlık vesilesi.
5. Halife olarak da anılan adaletiyle tanınmış Ömer bin Abdülaziz, halife seçilişinin ilk günü eşi Fatma’dan üzerindeki mücevherleri istiyor. “Ne yapacaksın” deyince, “Hazineye koyacağım” diyor.
Kendisi de elindeki arazilerin hepsini, “Bundan sonra bunlar benim değil, ümmetindir” diyerek hazineye bağışlıyor. Sadece Şam’da bir mezar yerini parasıyla satın alıyor. Devletin arazisine gömülmeyi bile “haksızlık” görüyor.
Hanımına yaptığı işin gerekçesini açıklıyor: “Bizim elimizde altın, gümüş varken, Allah sözümüzü kimseye dinletmez.”
Saadet Partisi bu adaleti sürdürmek için belediyelerde söz sahibi olmak istiyordu. Onlar yüz akıyla bir sınav verdiler. Allah böyle takdir etti. Olanda hayır vardır.
1.389 belediyeye seçilen bütün başkanlar bu ülkenin insanı. Halkın işlerini üstlendiler. Sorumlulukları büyük. Türkiye’ye hizmet verecekler. Âhiret hesabını dikkate alarak görev yapmaları tavsiyemiz. Hepsine kolaylık dileriz. Allah yardımcıları olsun!