IMF talimatlarını uygulayan hükümetlerin, devletin giderlerini sağlamak konusunda uyguladıkları bir formül var: Borcu borç ile kapatmak. Devamlı borçlanma sonucu ülkenin varacağı nokta belli. Borca esir olan bir ülkeye gelecekte hiç de hayırlı bir sonucun beklemediği açık. Bu sebeple, bir ülke dıştan yönetilmemeli, kendi gücü ve kendi millî kaynaklarıyla kalkınabilecek bir ekonomik programa sahip olmalıdır. Böyle bir program, Türkiye de yalnız Millî Görüş ün temsil edildiği Saadet Partisi nde var olduğu görülüyor.

AKP nin ekonomik programına bakın. IMF ve Dünya Bankası na teslim olmuş durumda. Dört buçuk yıllık iktidarları döneminde Türkiye nin borçlarını ikiye katlamışlar. Türkiye yi Cumhuriyet döneminde en fazla borçlandıran bir hükümet olma rekorunu ellerinde bulunduruyorlar. Eğer Türkiye AKP yönetiminde devam ederse, sonu meçhul bir uçuruma sürükleneceği kesin. Türkiye bir an önce böyle bir zihniyetten kurtulmanın formülünü bulmalıdır.

AKP hükümetinin ekonomik programı üç ayak üzerine oturuyor: 1. IMF den aldığı borçlar 2. Ağır ve ölçüsüz vergiler, 3. Halkın alım gücünün üstünde yapılan zamlar.

Türkiye gerçekleriyle örtüşen bir ekonomik programı bulunmayan, Kemal Derviş in programını değiştirmeden devam ettiren AKP nin bu ülkeye verebileceği hiçbir şey yoktur.

Ülkenin sahip olduğu potansiyel ve Türkiye nin yapısını iyi tahlil ederek "millî bir ekonomik çözüm" programı bulunanSaadet Partisi, Türkiye nin önünü açabilecek milli bir programın sahibi olarak görünüyor. Bu program 54. Erbakan Hükümeti zamanında uygulandı ve çok güzel sonuçlara ulaşıldı. O bir yıllık dönemde memur rahat etti. Çiftçinin yüzü güldü. Esnafın işi iyi gitti. İşçi, hak ettiğini aldı. Herkesim insan yaşanabilir bir hayat düzeyine ulaştı. Dış borçlarda geri ödemeler yapılmaya başladı. Bu başarılara imza atan Erbakan için "Efsane başbakan" denilir oldu. Devletin resmi istatistikleri ve o dönemin gazete arşivleri bu gerçeğe şahitlik etmektedir.

Halka ve olaylara Tercüman gazetesinde Ekovitrin sayfasını hazırlayan Kamuran Abacıoğlu "Hangi başbakan daha başarılı" konulu bir araştırma hazırladı. 1980 sonrası kurulan hükümetlerin ekonomik tahlilin yaptığı yazısında, en başarılı başbakanın Erbakan olduğu gerçeğini şu sözlerle ortaya koydu:

"Yiğide vur, hakkını yeme, derler. Erbakan ın Başbakanlığı nda Türkiye 2 yıl üst üste yüzde 7,1 ve yüzde 8.3 ile zirvede kalmayı sürdürdü. Ekonomide o dönemde büyük bir canlılık vardı. Herkes işlerinin iyi gittiğini söylüyordu. Türkiye dış ve iç borç almak yerine öz kaynaklarına yönelerek kaynak paketleriyle büyüme sağladı. Kişi başına millî gelir 3 bin doları aştı. Tabloyu dikkatle inceleyin. Son 10 yılın büyüme rakamlarına bakın. Eğer 28 Şubat postmodern darbesi olmayıp, Refahyol Hükümeti 1999 seçimlerine kadar 2 yıl kadar iş başında kalabilseydi Türkiye bugün çok daha başka noktada olurdu. Ecevit döneminde ekonomi 1999 ve 2001 de 2 kez dibe vurdu. Türkiye IMF ve Dünya Bankası nın boyunduruğu altına girdi. Hâlâ debelenip duruyor. Erbakan ın devrilmesinin sebebi şuydu: Bunlar 2 yıl daha iktidarda kalırsa tek başına iktidar olurlar." (7.4.2003)

Millet bu gerçekleri 22 Temmuz da çok iyi değerlendirmelidir.