Haftalardan beri ABD üst yönetimi ile Kuzey Iraktaki teröristlerin yakalanması için görüşmeler yapılıyor. Bu görüşmelerde Türkiyenin esas itibariyle söylediği söz şu:
Irak sizin işgaliniz altında olduğuna göre Kuzey Irakta yapılacak bir operasyon ister istemez size karşı yapılmış olacak. Bu bakımdan burada yerleşmiş olan ve Türkiyeye zarar veren teröristleri ya siz yakalayın bize teslim edin ya birlikte bir operasyon yapalım ya da bırakın biz başımızın çaresine bakalım.
Bu alternatifli teklife karşı Amerikan yönetiminden net bir cevap alınabilmiş değil. Sadece Türkiyeye sınırlı bir biçimde terör yuvalarını vurabileceğinin söylendiği anlaşılıyor. Medyaya yansıyan bu. Ancak, Türkiyenin bu sınırlı operasyonu da yaptığı yok. Belliki bir anlaşmaya varılabilmiş değil ve ABD,Türkiyenin tek başına da birlikte de sınır ötesi operasyonuna karşı. Buna karşılık sanki bizim yetkilileri oyalamak adına bazı sözler verilmiş. Mesela örgüt yöneticilerinden bazılarının yakalanıp Türkiyeye teslim edileceği gibi.
Çünkü, Türk kamuoyu medyada yer alan haberlerle böyle bir beklentiye sürüklendi. Hemen herkes bugün yarın bazı teröristlerin paketlenip Türkiyeye teslimini bekliyor. Bu beklentiler de şimdiye kadar boş çıktı. Belli ki ABD bu konuda kılını kıpırdatmıyor. Belki de bugüne kadar besleyip büyüttüğü terör örgütüne dokunmaya içi elvermiyor. Onları kolluyor. Türkiyenin de itirazlarını azaltmak için kontrolü altındaki terör örgütüne bir süreliğine sessizliğe bürünmeleri tavsiyesinde bulunmuş olabilir.
Bu sebeple olsa gerek Almanyanın 6 polisi şehit eden PKKlı Eşref Kızılay ile Mehmet İltaşı Türkiyeye teslim etmesi medyada, "Bushtan beklerken ilk paket Merkelden geldi" şeklinde değerlendirildi. Almanyanın söz konusu iki teröristi bugüne kadar Türkiyeye niçin iade etmediği, PKK yandaşlarının Almanyada hala faaliyet göstermelerine niçin izin verilir sorularını bir kenara bırakalım ve bu iki iadenin gerçekleştiği günlerde Avrupa Parlamentosunda sergilenen bir başka oyuna dikkat çekelim. O zaman Avrupa Birliği ülkelerinin ikiyüzlülüğü açıkça görülecektir.
Yukarıda sözünü ettiğimiz paketin Türkiyeye iade edildiği günlerde İnterpol tarafından Kırmızı Bülten le aranan bir PKKlı Avrupa Parlamentosunda konuşma yapıyordu.
Olay medyaya şöyle yansıdı:
"Kırmızı Bültenle aranan PKKlı Ahmet Gülabi Avrupa Parlamentosundaki bir toplantıya katıldı ve konuşma yaptı."
Aslında AB ülkelerinin tavrı açıkça ortada. Onlar için Türkiyeye karşı faaliyet gösteren PKK ya da bir başka törör örgütü her zaman makbuldur ve destek görür.
Eğer şimdiye kadar PKKlılar Avrupa ülkelerinde sanki koruma altındaymış gibi faaliyet gösterememiş olsaydı terör bu kadar azar mıydı Türkiye bu kadar evladını kaybeder, maddi zarara uğrar mıydı Bu bakımdan Merkelin iki PKKlıyı Türkiyeye iade etmiş olmasını ABnin PKK ve Türkiyeye bakışının değiştiği şeklinde yorumlamak yanlış olur. Yapılan sadece şartlara göre bir gönül alma operasyonundan ibarettir. Merkel ya da ABnin diğer ülkelerini insanımıza şirin göstermeye çalışmanın bir anlamı yoktur.