Hayatla ölüm hep yan yanadır ama pek göremeyiz. Çünkü ölümün
yüzü soğuktur ve ansızın çalar kapımızı. O yüzden yüzümüzü her zaman hayattan
yana çevirir ve bu duygudan kaçarız. Ama nasıl ki acı ile neşe yan yana ise
ölüm ile hayat da aynı şekilde iç içedir. Bir tarafta nefes alıp veren, konuşan
ve bir lokma ekmek için koşturanlar, diğer tarafta ise, aşklarıyla acılarıyla
ve onlarca yaşanmışlıklarıyla hayata veda edenler vardır. Mezarlar genellikle
yol kıyılarında olduğundan mezar taşları ile gözgöze gelir ve bu insanlara ne
kadar yakın olduğumuzu görürüz.
Mezarlar okunacak birer kitaptır. Farklı kültür, farklı
mevki, farklı mizaç ve hatıralara imza adan onlarca insan bir mezaristanda yan
yana yatarlar. Burada sizin sahip olduğunuz paranın, makam ve mevkiin hiç önemi
yoktur. İnsanların yaşanmışlıkları ise silik bir izdir. Toprakta hatıraların
kokusu vardır. Kim bilir hangi hayatları yaşadılar hangi aşkları tükettiler
hangi makam mevkiyi işgal ettiler hangi hayalleri kurdular Ölüm işte. Her şey
biranda değişiyor ve bir göç ile veda edip gidiyorsunuz.
Osmanlı’da mezarların bir kısmı evlerin bahçesinde yer
alırdı. Yani hayatla ölüm iç içiçeydi burada. Bu içiçelik, insanların ölüm
tefekkürünü arttırmakta ve otokontrol imkanı vermekteydi. Aile bireyleri
evlerine geçerken ölen yakınlarının hatıralarını yeniden yaşamakta ve ölümü
tefekkür etmekteydiler. Mezar taşları ise yolun hemen kıyısına düşer ve
insanlar başlarını çevirdiklerinde bu taşları görebilirler.
Eskiden büyükler, sık sık mezar ziyaretleri yapar hatta
orada uzun süre kalır ve ölümü tefekkür ederlermiş. Bu onları hatalardan ve
dünyayı kutsamaktan alıkoyar ve yaşamlarına düzen vermelerini sağlarmış. Bu gün
insanlarımız bırakın mezarlıkları ziyaret etmeyi, ölümü çağrıştıran her şeyden
kaçıyor ve ebedi yaşayacakmış gibi hareket ediyorlar. Oysa ölümü sık sık akla
getirmek ve hayatın geçiciliği unutmamak, önümüzü görmemize ve adımlarımızı
gözden geçirmemize yardımcı olur. Çünkü bütün hataların başında biranlık gaflet
bir anlık boş vermişlik vardır ki, bu da kişinin ölümlü olduğunu unutmasıyla
ortaya çıkar.
İster gerçeği görün ve ölümü hatırlayın, ister başınızı
çevirip geçin bu mezarların sizlere söylediği bir söz var. Eğer o sözü
işitirseniz önünüzü görür doğru yoldan sapmazsanız.