“İslâm; Allah Teâlâ’ya saygı, yaratıklarına da şefkat ve merhamettir.” Merhamet ve adalet, İslam’ın/Kur’an’ın temel kavramlarından... Ne yazık ki, merhamet ve adalet yoksulu bir toplum olduk...

Merhametle adalet birbirinden ayrılmaz. Merhamet nerdeyse, kimdeyse adalet de orada, ondadır. Merhametsizlik de, adaletsizlik de zulümdür.

Er-Rahman, Er-Rahim, El-Adl Allah Teâlâ’nın isim-sıfatlarından.

Kur’an-ı Kerim’de “Rahman” ismi 57 kez, “Rahim” ismi de 114 kez zikredilir. Rahman; yaratıkların tümüne nimet veren, merhamet eden, rahmeti her şeyi kuşatandır. (Araf/156) “O, rahmeti Kendine farz kılmıştır.” (En’am /12,54) Yaratan, yaşatan, sıhhat, akıl, irade ve rızık veren O(c.c)dur. Her şeyi insan için yaratmıştır. (Bakara/29, İbrahim/32-33, Lokman/30) “İnsana sayısız nimetler vermiştir. (İbrahim/34)

MERHAMETİ sınırsız/sonsuz olan Rahmân ve Rahim Rabbimizin; dünyadaki sayısız maddi-manevî nimetleri içinde en değerli ikisi, bizim için, son Kitabı ve son Rasulu’dur (s.a.v). İkisi de nimet/rahmet/hidayet rehberimizdir. (Maide/3, Tevbe/128, İsra/82, Enbiya/107)

İlahi mesajları, peygamberleri de büyük nimet ve rahmettir. (Maide/3, En’am /154, Araf/52, Hud/17) Kur’an, müminlere rahmettir. (Yunus/57, Nahl/89, İsra/82)

Peygamberimiz (S.A.V) de âlemlere rahmet olarak gönderildi. (Enbiya/107)

“İndirilen tüm suhufların, kitapların anlamı Kur’an-ı Kerim’de toplanmıştır. Kur’an’ın anlamı Fatiha’da, Fatiha’nınki “Besmele”de toplanmıştır. Başka bir ifadeyle “Fatiha” Kur’an’ın, “Besmele” Fatiha’nın, Kur’an da öteki kitapların özü, anası gibidir. Besmele yedi harf, Fatiha da yedi ayettir.

Kur’an-ı Kerim’in bir adı da ŞİFA’dır. “Kur’an, müminler için rahmet ve şifadır.” (İsra/82) “Kur’an hükümleri ‘hayat’ verir.” (Enfal/24) Rahmet kelimesi 114 ayette, merhamet kelimesi de bir ayette geçiyor. (Beled/17) Cennet, Kur’an’da “rahmetullah” olarak nitelendirilir. (Âl-i İmran/107) “(Resulüm) Biz Sana emrimizden bir RUH vahyettik. Kitabı sana NUR yaptık; dilediğimizi O’nunla hidayete eriştiririz.” (Şûra/52)

Rahim; cennette müminlere merhamet edendir.

Merhamet, hem iyilik yapmayı hem de zararlardan/kötülüklerden korumayı içerir.

Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız, iman etmedikçe cennete giremezsiniz.” (H.Ş.)

“Rahmetim, gazabımı geçmiştir.” (H.K) “Merhamet edenlere merhamet edilir.” “Kendin için istediğini, sevdiğini kardeşin için de iste ve sev.” “Müminler bir vücudun organları gibidir.”

“Rahmetin yüzde biri tüm mahlukata/yaratılmışlara verildi.” (H.Ş.)

Allah Teala’nın kullarına merhameti, annenin çocuğuna şefkatinden daha çoktur.” (H.Ş.) “Dinin temeli sevgidir.” “Merhamet, imandandır.” (S.A.V)

Altınları, malları biriktirip sayanların (Hümeze), Allah yolunda infak etmeyenlerin vay haline. (Tevbe/34)

Ne yazık ki, hem merhamet hem de adalet yoksuluyuz. Maddi yoksulluğumuzun nedenlerinden birisi de bu değildir mı? Her iki erdem de, paylaşmak değil midir? Acıları, sevinçleri, nimetleri, dertleri paylaşabilmek? Kardeşlik de sevgi de, Müslümanlık da bunu gerektirmiyor mu? Bencillik batağındayız!

Merhamet yerini düşmanlığa, adalet yerini zulme terk etmiş; sonuç ortada... Gelirler arasındaki dengesizlikler, uçurumlar birer merhametsizlik ve adaletsizlik göstergesi değil midir? Nerede zekât, infak, sadaka, isar? Ülkemizdeki zekât potansiyeli yıllık 85 milyar dolar civarındaymış. Zekât vermekten kaçanlara Hz. Ebubekir (r.a.) savaş ilan etmiş. “(Hangi kimlikte olursa olsun) Komşusu açken, tok yatan bizden değildir” (S.A.V) tehdidinin muhatapları bizler değil miyiz? “Zekât vermeyenin namazı da yoktur.” (İbni Mesud (r.a)) Dünyada zekât kapasitesi ise 10 trilyon dolarmış. Bir İslâm birliği sağlansa, zekât hayata geçirilebilse zillet, fakirlik sorunu kalır mı?

Zekâtta servet, zengin kesimden yoksula akıyorken, faizci düzendeyse bugünkü gibi yoksullardan zenginlere akmaktadır. Zekât bir bağış değil, yoksulun zenginin serveti üzerindeki “hakkı”dır. Zekât toplumda barışı, kardeşliği sağlıyorken, faiz de aksine husumetleri, kıskançlıkları besliyor, barışı da zedeleyebiliyor. Toplumsal adalet/denge güven de zekâtla sağlanabilir.

Zekâtın verilmemesi de zulümdür. Ukubatta/ceza hükümlerinde de merhametsizlik değil, adalet söz konusudur. Amaç din, can, akıl, iffet/aile, mal vb… Temel hak ve değerlerin korunması, toplumda güvenin, düzenin sağlanması, suçların önlenmesi, suçluların ıslahı amaçları vardır. “Kısasta hayat vardır.” (Bakara/179)

ADALET;

Adalet; insaflı ve doğru olmak, zulmetmemek, eşit olmak, her şeye hakkını vermek, düzeltmek, mutedil olmak, her şeyi yerinde yapmak, istikamet, hakkaniyet anlamlarında. İfrat ve tefrit arasında orta yolu takip etmek, haramları terkle, farzları yapmak; haklıya hakkını, haksıza cezasını vermek, suç ve cezada eşit davranmak; şirk, zulüm, küfür, infakı terk etmek anlamlarında... Hikmet+iffet+şecaat toplamına da adalet deniyor. Allah Teâlâ, adaleti emrediyor, zulmü de yasaklıyor. (Nahl/90, Hadid/25)

Sözde (En’am /152), şahitlikte (Maide/8), yargıda (Nisa/58), barışın sağlanmasında (Hucurat/9), borçlanmalarda (Bakara/282), aile hayatında (Nisa/3,129) adalet emredilmiştir. Zıddı cevr, zulüm...

Ne yazık ki, hem merhamet hem de adalet yoksuluyuz.

Merhamet de, adalet de ahlâkî erdemlerden olsa da ekonomik sonuçları vardır. Merhamet hem iyilik yapmayı hem de zararlardan korumayı içerir. Merhamet ahlâkî, adalet ise hem “ahlaki” hem de “hukukî” kavramlardan. İslam, hayatın tüm yönlerini kapsayan bir dindir. Hiçbir şey İslam’ın hükümleri dışında değildir. İslâmî hükümler kulların dünya ve ahiret yararınadır. Ya yarar sağlar veya zararları önler.

“Yüce Allah, insanlar üzerinde adaleti sağlamak için peygamberlerini, kitaplarını göndermiştir. (İbnü’l Kayyim (r.h.) “Şeriat; bütünüyle adalet, rahmet, maslahat ve hikmettir.” Ümmet âlimlerinin çoğunluğu, şeriatın, dünya ve ahirette kulların maslahatlarını gerçekleştirmek için indirildiğinde görüş birliğindedirler.

Hadid/25. ayeti, bütün semavi mesajların maksadının, adaletin yeryüzünde sağlanması olduğunu bildirir.

“Allah Teâlâ, peygamberlerini yeryüzünde marufu/iyilikleri emretmek, münkeri/kötülükleri de nehyetmek/yasaklamak göreviyle göndermiştir. (İ.Gazali (r.h.))

“Şeriatın halka yönelik maksadı; onların dinlerini, nesillerini, canlarını, akıllarını ve mallarını korumaktır.” (İ.Gazali (r.h.))

Rabbimizden; bizi merhamet ve adalet yoksulluğundan kurtarmasını diliyoruz, vesselam.