Aradan Geçen Uzun Yıllar yakında çıkacak olan bir öykü
kitabımın adıdır bu. Bu kavram bende bir metafordur. Hayatımın bir metaforu.
Yıllar çok hızlı geçiyor ve biz bir yöne doğru istesek de istemesek de
evriliyoruz.
Milli Gazete nin henüz çıkmadığı yılları bilirim. Bize
ait bir gazetenin olmadığı, kimi gazeteler arasında gidip geldiğimiz yıllar.
Taşrada insanın kendi kendine yol bulması çok zor. Özellikle 1970 li yılların
başı. Bizim açımızdan böyle. Her şey el yordamıyla yürüyor. İnsanın yönünü
sağlıklı bulması, deyim yerindeyse rastlantılarla oluyor. Batıcı sağcılığın
Anadolu insanının üzerine çöreklendiği yıllar. Türkiye ortadan ikiye bölündüğü,
sağ ve sol... Sağcılığın siyasal merkezi Mason Süleyman Demirel. Nurcuların
nitelemesiyle Nurlu Süleyman yanıltmasının derin izleri ve etkileri var.
Nurcular, Euzubillahi minessiyase diyorlar. Bu, Siyasetin şerrinden Allah a
sığınırım anlamında. Görünürde siyasetin dışında gibi ama Demirel e sonuna
kadar destek veriyorlar.
İmam Hatip okulunda öğrenciyim. Okuma meraklısıyım. Elime
ne geçse okuyorum. Sağcılık belâsının başımızda olduğu günler. Bir öğretmenim
beni İslâm kitapevine götürdü, üstad Necip Fazıl ile üstad Seza Karakoç un
kitaplarını aldırdı. Biz kitapları seçerken, binanın üst katında MNP nin
toplantısı var. Hak yol İslâm yazacağız marşı söyleniyor. Sesler Elazığ ın
ana caddesinde yankılanıyor. Kulağımıza çalınan bu marş bizi çekiyor. O gün
için çıkmakta olan gazeteler var, kendimize yakın bulduğumuz. Onlara fahri
muhabirlik yapıyoruz bize kart çıkarıp göndermişler. O kartlarla kimi kamu
kurumlarına girip çıkıyoruz, maçlara da bedava giriyoruz. Bu gazetelerden biri
elimde, sosyal demokrat ve üzerimde çok emeği ve hakkı olan, beni İmam Hatip
Okulu na kaydeden velim, babamın dayısının oğlu Nurettin Hasköylü nün evine
hafta sonları evci olarak gidiyorum. Ondan iyi bir azar işitiyorum: Bir daha
bu gazetelerle evime gelme diyor.
Üstad Sezai Karakoç un Allah a İnanmak ve İnsanlık adlı
kitabı da elimin altında. İlk kez o kitapta sağ ve sol kavramlarının tanımını
öğreniyorum. Artık sağcı değilim, onlardan da uzak duruyorum. MNP kapanıyor,
sonra MSP kuruluyor. Partinin koridorlarındayım, gençlik kollarında görev
alıyorum. Hem İlim Yayma Cemiyeti adına, hem de MSP adına köylere, mahallelere
seminerlere gidiyoruz. Bu genç tıfıllar hatip olma yolundadırlar.
Milli Gazete çıkıyor, artık sağcı gazeteleri bırakıyorum.
Üstad Necip Fazıl, üstad Sezai Karakoç, Prof. Osman Turan, Hasan Aksay ve daha
nicelerinin yazarı olduğu gazete. İçer gibi okuyorum. Dayım Ankara ya
taşınmıştı artık.
Milli Gazete bir hikâye yarışması açmış, ben de Tıkırtı
adlı öykümle yarışmaya katıldım. Mansiyon aldım, öyküm gazetede yayımlandı.
Kanatlandım uçuyorum. Gazeteyi dolabımda sımsıkı saklıyorum.
Edebiyat ilgim çok kuvvetli, deli gibi okuyorum. Okul
kütüphanesinin kitapları yetmiyor kentin kitapçılarına dadanıyorum. Yolumu
bulmuşum, kendime güvenim tam. Edebiyat Dergisi Yayınları nı keşfediyorum.
Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Nuri Pakdil, Rasim Özdenören, Cahit Zarifoğlu, Akif
İnan, Erdem Bayazıt ın kitaplarını alıyorum. Tercüman gazetesinin 1000 Temel
serisi çıkıyor, ne çıkıyorsa alıyorum.
Milli Gazete yi satır satır okuyorum. Bakıyorum ki tam 43
yıl geçmiş ve biz bu gazetenin yazarları arasındayız. Takdir bu. Güzel bir
yolculuk. Milli Gazete nin bizim hayatımızda özel bir yeri var. Bu gazeteden
kimler geldi kimler geçti.