Kenan Evren, 15 Ocak 1981 günü, Konya'da vilayet konağının önünde, meydanda toplanan kalabalığa, elinde eski yazıyla aldığı notlara bakarak yüksek sesle konuşuyordu.
“Kurucu Meclis’ten sonra normal düzene, parlamenter demokratik sisteme döndükten sonra da, Türkiye’nin kaderi memleketi bu hale getirenlere tekrar teslim edilmeyecek! Heveslenmesinler! Memleketi bu hale getirenlere tekrar memleketi teslim etmeyiz...”
Bu sözler bomba gibi patladı adeta. Konuşmayı takip eden gazeteciler kadar, televizyonda konuşmayı dinleyenler ve Konya meydanındakiler şaşkındı. Eski siyasetçilere tamamen yasak geldiğini söylüyordu Kenan Evren.
Bu sözlerini akşam Konya Orduevi’nin ikinci katındaki “Çinili Salon”a Kenan Evren teypte çakınan Harbiye Marşı eşliğinde girdikten sonra da tekrar etti:
“Kurucu Meclis’ten sonraki yeni parlamentoya eski parlamenterlerden hiçbirini sokmayacağız. Hepsi sorumlu çünkü... Yetkilerini kullanmış değiller. Ara sıra bazıları gelip bize yakınırlardı, iyi gitmiyor işler, diye. İstifa edin derdik. Hiçbirinin istifa müessesesi olduğunu anlamak işlerine gelmedi. İstifa eden çıkmadı. Hepsi sorumlu. Hiçbirini almayacağız. Elimizde elektronik makine yok ki, hangisi iyi, hangisi kötü ne bilelim...”
Akşam saat 22.30 gibi Evren ve komutanlar kalktığında, yine Harbiye Marşı çalmaya başladı. Marş bu sefer hep bir ağızdan söylendi.
Ecevit, 27 Mayıs bayramı kaldırıldığı için üzgün
Bülent Ecevit, darbenin ilk günlerinde darbe yapanları suçlamamak lazım demiş, askerlerin eleştirilmesine karşı çıkmıştı. Ancak askeri yönetimin kendisine yönelik eleştirileri ve Bay Ecevit olarak hitap edilmesinin ardından CHP’den istifa etmiş, Arayış Dergisi çıkarmaya başlamıştı.
Arayış’ın Mayıs ayındaki başyazısını 27 Mayıs’a ayırmıştı:
“Anayasa ve Özgürlük Bayramı kaldırıldığı için, 27 Mayıs Devrimi’nin 21’inci yıldönümü sessizce gelip geçecek. Fakat bir ulusal bayram günü olmaktan çıkarılması, 27 Mayıs’ın tarihsel öneminden hiçbir şey eksiltmeyecektir. 27 Mayıs Devrimi, Türk toplumunun demokratik gelişmesinde bir büyük aşama olduğu için önemlidir. 27 Mayıs Devrimi olmasaydı, Türkiye’de demokrasi bundan 21 yıl önce sona ermiş olacaktı.”
Ecevit, milletin oyuyla seçim sandığından çıkanları deviren, Menderes'i, Zorlu'yu, Polatkan'ı asan, partileri DP'yi kapatan, DP'lileri hapse tıkan, siyaset yasakları koyan bir darbeyi devrim diye alkışlayabiliyordu.
Kırkıncı Hoca-Tahsin Şahinkaya görüşmesi
Halkın çoğunluğu ve cemaatlerin ekseriyeti anarşiyi önlediği için 12 Eylül’ü desteklerken, Nurcuların Erzurum kolundan Mehmet Kırkıncı Hoca, arkadaşı Hacı İshak Efendi’nin “Hocam, rüyamda Üstad Hazretleri’ni ve Abdülkadir Geylanî Hazretleri’ni ayrı ayrı gördüm. Her ikisi de size bir anayasa teklifi hazırlamanızı söylemem için beni vazifelendirdiler” rüyasından yola çıkarak Anayasa hazırlıklarına girişmişti.
Kırkıncı Hoca’ya göre olan olmuş darbe yapılmıştı. Demirel, Ecevit, Erbakan, Türkeş gibi liderler artık yoktu, onların devri bitmişti. Kenan Evren onların bir daha siyasete dönemeyeceğini, onlara siyaset yaptırmayacağını açıklamıştı. Aynı Evren, dinden, İslam’dan bahsediyor, komünizme karşı olduğunu söylüyordu.
Kurucu Meclis üyelerinden Selçuk Kantarcıoğlu’yla işbirliği yaparak, İslâm’a aykırı yorumlanacak 24. Maddenin değiştirilmesini sağlamıştı. Ama asıl amacı Kenan Evren ile görüşebilmek ve okullara mecburi din dersi koydurmaya çalışmaktı.
Selçuk Kantarcı, “Ben Kenan Paşa’ya gidemem. Bu iş beni aşar. Siz başka bir kapı arayın.” dedi. Kendisine teşekkür ederek yanından ayrıldılar.
Kenan Paşa’ya ulaşmak için bir yol ararlarken, eski AP milletvekili olan Osman Demirci Hoca konuştu:
“Niğdeli Mustafa Can isminde bir tüccar tanıyorum. Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya ile irtibatı var. Size karşı büyük muhabbeti besliyor. Mustafa Bey’e gidelim, o bizim için bir vesile olabilir. Belki bizi Şahinkaya ile görüştürebilir. Onun vasıtasıyla belki Kenan Paşa’yla görüşebiliriz.”
Mustafa Can onları hürmet ve muhabbetle kucakladı. Vaktiyle birkaç derslerini dinlediğini söyledi. Sohbet ve yemek faslından sonra kendisine:
“Sizden bir ricamız olacak.” dediler ve Şahinkaya ile görüşmek gerektiğini söyleyerek, bu hususta yardımcı olmasını istediler.
Mustafa Can önce teklifi kabule yanaşmadı. Birtakım özürler beyan etti.
Bunun üzerine:
“Mecliste yeni bir anayasa hazırlanıyor. Bu hususta biz de bir çalışma yaptık. İsterseniz bir dinleyin, sizin de fikrinizi alalım.” dediler ve Ahmet Efendioğlu kendisine “Nasıl Bir Anayasa” adlı dosyayı okudu. Efendioğlu henüz iki sayfa okumuştu ki, Mustafa Bey hemen Şahinkaya’nın evine telefon açtı.
Şahinkaya birkaç günlüğüne İstanbul’a gitmişti. Mustafa Can, Şahinkaya’nın hanımına Paşa geldiğinde kendisini araması için not bıraktı.
Kırkıncı Hoca’ya:
“Hocam, siz telefon numaranızı bırakın. Şahinkaya gelince ben ondan randevu alır ve sizi ararım” dedi.
İlk ve ortaokullarla liselerde mecburi din dersi konuyor
Aradan iki üç gün geçtikten sonra Mustafa Can aradı.
“Yarın akşam saat beşte Paşa bizi bekliyor” dedi.
Ertesi gün Mehmet Kırkıncı Hoca, Osman Demirci Hoca, Ahmet Efendioğlu ve Mustafa Can birlikte Paşa’yı görmeye gittiler.
Tahsin Şahinkaya onları çok nazik bir şekilde karşıladı. Oturttu ve hatırlarını sordu.
Kırkıncı Hoca:
“Efendim, biz buraya, sizin bu müspet icraatınıza karşı teşekkür etmeye geldik” dedi. “Şimdi sizin aklınıza, ‘Niye teşekküre gelmek için sekiz ay beklediniz?’ diye bir soru gelebilir. Çünkü sizin eşikleriniz çok yüksek, ulaşabilmek için çok beklememiz gerekti.”
Tahsin Şahinkaya:
“Aman, öyle söylemeyin” dedi. “Ben Niğdeliyim. Babam binbaşı idi. Ben küçükken babam elimden tutar, beni camilere götürürdü. Cihan Harbi’nde Şahinkaya ismindeki bir taşın dibinde, bir şarapnel parçası babamın ayağını koparmış ve soyadımız bu olay dolayısıyla Şahinkaya olarak konulmuş. Annem her Pazartesi ve Perşembe günleri ve diğer mübarek günlerde oruç tutardı. Gelelim bize, şimdi ne ben babama lâyık bir evlât olabildim, ne de hanımım anneme lâyık bir gelin. İnanıyoruz fakat çok şeyi bilmiyoruz.”
Kırkıncı Hoca ve yanındakiler hayretle ve memnuniyetle dinliyorlardı. Paşa devam etti:
“Biz memleketin durumunu ve içinde bulunduğumuz tehlikeyi ihtilâli yaptıktan sonra çok daha iyi anladık. Komünistler 1981 yılının Nisan ayının ilk Cuma gününde ihtilâl yapacaklarmış. Bütün teçhizatlarını hazırlamışlar. Birçok subay elbisesi almışlar. O gün millet Cuma namazını kılmak için camilere girdiklerinde, birçok camiyi bombalayacaklarmış. Devlet adamlarından 100 kişiyi tespit etmişler. Ayrıca şehirlerde kimlerin vurulacağını da tespit etmişler. Adreslerine, telefon numaralarına kadar her şeylerini öğrenmişler. İhtilâl günü onların hepsine suikast düzenleyip öldüreceklermiş. Kimin kimi, nerede, ne zaman vuracağı ince ince hesaplanmış. Mesele bu kadar tehlikeliymiş. Bunların hepsini ihtilâlden sonra ele geçirdik.”
Tahsin Şahinkaya bunları anlatırken çaylar geldi. Çay içerlerken Mustafa Can sözü aldı:
“Paşam hocalarımın yeni anayasa için bazı teklifleri var. Müsaade ederseniz onu okusunlar” dedi.
Bunun üzerine Paşa:
“Biz zaten gerekli tedbirleri aldık ve anayasayı hazırlatıyoruz” dedi.
“Paşam, bunun çaresi kanun yapmak değil. Kanun yaparak bunların önünü alamazsınız” dedi Kırkıncı Hoca:
Tahsin Şahinkaya merakla baktı.
“Peki, nasıl alacağız?”
“Sizin söylediğinize göre, bu işi yapanların ileri gelenleri mezhep ayrımcıları imiş. Maalesef Osmanlı Devleti zamanında bunlara dinî yönden gerekli hizmet götürülememiş. İslâmiyet’in hakikati kendilerine tam manasıyla anlatılamamış. Şimdi bunlara İslâmiyet’i anlatırsak kabul ederler; birkaç cahil adamın peşinden gitmezler. Eğer okullara mecburi din dersi koyarsanız, bu cahil halk bilinçlenir. O zaman problem çözülür.”
Kırkıncı Hoca’nın bu sözlerini dinleyen Tahsin Şahinkaya etkilenmişti.
“Ben bu işle bizzat ilgileneceğim” dedi. “Meclise din derslerinin zorunlu okutulması konusunda teklifte bulunacağız.”
Paşa’nın sözlerinden memnun kalan Kırkıncı Hoca, ondan kendilerini Kenan Paşa’ya götürmesini istedi.
Şahinkaya:
“Hocam, ben yarın akşam kendisiyle görüşeceğim. Bütün bunları kendisine sizin namınıza tek tek nakledeceğim. Sizin görüşmenize gerek kalmaz” dedi.
Ve 23 Temmuz 1981’de Kenan Evren Mehmet Kırkıncı Hoca’nın memleketi Erzurum’da konuştu:
“Yeni aldığımız bir kararla ilk ve ortaokullarla liselerde mecburi din dersi konacaktır.”
Gelecek yazı:
Mili Görüş Tarihi: Refah Partisi Dönemi: 7
Cemaatlerde anayasa oylaması çatışmaları
Mavi neredeyse yasaklanacaktı